(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/6487 E. , 2008/9294 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 27.05.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 02.02.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı, 11.04.1986 tarihinde düzenlenen tapu tahsis belgesi ile adına tahsis edilen miktarın 400 m2 olmasına rağmen tapuda 26 m2'lik kısım için şerh konulduğunu belirterek davalı adına kayıtlı bulunan 360 ada 9 parsel numaralı taşınmaza ait tapu kaydının iptali ile adına tescili isteğinde bulunmuştur. Davalı, davanın idari yargının görev alanına girdiğini belirterek reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, (2756/57800) payın davacı adına tesciline karar verilmiştir. Hükmü, davacı ve davalı temyiz etmiştir.
1.Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya kapsamına göre, davalının temyiz itirazlarının reddine,
2.Davacının temyiz itirazlarına gelince;
Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Hukuk Genel Kurulu’nun 4.12.1996 tarihli ve 1996/14-763-864 sayılı kararında da belirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir. Tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için; -Hukuki yönden geçerliliğini koruyan bir tapu tahsis belgesinin bulunması, -Tahsise konu yerde 3194 Sayılı Yasanın 18.maddesi uyarınca imar planı veya 3290 Sayılı Yasa ile değişik 2981 Sayılı Yasa uyarınca ıslah-imar planlarının yapılmış olması, -İlgilisine, tapu tahsis belgesi gereğince bir başka yerden tahsis yapılmamış olması, -Tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmamış ve imar planına göre konut alanında kalmış olması, -Tahsise konu yer ile tescili istenilen taşınmazın aynı yer olup olmadığı ve taşınmazın niteliklerinin belirlenmesi amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılması, -Tahsise konu arsa bedelinin ödenmiş olması, ödenmemiş ise taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanarak hükümden önce mahkeme veznesine veya belirlenecek tevdi mahalline depo edilmiş olması. -İmar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmaya tabi tutulan parselden 3290 Sayılı Yasa ile değişik 2981 Sayılı Yasanın 18/b-c maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin, kesilmiş ise uygulanan oranın saptanması gerekir,
Mahkemece, yukarıda belirtilen koşullar doğrultusunda yapılacak inceleme sonucunda, tescil isteğinin kabulü için yasal koşulların oluştuğu kabul edildiği takdirde, 3290 Sayılı Yasa ile değişik 2981 Sayılı Yasanın 10/C-2 maddesi gereğince tahsise konu yerde uygulanan düzenleme ortaklık payının davacıyı da bağlayıcı nitelikte olduğu dikkate alınarak tahsis miktarından bu oranda yapılacak indirimden sonra kalan miktarın tesciline karar verilmelidir. Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacının tescil isteğinin dayanağı olan tapu tahsis belgesi hukuken geçerliliğini korumakta olup, davacı adına tahsis edilen miktar 400 m2'dir. Her ne kadar tapu kaydına 36 m2'lik yer için şerh konulmuş ise de, idare 11.04.1986 tarihli tahsisi iptal ederek yeni bir tahsis yapmış değildir. Anılan parsel 3194 Sayılı Yasanın 18. maddesi gereğince imar uygulaması sonucu oluşmuş ve bu hali ile tahsise konu olduğundan bir başka deyişle tahsisten sonra uygulanan D.O.P. den söz edilemeyeceğinden istemin tahsis miktarı üzerinden hüküm altına alınması gereklidir. Mahkemece bu husus gözetilmeyerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, karar bozulmalıdır.