(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/3560 E. , 2007/4957 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 23.06.2003 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen 12.12.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: _K A R A R_ Dava, 332, 333, 356, 357, 358, 359, 361, 363, ve 375 parsel malikleri tarafından Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak geçit hakkı istemiyle açılmıştır. Mahkemece davanın kabulüne ilişkin hüküm Dairemizin 01.07.2004 tarihli ilamıyla bozulmuş, bozmaya uyulmuştur.
Geçit hakkı davaları özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alır. O yüzden uygun geçit yeri saptanırken komşuluk hukukunun genel ilkeleri gözetilmelidir. Bu ilkenin doğal sonucu olarak geçit hakkı davalarında davacının subjektif arzusuna bakılmamalı, geçit gereksinimi objektif esaslara uygun belirlenmeli yine komşuluk hukukunun gereği fedakarlık tüm komşular arasında «fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi» dikkate alınarak dağıtılmalıdır. Bu genel açıklamadan sonra somut olaya gelince; Yukarıda söylendiği gibi dava 332, 333, 356, 358 ve 362 parseller yönünden kabul edilmiş, 363 ve 375 parseller yönünden reddedilmiş, geçitle yükümlü taşınmaz krokide 360 parselin ... ile işaretli bölümü olarak belirlenmiştir. Bir davanın aynı amacı taşıyan tarafları arasında ve yine aynı amaca yönelik olarak birden ziyade davalı aleyhine birlikte açılması usul hukukunda zorunlu dava arkadaşlığı olarak bilinir. Zorunlu dava arkadaşları o hakkı dava edeceklerse birlikte dava açarlar veya o haktan dolayı aleyhlerine dava açılacaksa dava hepsine karşı açılır. Bu tür davaların usul hukuku açısından en önemli sonucu zorunlu dava arkadaşları tarafından açılan ya da aleyhlerine açılan davaların tek bir dava olmasıdır. Dava arkadaşları davayı birlikte yürütür, davada birlikte hareket ederler. Fakat böyle bir zorunluluk yoksa birden ziyade kişinin bir başka kişi aleyhine birlikte dava açmaları gerekmeyeceği gibi aleyhlerine de aynı safta gösterilerek dava açılamaz. Zira böylesine durumlarda davanın ayrı ayrı hasımlar aleyhine açılması söz konusu olur.
Birlikte dava açmaları gerekmeyen veya aynı davada davalı olarak hasım gösterilmesine gerek bulunmayan kişilerin açtıkları davalar veya aleyhlerine açılan davaların yargılamada ... bir sonuca ulaşılmak için HUMK.nun 46. maddesi hükmünce ayrılmasına davanın her safhasında istek üzerine veya kendiliğinden karar verilmelidir.
Somut olayda; geçit ihtiyacı içinde bulunduğu açık olan davacı parsellerinin birlikte (zorunlu) davacı olmalarını gerektiren hiçbir hukuki neden yoktur. Çünkü her bir parsel maliki gerçek hasımları aleyhine ayrı ayrı davalar açtığında komşu parsellerinden geçit ihtiyaçlarını karşılamaları olanaklıdır. Esasen yukarıda sözü edilen fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi bunu gerektirir. Davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı halde davacı parsel maliklerinin zorunlu dava arkadaşı imiş gibi bir araya gelerek davalı 360 parseli katlanması gerektiğinden daha ağır bir yükle yükümlü kılmaları hem geçit hakkı davalarında hakim olması gereken komşuluk hukuku ilkelerine hem de usul hükümlerine uygun düşmemiştir. Dairemizin 01.07.2004 günlü bozma ilamının 3. sahifesinde «…tüm davacı taşınmazları için davalı 360 parselden geçit tesisi uygun olmayabilir…..» sözleriyle başlayan bozma hükmüyle amaçlanan da budur. Bu durumda mahkemece her bir davacı için birlikte açılan geçit hakkı istemine ilişkin dava tefrik edilip uygun geçit güzergahı tek bir parsele yüklenmeksizin komşuluk hukuku ilkelerine uygun belirlenerek oluşacak sonuç doğrultusunda hüküm kurulmalıdır. Karar açıklanan nedenle bozulmalıdır.