(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/4070 E. , 2007/4706 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 8.8.2005 gününde verilen dilekçe ile tapuda yüzölçümü düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 12.7.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, çaplı taşınmazda yüzölçümü miktarı düzeltilmesi istemiyle açılmıştır. Mahkemece istem 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesinde öngörülen hak düşürücü süre geçtiğinden bahisle reddedilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
HUMK.nun 76. maddesi hükmünce bir davada olayları anlatmak davanın taraflarına, anlatılan olaylara uygun yasa hükmünü re'sen saptayıp uygulamak hakime ait bir görevdir. Soruna böyle bakılınca davacının davadaki isteminin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41.maddesine dayalı düzeltme işlemi olduğu açıkça görülür.
Gerçekten, anılan hükme göre “Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilir. Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir.
Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine kadastro müdürlükleri yetkilidir.” Görülüyor ki, gerçek kişiler anılan hüküm gereğince düzeltme işlemi için öncelikle kadastro Müdürlüğüne başvuracak, istem müdürlükçe kabul edilirse bu işlemin iptali için dava yoluna ancak aleyhine düzeltme yapılan ilgililer gidebilecektir. Açıkçası davacı bir başka idari bir makamın yapması gereken iş ve işlem için doğrudan yargı merciine başvurmuştur. Mahkemece değinilen bu durum gözetilerek HUMK.nun 7.maddesi uyarınca açılan davanın yargı yolu nedeniyle reddi yerine değişik bir gerekçe ile reddi doğru değil ise de hüküm sonuçta davanın reddine ilişkin bulunduğundan temyiz olunan kararın gerekçesi yukarıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.