Aramaya Dön

(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi

Esas No
E. 2007/7077
Karar No
K. 2007/7598
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi         2007/7077 E.  ,  2007/7598 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 12.5.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tesbit dışı bırakılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.2.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine, davalıya ait 2030 metrekare yüzölçümündeki 232 parsel sayılı taşınmazın 467.79 m2 lik kısmının idarece tesbit edilen kıyı kenar çizgisi kapsamında kaldığını ileri sürerek bu kısma ilişkin tapu kaydının iptalini ve müdahalenin menini istemiştir. Davalı davanın reddini savunmuş, mahkemece idarece yapılan kıyı kenar çizgisi belirlemesi uzman bilirkişilere uygulattırılmış çekişmeli taşınmazın 467.79 metrekare kısmının saptanan kıyı kenar çizgisi kapsamında kaldığı nedeniyle bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmü davalı vekili temyize getirmiştir.

Uyuşmazlık Türk Medeni Kanunun 715 ve 3621 sayılı Kıyı Kanununa dayanılarak açılan tapu iptali istemine ilişkindir.

Uyuşmazlığın bu niteliğine göre önemli olan kıyı-kenar çizgisinin yöntemince saptanmasıdır.

Kıyıların niteliği Türk Medeni Kanunun 715.maddesinde gösterilmiş, 13.03.1972 tarih 7/4 sayılı Yargıtay içtihadı Birleştirme Kararında kıyıların menfaati umuma ait yerlerden olduğu, 28.11.1997 tarih ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu Kararında da ilke olarak mülkiyet hukuku yönünden kıyı-kenar çizgisinin belirleme görevinin Adli yargı yerine ait bulunduğu, ancak 3621 sayılı Yasanın 5 ve 9.maddeleri hükmünce idarenin belirlediği ve idari yargı yerine başvurulmaması yüzünden yargı yolunun kapanmış olması nedeniyle kesinleşmiş kıyı-kenar çizgisi bulunursa adli yargı yerinde saptamanın buna uygun yapılacağı kabul edilmiştir. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun-başka emsalleri varsa da 26.06.2003 tarih ve 2003/14-97 Esas ve 2003/110 karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır. Bütün bunlardan mülkiyet hukukundan kaynaklanan tüm uyuşmazlıkları çözmekle Adli Yargı yerinin görevli olduğu, 3621 sayılı Yasanın kıyı-kenar çizgisinin belirlenmesinde ve uygulanmasında ortaya çıkacak çekişmelerde Adli Yargı görevini kısıtlayacak bir hüküm içermediği sonucu çıkmaktadır. O halde mahkemece kıyı-kenar çizgisinin az yukarıda sözü edilen 13.3.1972 tarih 7/4 sayılı ve 28.11.1997 tarih 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararları doğrultusunda saptanmasını benimseyen uygulaması yasalara aykırı değildir. Ne var ki; bilirkişilerce kıyı kenar çizgisinin saptanması bakımından yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki;

Yukarıdan beri söylendiği üzere somut olayda, idari merci olan Valilik taşınmazın bulunduğu mahalde 3621 sayılı kanunun 5 ve 9.maddelerine dayanarak kıyı kenar çizgisini belirlemiş ve bu 1.6.2005 tarihinde ilgili Bakanlıkça onanmıştır. Bu belirleme 28.11.1997 günlü İçtihadı Birleştirme Kararında kabul edilen ilkeye göre ilgililerine tebliğ edilerek kesinleştirilmeden Adli Yargı yerini bağlamaz. Ancak orta yerde idarenin bir saptaması ve bu konuda kurulan komisyonun çalışmaları ve ortaya çıkardıkları bilimsel değerleri vardır. Bu değerleri yok saymak da olmaz. Bu nedenle mahkemece idarenin belirlediği kıyı kenar çizgisinin davalıya tebliğ edilmeden kesinleştirildiği saptanırsa; aralarında bu konuda uzman ziraat, harita mühendisi ve jeolog veya jeomorfologların bulunduğu yeni bir bilirkişi heyeti oluşturmak suretiyle, bölgeye ait memleket ve askeri harita, ... fotoğrafları, Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünce kıyı kenar çizgisi tespitine ilişkin ilgili tüm evrak, belge ve haritalar uygulatılmalı, gerekir ise çeşitli katmanlardan alınacak toprak numunelerinde nitelik araştırması yaptırılmalı ve tüm bu çalışmalar sonucu tespit edilen kıyı kenar çizgisi idarenin belirlediği kıyı kenar çizgisi ile farklılık oluşur ise bunun nedenleri bilimsel değerlere dayalı gerekçeleri ile bilirkişilere açıklattırılmalı, mevcut ve belirlenen kıyı kenar-kenar çizgisi fen krokisinde gösterilmek suretiyle tecavüz var ise açık bir şekilde niteliği ve kapsadığı alan miktarını gösteren keşfi izlemeye uygun fen krokisi almak suretiyle, toplanan tüm bu delillerin değerlendirilmesi sonucu bir karar vermek gerekir iken eksik inceleme ve araştırma ile salt idarece belirlenen kıyı kenar çizgisinin uygulanması suretiyle hüküm kurulması doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir SONUÇ. Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine 18.6.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk 3621 sayılı Kanun 3621 sayılı Kıyı Kanunu K3621 md.9
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.