T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

Devam etmek için kayıt olun

Ücretsiz hakkınızı kullandınız.

Kayıtlı kullanıcılar günde 3 arama yapabilir ve 30 belgeye kadar görüntüleyebilir.

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap
Karar Etiketleri
12.03.2019 KABULÜNE ISTINAFHUKUK HUKUK Ticaret Hukuku 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi uyarınca uygulanacak olan ticari avans faizinin esas alınması gerektiği anlaşılmakla, mahkemece bu yönde verilen kararın dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmaktadır. İspat yükü: 6102 sayılı TTK'nin 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/4521 E. 2016/549 K. sayılı ilamı; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27/062003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Faturalar ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nin m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır... borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nin 222. (6762 sayılı TTK'nin 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.." şeklindedir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir. İş bu nedenle, hizmetin alınmadığı yönündeki iddianın davalı tarafın ispatlaması gerektiği açıktır. Zira, mali müşavir bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda, davacının ve gerekse davalı tarafın ticari defterlerini incelenmesinde 11 adet fatura karşılığı 22.715 TL tutarında faturanın defterlere kaydedildiği yönünde tespit yer almaktadır. Sözleşmenin 6.4. maddesinde göre usulüne uygun hak ediş düzenlenmeksizin fatura tanzim edildiği itirazının değerlendirilmesi: Taraflar arasında düzenlenen 01.09.2015 tarihli sözleşmenin 6.4. maddesinde danışman tarafından işe başlandıktan sonra hakedişlerin her ayın aynı tarihi olmakla birlikte bir ay arayla meri şartnamelere uygun olarak ve sözleşmede yer alan birim fiyatlarına göre danışman tarafından düzenlenileceği, hak edişin işveren tarafından yazılı olarak kabul ve onayından sonra danışmanın o hak edişe ait faturayı kesip işverene teslim edeceği belirtilmiştir.Davalı tarafça istinaf dilekçesinde sözleşmenin 6.4 maddesine göre usulüne uygun hak ediş düzenlenmediği, bu nedenle davacının düzenlediği faturalar baz alınmak suretiyle sadece ticari defter incelemesi yapılarak sonuca varılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu iddia edilmiştir. Davacı vekilince sunulan cevaba cevap dilekçesi ekinde mail yazışmaları mahkemeye ibraz edilmiştir. İşbu mail yazışmaların bir kısmı hakedişlerle ilgili olup dairemizce bu yönde inceleme yapılmıştır.Taraflar arasında düzenlenen sözleşme yürürlüğe girdikten sonra 15.10.2015 tarihinde hak ediş raporu davalıya iletilmesinden sonra davacı şirket yetkilisinin 16.11.2015 tarihinde davalı yetkilisi olarak belirtilen ...'ya yönelik çekilen mailde ''2. Hak edişi düzenlemeye çalıştım ama yeşil defter mantığını anlayamadım. Yeşil defter kısmının düzenlemede yardımcı olabilir misiniz. Bir de ilk hakedişim fatura ile birlikte size ulaştı mı?'' şeklinde olup, işbu mailde verilen cevapta ''..Birinci hakedişiniz ve faturanız tarafımıza ulaşmıştır. Süreci hızlandırmak adına artık hak ediş yapmayacağız .ekte yer alan formu imzayı çıkartıyorum, fatura için muhasebe departmanımızdan size geri dönüş yapılacaktır'' şeklindedir. Sosyal Güvenlik Kurumu'na yönelik düzenlenen sigortalı işten ayrılış bildirgesi de ...'un (...) 21.10.2016 tarihinde davalı firmadan ayrıldığı anlaşılmaktadır. İş bu nedenle, davalı tarafça hak ediş raporlarının düzenlenmeden faturalarım düzenlenmesinin taraflar arasındaki sözleşmeye aykırılık teşkil ettiği yönündeki iddiası yerinde değildir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davaya konu somut uyuşmazlıkta, davalı firmanın davacı firma tarafından düzenlenen 22.715, 00 TL tutarındaki 11 adet faturayı herhangi bir ihtirazı kayıt olmadan defterine kaydettiği, söz konusu faturalara istinaden 11.760 TL tutarında ödeme yaptığı, kayıtları davacı kayıtları ile uyumlu olduğu, taraflar arasında 10.01.2018 tarihli mutabakat yazısına göre 31.12.2017 tarihi itibariyle 11.955 TL 120-cari hesap bakiyesi konusunda uzlaşma sağlandığı, tarafların ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu yönündeki tespitler nazara alındığında; davacının, takip tarihi itibari ile davalıdan 11.955 TL alacaklı olduğu ve bu nedenle, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmaktadır. HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı anlaşılmakla; kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu" belirtilmiştir. Harçlar Kanunu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 6762 sayılı TTK'nin 20/3. fıkrasında diğer tarafı temerrüde düşürmek veya sözleşmeyi fesih yahut ondan rücu amacıyla yapılacak ihbar veya ihtarların muteber olması için bu işlemlerin noter marifetiyle veya iadeli taahhütlü bir mektupla yahut telgrafla yapılmasının şart olduğu hüküm altına alınmıştır. Taraflar TTK 16 madde hükmünce tacir olduğundan Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 13/10/2015 tarih ve 2015/8094 Esas, 2015/12630 Karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere ayıp ihbarının TTK’nin 23/3. maddesinde öngörülen süreler içinde yapılması gerektiği gözetildiğinde, davalının ayıp iddiasını ve ayıp ihbarının yasal süre içerisinde ve TTK'nin belirttiği şekilde geçerli olarak yapıldığını kanıtlaması gereklidir. Dosyada yer alan tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde ise sözleşmenin ifa edilmeye başlandığı tarihten itibaren davacının yaptığı hizmetin ayıplı olduğu konusunda yapılan herhangi bir ayıp ihbarının dosyaya sunulmadığı anlaşılmaktadır. İş bu nedenle ayıp konusunda bilirkişi incelemesi yapılması talebinin dosya kapsamında uygun olmadığı anlaşılmakla, aksi yöndeki istinaf sebeplerine riayet edilmemiştir. Kısmen kabul kararı verilen davalarda İcra inkar tazminatı: İtirazın iptali davasında, borçlunun itirazında haksız olduğu mahkemece tespit edilir ise borçlu, hükmolunan borç miktarının %20'sinden aşağı olmayacak şekilde tazminata mahkum edilir. İcra takibine itirazdan sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borcunun kısmen ödendiği hallerde, alacaklının ödenen kısım yönünden dava açmakta hukuki yararı yoktur. Bu kısmı için icra inkar tazminatına hükmedilemez. Alacaklının icra inkar tazminatı isteme hakkı, borçlu tarafından borcu tamamen veya kısmen itiraz edildiği anda, itiraza konu borç miktarı yönünden kendinden doğmaz. Alacaklı yararına tazminata hükmedilebilmesi için; kısmen de olsa kabul ile sonuçlanmış bir itirazın iptal davası bulunmalıdır. (Mahmut Coşkun, İtirazın İptali Menfi Tespit ve istirdat, Tasarrufun İptali, 6. Baskı, shf: 432) Davalı vekilince sunulan istinaf yasa yoluna başvuru dilekçesinde, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen icra inkar tazminatına hükmedilmesinin haksız olduğu belirtilmiş ise de; yukarıda da belirtilmiş olduğu üzere kısmen kabulle sonuçlanmış davalarda da alacağın likid olması nazara alınarak icra inkar tazminatına hükmedilebileceği anlaşılmakla, davalının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin dosya kapsamına uygun olmadığı anlaşılmaktadır. İcra inkar tazminatında kötü niyeti aranıp aranmayacağı: İcra inkar tazminatı şartları şunlardır: -Geçerli bir ilamsız genel icra takibi alınması, -Borçlunun 7 günlük süre içinde ödeme emrine itiraz etmiş olması, -Bir yıl içinde açılmış bir itirazın iptal davası bulunması, -Talep şartı, -Alacağın likit bir alacak olması, -Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi, İtirazın haksızlığa karar verilen borçlunun iyi niyetle ya da kötü niyetle itiraz etmiş olmasına bakılmayacaktır. Borçlunun itirazının haksız sayılabilmesi için, onun kötü niyetle ödeme emrine itiraz etmiş olup olmamasının önemi yoktur. Borcu kötü niyetli ancak tazminat miktarının belirlenmesinde rol oynayabilir. (Mahmut Coşkun, İtirazın İptali Menfi Tespit ve İstirdat, Tasarrufun İptali, 6. Baskı, shf: 436) Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 14.01.2019 t. 2016/14281;26 sayılı ilamında ''...2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu HMK md.222 HMK md.366/1 TTK md.20/3 TTK md.23/3 TTK md.21/2 K6102 md.4 K6100 md.1 K6762 md.20 HMK md.355 TTK md.84 K2004 md.67/2 K6100 md.353 K6762 md.16 K6102 md.21/2 K3095 md.2/2 HMK md.369/1 HMK md.353/1 TTK md.16 HMK md.344 K492 md.2