İçtihat Pro — Emsal Kararlarla Güçlü Savunma — ictihatpro.com
Devam etmek için kayıt olun
Ücretsiz hakkınızı kullandınız.
Kayıtlı kullanıcılar günde 3 arama yapabilir ve 30 belgeye kadar görüntüleyebilir.
Karar Etiketleri
16.10.2018
KALDIRILMASINA
ISTINAFHUKUK
HUKUK
Ticaret Hukuku
6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalı tarafça yatırılan 121,30 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyasında; davacı tarafından 16/01/2017 tarihinde 24.442,93 TL asıl alacak, 103,42 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 24.546,35 TL alacağın asıl alacağa aylık %3 oranında işleyecek faizi ile birlikte tahsili istemiyle icra takibi başlatıldığı, borcun sebebinin "cari hesap alacağı" olarak belirtildiği, sunulan cari hesap ekstresinde iki adet faturanın yer aldığı, ödeme emrinin tebliği üzerine davalı vekili tarafından 19/01/2017 tarihinde sözleşmeye, sözleşmedeki imzaya, borca ve ferilerine itiraz edildiği anlaşılmakla, davanın İİK'nın 67.maddesi uyarınca yasal süre içerisinde açıldığı tespit edilmiştir. Takibe konu cari hesap alacağını oluşturan faturaların 30/11/2016 tarihli 18.424,00 TL bedelli ve 15/12/2016 tarihli 6.018,92 TL bedelli e-arşiv faturaları olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafından kart satış sözleşmesi sunulmuş ise gerek dosya kapsamına fiziki olarak sunulan gerekse UYAP sisteminde dilekçe ekinde yer alan sözleşme okunaklı değildir. Davacı tarafça sözleşmenin okunaklı örneğinin dosyaya ibrazı gerekmektedir. Mali müşavir bilirkişiden alınan raporda; davacı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının ticari defterlerine göre 24.442,93 TL alacaklı olduğu, davalı tarafça ticari defterler ibraz edilmediği, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin "finansal şartlar" başlığında ödeme vadesinin 30 gün olarak düzenlendiği, "Müşteri Yükümlülükleri" bağlığı altında vadeli ödemelerde fatura ibrazı takiben vade tarihinde davacı şirkete ödenmesi, herhangi bir gecikme halinde vade tarihinden itibaren başlayacak aylık TRLİBOR + %2 oranında gecikme faizi ödemekle yükümlü olduğu şeklinde tanzim edildiği, davacı şirketin e-fatura mükellefi olup davalı şirkete e-fatura düzenlediği ancak davalı şirketin e-fatura mükellefi olmadığı, faturalara konu hizmet/ürün teslimine dair dosya kapsamında irsaliye bulunmadığı, faturaların davalıya tebliğ edilip edilmediğinin tespit edilemediği ancak düzenlenen faturaların taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında düzenlendiği ve davacı şirketin 11/12/2017 tarihli dilekçe ekinde sunduğu belgelerde fatura içeriklerinin açıkça belirtildiği, sözleşmedeki vade tarihi ile faturalardaki faiz oranı üzerinden hesaplama yapıldığında toplam faiz alacağının 445,62 TL olduğu yönünde görüş sunulmuştur.Tebligata yönelik itiraz incelendiğinde;Davalı vekilinin istinaf sebeplerinden ilki, dava dilekçesinin vekile tebliğ edilmesi gerekirken, davalı şirkete tebliğ edildiği yönündedir.Dosyanın yapılan incelemesinde dava dilekçesi ve eklerinin davalı şirket çalışanına 10/06/2017 tarihinde, ön inceleme duruşma gününün 30/09/2017 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Takip dosyasında borca itiraz eden vekil aynı ise de, dava itirazın iptali istemine ilişkin olduğu için vekile değil asile tebligat yapılması gerekmektedir. Nitekim Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 03/06/2022 tarihli 2021/1 E. 2022/3 K. sayılı ilamında da, "icra takibine maruz kalan borçlu, vekil marifetiyle takibe itiraz ettiğinde, itiraz üzerine duran icra takibinin devamını sağlamak için alacaklının açacağı itirazın iptali davasında dava dilekçesinin asile tebliğ edilmesi gerektiğine" karar verilmiştir. İmzaya yönelik itiraz incelendiğinde;Davalı taraf, dava dilekçesinin tebliği üzerine yasal süre içerisinde cevap dilekçesi sunmadığı gibi ön inceleme duruşmasına da katılmadığından, münkir sayılması gerekmektedir. Ancak davalı vekili gerek icra dosyası kapsamında sunmuş olduğu itiraz dilekçesinde gerekse yargılama aşamasında sözleşmede yer alan imzanın müvekkiline ait olmadığını belirterek imzaya itiraz etmiştir. Mahkemece imza itirazı değerlendirilmemiş ise de, davalı tarafça icra dosyasına süresi içerisinde sunulan itiraz dilekçesince imzaya itirazlarının açık bir şekilde ifade edildiği, her ne kadar cevap dilekçesi ibraz edilmemiş ise de sunulan beyan dilekçesinde imzaya yönelik itirazlarının yinelendiği ve imza incelemesi yapılmasının talep edildiği açıktır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/10/2020 tarihli 2020/2423 E. 2020/3904 K. sayılı kararının içeriği de aynı yöndedir. Anılan kararda; "...Bölge Adliye Mahkemesince, davalı davaya cevap vermemiş ise de İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında davalının imzaya itirazda bulunduğunun anlaşıldığı, açılan itirazın iptali davasında ayrıca cevap dilekçesinde imzaya itiraz edilmemesi imzaya itirazdan vazgeçilmiş sayılmasını gerektirmediği, 28.07.2011 tarihli genel kredi sözleşmesi öncesi ve bu tarihe yakın imzalar ve davalı imza örnekleri ile birlikte inceleme yapıldığı, kötüniyet tazminatı yargılamanın her aşamasında talep edilebilecek olup basiretli tacir gibi hareket etme mecburiyetinde olan bankanın huzurunda atılması gereken imzadan bilgi sahibi olduğunun kabul edilmesi gerektiği, böylece gerçeğe aykırı imza ile icra takibi yapılması nedeni ile bankanın kötü niyeti anlaşılmakla banka aleyhine kötü niyet tazminatı verilmesi gerektiği, gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine; davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile hükmün kötüniyet tazminatı isteminin reddine ilişkin kısmın kaldırılarak nakit alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline..." yönelik hükmün onanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemece öncelikle imza incelemesi yapılması gerekirken bu yönde bir inceleme yapılmadan karar verilmesi hatalıdır.Esasa yönelik itirazlar incelendiğinde;İspat; dava konusu yapılan hakkın gerçekten var olup olmadığının anlaşılması, maddi hukukun o hakkın doğumunu veya sona ermesini kendisine bağladığı vakıaların doğru olup olmadığının tespit edilmesi sonucunda mümkün olur ve dava konusu hak ile buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları yönünde mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
213 sayılı Vergi Usul Kanunu
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu
6102 sayılı TTK'nun 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu
HMK md.353/1
HMK md.222
HMK md.357
K6100 md.6
K6100 md.353
K3095 md.2
TTK md.1530
İİK md.67
TTK md.21
HMK md.355
TTK md.21/2
K6102 md.21/2
K6102 md.21
K6762 md.222
TTK md.84
K6100 md.187/1
K4721 md.2
K6100 md.355