12. Hukuk Dairesi
12. Hukuk Dairesi 2014/19824 E. , 2014/25810 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Adana 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 24/12/2013
NUMARASI : 2013/337-2013/868
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Şikayetçi, kendisine İİK.'nun 89.maddesine göre gönderilen birinci haciz ihbarnamesi tebligatının usulüne uygun yapılmadığını ileri sürerek, tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olan ''13.05.2013'' olarak düzeltilmesi istemiyle şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurmuştur.
Bilindiği üzere, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesinde; ''Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur'' hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan, haciz ihbarnamesi tebliğ işleminin usulsüzlüğü iddiasının yasal dayanağı İİK'nun 16. maddesi olup, bu yöndeki şikayetin, aynı maddenin 1.fıkrası uyarınca usulsüz tebliğ işleminin öğrenildiği tarihten itibaren 7 gün içerisinde icra mahkemesine yapılması zorunludur. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/1. maddesinde; ''Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir'' düzenlemesi yer almaktadır. Aynı maddenin 2. fıkrasına göre ise; ''Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.'' Aynı Yasa'nın 21/2.maddesinde de; ''Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır'' hükmü yer almaktadır.
Somut olayda, şikayetçi İ.. A.. adına bilinen en son adresi olan ''Kurtuluş Mah. 64010 Sok. No:19 İç Kapı No:06 Seyhan/Adana'' adresine İİK.'nun 89. maddesine göre gönderilen üçüncü haciz ihbarnamesi tebligatının, ''Adreste Ekrem Yaprak beyanından muhatabın taşındığı öğrenildi.Kurtuluş Mah. Muhtarının tasdikiyle İADE'' şerhi ile bila tebliğ iade edildiği, sözü edilen adresin aynı zamanda muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu, bu defa adı geçen şikayetçi adına çıkarılan 89/3 haciz ihbarnamesi tebliğ evrakı üzerine; ''Yukarıda yazılı adres,muhatabın Kayıt Sistemindeki Adresidir. Teb. Kan.
21.Md. Göre Yapılacaktır'' ibaresi yazılmak suretiyle anılan adrese tebliğe çıkarıldığı ve dağıtıcı tarafından "muhatap taşınmış olup; Gösterilen adres muhatabın Adres Kayıt Sistemindeki adresi olup, tebliğ imkansızlığı nedeniyle tebligat T.K.21/2 madde gereğince Kurtuluş mahallesi muhtarı Nahit Kızıl'a 15.03.2012 tarihinde tebliğ edilmiş ve 2 no'lu haber kağıdı muhatabın kapısına yapıştırılarak adreste, en yakın komşu, kapıcı veya yönetici Ekrem Yaprak haber verilmiştir'' kaydı ile tebliğ edildiği görülmektedir.
T. K.'nun 10/2.
maddesine göre bilinen son adrese çıkarılan normal tebligatın iade edilmesi ve dolayısıyla yasal şartın oluşması üzerine, yukarıda açıklanan ilke ve kurallar uyarınca şikayetçinin adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2.maddesine göre yapılan 89/3 haciz ihbarnamesi tebliğ işlemi usulüne uygundur. olan 15.03.2012 tarihinde 89/1 haciz ihbarnamesi tebligatından ve takipten haberdar olduğunun kabulü gerekeceğinden, 13.05.2013 tarihinde icra mahkemesine yapılan başvuru, İİK.'nun 16/1.maddesinde öngörülen yasal yedi günlük süreden sonra olduğundan, mahkemece istemin süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değil ise de; sonuçta istem reddedildiğinden sonucu doğru mahkeme kararının onanması gerekmiştir.