(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/5982 E. , 2007/6852 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 4.8.2006 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin önlenmesi, ortadan kaldırnma yolayla eski hale getirme istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; yargı yolu yönünden mahkemenin görevsizliğine dair verilen 1.11.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, Çevre Kanununa aykırı davranışların komşuluk hukuku çerçevesinde giderilmesi istemiyle açılmıştır. Mahkemece çekişmenin İdari Yargı alanında kalması nedeniyle görevsizlik kararı verilmiş, hükmü davacı ... tüzel kişiliği temyiz etmiştir. Eldeki davanın kamu yararına dayanılarak açıldığında kuşku yoktur. Gerçekten kamu sağlığını ilgilendiren konularda Belediyenin buna dayanarak dava açma olanağı vardır.
Medeni Kanunun 683. maddesi “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.” hükmü ile malikin mülkiyet hakkının hukuksal sınırlar içinde kullanabileceğini düzenlemiştir. Anılan Kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “Komşu hakkı” bölümünde “kullanım biçimi” başlığı altında yer alan 737. (önceki Medeni Kanunun 661.) maddesi “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşuların etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle; taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel adete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü ve sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel adete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır.” hükmü ile de malike, mülkün kullanılmasında komşuya zarar verecek taşkınlıklardan sakınma ödevi yükleyerek, yasal kısıtlamalardan birisini düzenlemiştir. Bu ilkelerin uygulanabilmesi için taşınmazların biribirilerine fiilen komşu olması da gerekmez.
Taşkınlıktan amaç ise, komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisi ve ailesi ile taşınmazı zararına aşırı derecede etkili olabilecek iş ve eylemlerdir. Bu eylemlerin saptanmasında, taşınmazın bulunduğu yerin kullanma amacının, niteliğinin, konuya ilişkin düzenlemelerin ve yasal boşluk bulunması halinde mahalli örf ve adetlerin göz önünde tutulması gereklidir. Bu tür uyuşmazlıkların çözümünde hakim, gerek zararı saptama, gerekse zararı giderici önlemleri bulma yönünden her somut olayın özelliğini gözetmek, tarafların yarar zarar dengelerini değerlendirmek durumundadır. Komşuluk hukukunun öngördüğü sınırları aşan kamu zararına kullanım durumunun saptanması halinde ise, mahkemece, kurulacak hükümde, zararlı davranışın giderim şeklinin ve taraf yükümlülüklerinin açıkça gösterilmesi zorunludur.
Yapılan bütün bu açıklamalardan sonra taraflar arasındaki uyuşmazlığın bu konudaki yasal mevzuatta gözetilmek suretiyle özel hukuk alanını düzenleyen Türk Medeni Kanununun 737.maddesi ve ilgili diğer mevzuat çerçevesinde genel mahkemelerde giderilmesi gerektiği, orta yerde idarenin İdari Yargı yerinde tartışılması gereken bir iş ve işlemi bulunmadığı gözden kaçırılarak davanın esasının incelenmesi yerine yargı yolu nedeniyle reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.