Aramaya Dön

(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi

(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi         2008/10256 E.  ,  2008/11834 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 27.06.2005 gününde verilen dilekçe ile kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.04.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin gider olmadığından reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, 17.07.1991 günlü biçimine uygun düzenlenen sözleşmeye dayanılarak açılmış tapu iptali ve tescil talebine ilişkindir. Davalı, dava konusu ... ve ... payını hükmen kazandığını, açılan davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, dava konusu taşınmazın ... adına hükmen tescil edildiği, davacı tarafından açılan davada ... ve ...’in kabul beyanlarının ona ayni hak sağlamayacağı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Hükmü, davacı temyiz etmiştir.

Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden 16026 m2 yüzölçümündeki 1930 parsel sayılı taşınmazın 1978 yılında kadastro işlemine tabi tutulduğu, yapılan tespitin davalı olduğu bir dönemde tespit maliki ... ...mirasçılarının 05.11.1982 günlü miras taksim sözleşmesiyle taşınmazı mirasçılardan ... ... ve ...’a bıraktıkları, miras taksim sözleşmesiyle mülkiyet hakkı kazanan bu kişilerin 17.07.1991 tarihinde taşınmazı davacıya satış vaadinde bulundukları, davacının anılan satış vaadi sözleşmesine dayanarak ... ...’ın bütün mirasçılarını davalı olarak göstermek suretiyle mahkemenin 2000/87 esasında kayıtlı tapu iptali ve tescil davasını açtığı, açılan davada davacının istemi üzerine 1930 parselin tapu kaydına 10.05.2000 tarihind ihtiyati tedbir kararı konulduğu, yine bu davanın yargılaması sırasında ve 25.08.2003 tarihinde ... ...mirasçılarından ... ve ... vekillerinin açılan davayı kabul ettikleri, kabul beyanının HUMK.nun 151. maddesine uygun şekilde duruşma tutanağına geçirildiği, ne var ki kabul beyanında bulunan ... ve ... vekillerinin taşınmazdaki paylarını 25.08.2002 tarihli satış vaadi sözleşmesiyle davalı ...’a satış vaadinde bulundukları, ... tarafından 2003/189 esasta kayıtlı davanın açıldığı, bu dava sonucunda ... ve ... paylarının ... adına tesciline karar verildiği anlaşılmaktadır.

Davacının eldeki davadaki isteminin dayanağı, 2000/87 esasta kayıtlı davanın yargılaması sırasında ... ve ... vekillerinin davayı kabul beyanıdır. Davacı ayrıca, davalı ...’ın çekişme konusu taşınmaza komşu parsel maliki olduğunu, 1930 parseli ... ...mirasçılarından satın alarak zilyetliğinde bulundurduğunu, davalı ...’ın da bu durumu bildiğini ileri sürerek onun kötüniyetli olduğunu iddia etmiştir.

Hukukumuzda, kişilerin satın aldığı şeylerin ilerde kendilerinden geri alınabileceği endişesi taşımamaları,dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle satın alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bir tanımlama yapmak gerekirse iyiniyetten maksat hakkın doğumuna engel olacak bir hususun hak iktisap edilirken kusursuz olarak bilinmemesidir. Bu ilke çerçevesinde, davalı ...’ın 1930 parseldeki ... ve ... payını satış vaadi sözleşmesiyle satın alırken kötüniyetli olup olmadığı hususu üzerinde durulması gerekecektir. Zira, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz ve bu durumda olan bir kimsenin ayrıca kötüniyetli olduğunun ispatı da gerekmez. Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;

Davacı ile davalı aynı köyde oturmaktadır. Davacının 2000/87 esasta kayıtlı dosyada açtığı dava üzerine 10.05.2000 tarihinde 1930 parselin siciline “ihtiyati tedbir” şerhi konulmuştur. Sicilin beyanlar hanesinde ayrıca “karar henüz kesinleşmemiş olmakla davanın devam ettiğine dair şerh; Asliye Hukuk Mahkemesi 2000/87 esas, 2002/56 karar” şeklinde belirtme bulunmaktadır. Türk Medeni Kanununun 1021. maddesi hükmünce tapu sicilleri herkese açık olup ilgisini inanılır kılan herkes tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin kendisine gösterilmesini ve örneklerinin verilmesini isteyebileceğinden davalı ... hem ihtiyati tedbir kararını hem de dava sebebiyle konulan belirtmeyi bilmediğini iddia edemez. Kaldı ki, yukarıda belirtildiği üzere davacı ve davalı, köy gibi dar bir çevrede yaşayan, birbirlerini tanıyan kişilerdir. Böyle olunca, davalının durum ve şartlara göre ayrıca kötüniyetinin ispatı gerekmez. Davalı, ... ve ... payı dahil davacıya satış vaadi sözleşmesiyle 1930 parselin satıldığını bildiği halde açılan davanın varlığına rağmen bu parseldeki ... ve ... payını kötüniyetle satın aldığından mahkemece davanın kabulü yerine delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucu istem yazılı bazı gerekçelerle reddolunduğundan karar bozulmalıdır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 17.10.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Karar Etiketleri
17.10.2008 BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk