(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/4218 E. , 2008/8860 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 05.05.2006 ve 14.12.2006 gününde verilen dilekçeler ile tapu iptali ve tescil ile ecrimisil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.12.2007 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 01.07.2008 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Av.... ile karşı taraftan davacılar vekili Av.... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanç gösterilene bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inanç gösterenin tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla, inanç gösterilen kişi, inanç gösteren namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona yani inanç gösterene geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde, bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. İnanç sözleşmeleri anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan ve inanç gösterilen kişi adına taşınmazın tapuda tescil edildiği tarihten önce düzenlenmiş bir belge olmalıdır.
Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayıl...la beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı taraf elinden çıkmış yazılı delil başlangıcı (HUMK.m.292) niteliğinde bir belge varsa inanç sözleşmesinin “tanık” dahil her türlü delil ile kanıtlanması olanaklıdır. İddiasını yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa her türlü delille kanıtlayamayan davacının yemin deliline dayanması durumunda mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacılar, davalıların miras bırakanı ... ile kardeş olduklarını, 37105 ada 27 parsel sayılı taşınmazda ... adına kayıtlı payın yurt dışından gönderdikleri para ile ortak olarak alındığını, üzerindeki binanın da ortak katkıları ile yapıldığını, binanın bir kısmını davalıların işgal ettiklerini ileri sürerek , tapu kaydının iptali ile 1/3 er pay oranında adlarına tescili ile 7000.00 YTL ecrimisil istemişlerdir. Davalılar, dava konusu taşınmazın ... Belediyesinden miras bırakanları tarafından satın alındığını , üzerindeki binanın da miras bırakanları tarafından yapıldığını savunarak davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece, ayın isteminin kabulüne, ecrimisil isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Az yukarıda açıklandığı üzere, inanç sözleşmeleri yazılı delil ile kanıtlanabilir. Yazılı delil bulunmazsa, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayıl...la beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa inanç sözleşmesinin tanık dahil her türlü delil ile kanıtlanması mümkündür. Somut olayda; davacılar inanç sözleşmesini yazılı delil ile kanıtlayamamışlardır. Mahkemece, davalılar miras bırakanının davacılara gönderdiği mektuplar yazılı delil başlangıcı kabul edilmiş ise de, dosya içinde bulunan bu mektupların içeriğinden davalılar miras bırakanının davacılara yapılan inşaatın yapım safahatı ile bilgi verdiği ve aldığı inşaat malzemeleri nedeniyle borç para talep edildiği anlaşılmakta olup, bu mektuplarda dava konusu taşınmazın ortak olarak alındığı ve taraflar arasında inanç sözleşmesi bulunduğuna dair bir kayıt bulun...tadır.
Kaldı ki; dosya kapsamından dava konusu taşınmazın 90 metrekarelik kesiminin 2982/3290 sayılı Yasa hükümleri uyarınca davalılar miras bırakanına tahsis edildiği, 40 metrekarelik kesiminin ise Belediye encümeninin 22.06.2000 tarih, 1402 sayılı kararı ile davalılar miras bırakanına satıldığı anlaşılmaktadır. Davacılar yurt dışından davalıların miras bırakanına para gönderdiklerini ileri sürerek buna ilişkin dekont örnekleri sunmuşlar ise de, bu dekontlar yazılı delil başlangıcı olarak kabul olunamayacağından, davacılar gönderdikleri paralar nedeniyle karz akdine dayalı alacak davası açabilirler.
Tüm bu açıklamalardan anlaşıldığı üzere taraflar arasında 5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi inanç sözleşmesi bulunduğu kanıtlanamamıştır. Davanın tümü ile reddine karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu ayın isteğinin hüküm altına alınması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.