(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/7031 E. , 2007/7597 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar tarafından, davalı aleyhine 26.06.2006 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 09.04.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: _K A R A R_ Davacılar 26.06.2006 tarihli dilekçesiyle 48 sayılı parselleri lehine davalı Hazineye ait 103-104 ve 119 sayılı parsellerden 3 metre genişliğinde geçit hakkı tesisini istemiştir. Davalı Hazine vekili dava dışı 45 ve 46 sayılı parsellerden geçit tesisi gerektiğini beyan ile esastan davanın reddini savunmuştur.
Davacılar vekili 54 sayılı parsel maliki ...'a harçsız bir dilekçe ile davaya dahil etmiştir. Mahkemece 06.12.2006 tarihinde keşfen yapılan inceleme sonucu davanın kabulüne davacılara ait 48 sayılı parsel lehine davalı Hazine adına kayıtlı 103-104-119 ve dahili davalı 54 parsel sayılı taşınmazlardan 19.01.2007 tarihli keşif krokisinde 5 numaralı alternatif yerden geçit hakkı tesisine depo edilen geçit bedelinin davalılara ödenmesine yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Davalı Hazine vekili kararı temyiz etmiştir. Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 ( önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Somut olayda; 19.01.2007 tarihli keşif rapor ve krokisinde en kısa yol olan 1-2 ve 3 numaralı alternatifler yeteri kadar değerlendirilmemiştir. Fedakarlığın Denkleştirilmesi ilkesine göre davacıların yüklenecek külfete katlanması gerekir. Bu seçeneklerin belirtilen ilkeye göre uzman bilirkişiler vasıtasıyla denetime elverişli olarak değerlendirilmesi gerekir. Yine geçidin kesintisizlik ilkesi gereğince kabul edilen geçit yerine göre dereden nasıl geçileceğinin açıkça uzman bilirkişiler vasıtasıyla belirlenmesi ve belirlenecek bu durumun hükümde gösterilmesi gerekirken bu hususunda değerlendirme dışı bırakılması doğru değildir. Açıklanan bu nedenlerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kabule göre de; hükmün HUMK.nun 388 ve 389 maddeleri gereğince infaza uygun kurulması gerekir. Hükümde geçitin boyutlarının " genişlik ve uzunluğunun" gösterilmemesi infazda zorluk yaratacağından, bu hususta bozma nedenidir.