Yukarıda yazılı ilk derece Mahkemesi'nin kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap
Karar Etiketleri
19.01.2023 REDDİNE ISTINAFHUKUK HUKUK Tüketici Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 556 sayılı KHK.nın 8/1-b maddesi (ILTIBAS) ve diğer açılardan değerlendirme: Tescilli bir marka ile başvuru konusu isaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; davacının "... - ..." markalarıyla davalının "..." ibareli başvuru markası arasında görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makul düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım süresi içinde, davalının başvuru markasını gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının "... - ..." ibare ve biçimli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, bu açıdan 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesinde belirtilen iltibasın bulunduğu....” gerekçesi ile haklı davalarının kabul edildiğini, davalı şirket tarafından temyiz kanun yoluna götürülen dosyada Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27/06/2018 tarih ve 2016/13337 Esas, 2018/4888 Karar sayılı ilamı ile yerel mahkeme kararının onandığını, davalı şirketin karar düzeltme taleplerinin reddedildiğini, dosyanın kesinleştiğini, bu kapsamda kesinleşen mahkeme kararında da sübuta erdiği, sabit hale geldiği üzere davalı şirketin “...” ibareli markalarının, müvekkili şirket markalarına ayırt edemeyecek derecede benzer olup müvekkili şirket markalarına iltibas yarattığını, kesinleşen yargı kararı kapsamında tescilinin mümkün olmadığına karar verilen “...” ibareli markanın tescilsiz kullanımının piyasaya sürülmesinin, ticari faaliyetlerde kullanılmasının, ihraç edilmesinin davalı şirketin kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, müvekkili şirketin markasal haklarını bilerek ve isteyerek ihlal ettiğini, 6769 sayılı SMK’nın 29. maddesinde yer alan mütecaviz eylemleri gerçekleştirdiğini sübuta erdirdiğini, bu minvalde aleyhine tespit istenen tarafın “...” ibaresini markasal kullanım gerçekleştirdiği ve işbu markasal kullanımın müvekkili şirket adına tescilli ve tanınmış marka statüsüne sahip markalarına iltibas yarattığının yüksek mahkeme kararları ile sabit olup ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, HMK m.389 ve SMK m.159 gereği ihtiyati tedbir yaklaşık ispat koşullarının oluştuğunu, ihtiyati tedbire karar verilmediği durumda müvekkili şirket markaları üzerinden davalının haksız kazanç elde ederken müvekkili şirket markalarının zarara uğrayacağını, markalarının sulandırılacağının sabit bir gerçek olduğunu, müvekkilinin telafisi mümkün olmayan zararlara uğrayacağının da sübuta erdiğini beyanla ilk derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi ile ihtiyati tedbir kararı, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında uygulanacak geçici bir hukuki koruma niteliğindedir. İhtiyati tedbir kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat şartı gerekmektedir. Ayrıca tescilli markalar ve patentler bakımından 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 6769 sayılı SMK’nın 150. maddesinde yer alan hükme dayanarak “...” ibareli ürünlerinin davalı yanca ne miktarlarda üretildiği, hangi firmalara satıldığı, hangi satış/ pazarlama kanallarında ilgili ürünlerin kullanıldığı, bahse konu ürünlerin davalı yanca hangi ülkelere ihraç edildiği, davalının müvekkili şirket markalarını taşıyan ürünleri üreterek/ satarak ne miktarlarda ciro elde ettiğini ortaya koyar nitelikte olan belgelerin mahkemeye sunulması hakkına karar oluşturulmasına, delil tespiti yapılması aşamasında elde edilecek karşı tarafça üretilen/ pazarlanan/ satılan/ elde bulundurulan “...” ibaresini taşıyan ürün ambalajlarına, bahse konu ibareleri taşıyan sair bütün promosyonel belgelere, eğer ilgili ibareleri taşıyan ambalajların/ promosyonel belgelerin ürünlerden ayırılması mümkün değil ise ilgili ürünlerin tamamına el koyulması ve bahse konu ürünlerin ticari alandan toplanmasına, davalı yanca gerçekleştirildiği iddia olunan müvekkili şirket marka hakkına tecavüz fiillerinin önlenmesi adına mahkemenizce el koyulan “...” ibareli ürünlerin masrafları karşı tarafa yükletilerek imhası ve bahse konu ürünlerin davalı yanca üretiminin durdurulmasına, davalı yanca üretilen/ pazarlanan/ satılan “...” ibareli ürünlerin gümrükte durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından 03.11.2022 tarihinde "... Tespit talebinin 6100 sayılı HMK'nın 400 maddesi ve hükümlerine uygun olduğu kanaati ile tespit yapılmasına ilişkin talebin kabulüne, işin önemine ve aciliyetine binaen şimdilik diğer tarafa tebliğat yapılmaksızın, talep edilen hususlarda tespit ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, ... İhtiyati tedbir talebinin bilirkişi raporu geldikten sonra değerlendirilmesine, ..." şeklinde ara kararlar kurulmuştur. 10.11.2022 tarihinde bilirkişi raporu sunulmuş olmakla İlk Derece Mahkemesi tarafından 11.11.2022 tarihinde "... HMK'nun 390 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talebinin duruşmalı incelenmesi asıl olduğundan duruşma açılmasına, ... Tespit talep dilekçesi, karar ve bilirkişi raporundan bir suretinin duruşma günü ile birlikte karşı tarafa tebliğine, ...3-Bilirkişi raporundan bir suretinin duruşma günü ile birlikte tedbir isteyen vekiline tebliğine, ..." şeklinde ara kararlar kurulmuştur. 20.12.2022 tarihli celsede "...Tedbir isteyen vekili : bilirkişi raporuna yönelik beyanımızı tekrar ediyoruz. Gerek fiziki ortamda g erekse sanal ortamda karşı tarafça "..." ibareli ürünlerin satışının, pazarlanmasının, durdurulması yönünde tedbir kararı verilmesini talep ediyoruz dedi. ... Aleyhe tedbir talep edilen vekili : dilekçelerimizi tekrar ediyoruz. Müvekkil adresinde yapılan incelemede herhangi bir ürün bulunamadı. İnternet ortamında belirtilen bazı internet adresleri müvekkille ilişkili değildir. Sadece metroyatservis.com alan adı müvekkile ait olup, burada da "..." ibaresi kullanılmış ise de "..." markası müvekkil markasıdır. "..." ibaresi marka yanında kullanılmıyor. Sadece ürün cinsini belirtmek için kullanıyor. ..., çikolatalı ıslak kek tanımını kullanmaktadır. Markasal kullanımımız yoktur. Tedbir kararı yargılamayı gerektirir. Talep reddedilsin dedi. ... 1-SMK 159 ile HMK 389 ve devamı maddelerinde aranan koşullar gerçekleşmediğinden ihtiyati tedbir talebinin bu aşamada REDDİNE, ..." şeklinde kısa karar tefhim edilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 20.12.2022 tarihli ihtiyati tedbirin reddine ilişkin "... Bilirkişi heyeti 10/11/2022 havale tarihli raporunda sonuç olarak; Google arama motoru üzerinde "..." ibaresi ile aratılması sonucu arama sonuç ekranında ilk sırada "..." , "..." , "..." şeklinde "..." ibareli kullanımların bulunduğunun tespit edildiğini, aleyhinde tespit istenen "www...com" adresinde tespit isteyene ait "..." ibareli markaların "..." , "..." ve ürün ambalajı üzerinde "..." şeklinde kullanımların bulunduğunu, www...com alan adının ... A.Ş isimli firma tarafından işletildiğini, aleyhinde tespit istenen "https://www...com/..." ve "https://www...com/..." adresinin “...” ibareli dondurulmuş unlu mamul ürününün tanıtım ve satışının yapıldığını, "www...com" alan adının aleyhinde tespit istenen taraf ... Tic. Ltd. Şti. tarafından işletildiğini, aleyhinde tespit istenen https://...com/... adresinde “...” isimli ürün görselinin ...com adresli internet sitesinden “...” isimli kullanıcı tarafından “...” (Google Translate’e göre Türkçesi: “...”) açıklaması ile yüklendiği görülen ürün görselinin bulunduğunu, söz konusu "...com" alan adlı internet sitesinin Singapur ülkesi merkezli bir sosyal medya sitesi olduğunu, alan adının yapılan Whois sorgusunda alan adı sahiplik bilgilerinin gizlenerek kayıt edildiğini, aleyhinde tespit istenen "https://tr-tr.facebook.com/.../" internet adresinin “...” isimli Facebook kurumsal sosyal medya hesabı olduğu hesabın “Ürün/Hizmet” tanıtımı ve “...” açıklamasını içerir şeklinde yapılandırıldığını, iletişim bilgilerinde ... no.lu telefon numarası, ...@gmail.com ve https://...com/.... adreslerinin iletişim bilgisi olarak gösterildiğini, söz konusu sosyal medya hesabının 30.09.2016 tarihinde oluşturulduğunu, söz konusu sosyal medya hesabının da ... Tic. Ltd. Şti. tarafından işletildiği, “...” isimli Facebook hesabından yapılan 07.09.2022 tarihli gönderisinde ...” açıklaması ve ... Hashtag’i kullanılarak yapılan paylaşımın bulunduğu, aleyhinde tespit istenen https://.../... adresinin “...” isimli ürünün tanıtım ve satışının yapıldığı web sitesi olduğu, web sitesinin içeriğinin Almanca dilinde sunulduğu, metro.de alan adlı web sitesinin ... adlı şirket tarafından işletildiği, https://www.google.com/... adresinin Google Arama Motoru üzerinde “...e” ibaresi ile aratılması sonucu gelen görsel arama sonuç ekranı olduğu görülmüş olup, söz konusu arama sonuç ekranında ilk sıralarda dosyaya konu “...” ibareli ürünün bulunduğunu, dilekçede belirtilen adreste yer alan mağaza içinde ve deposunda dosya kapsamında yapılan tespitler neticesinde; mağaza ve depoda tespit talebine konu “...” ibareli herhangi bir ürüne rastlanmadığını, mağaza içinde “...” ibareli başkaca ürünler olmakla birlikte bunların tespite konu “...” ibareli ürün olmadıklarını bildirmiştir. ... Aldırılan bilirkişi raporuna göre, aleyhe tedbir istenen tarafa ait mağaza ve depolarda davacı markasına tecavüz teşkil eden herhangi bir ürünün bulunmadığı, talep dilekçesinde bahsi geçen internet adreslerinin çoğunun karşı tarafa ait olmadığı, karşı tarafın internet sitesinde de kendi markası olan "..." markasını "..." ibaresi ile birlikte kullanıldığı, bu kullanımın markasal kullanım olup olmadığı hususunun ancak yargılama ile belirlenebileceği ve bu aşamada ihtiyati tedbir için aranan yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı anlaşılmakla, ihtiyati tedbir talebinin reddi gerekmiştir. ..." şeklinde gerekçesi bulunmaktadır. Talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili adına, karşı tarafın haksız kullanımlarının müvekkilinin marka haklarına tecavüz oluşturması ve haksız rekabete sebebiyet vermesi sebebiyle karşı taraf aleyhine Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde 2022/261 D.İş sayılı dosyası ile karşı tarafın müvekkilinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tespitinin talep edildiğini, aynı zamanda tespit dilekçelerinin ayrıntıları ile gerekçelendirildiğini, dosyaya sunulu bilirkişi raporu ile de sabit olan karşı tarafın müvekkilinin marka haklarını ihlal eden ve haksız rekabet oluşturan eylemlerinin ileride telafisi ve ölçülmesi güç zararlara neden olacağını, karşı tarafın haksız kullanımlarının durdurulması için ihtiyati tedbir talebinde bulunduklarını ancak mahkemece tedbir taleplerinin haksız olarak reddedildiğini, ... ibarelerinin müvekkili adına tescilli markalar olduğunu ve müvekkilinin tanınmış marka statüsünün bulunduğunu, aleyhine tespit istenen tarafın gerek dosya içerisinde yer alan savunmalarında gerekse ihtiyati tedbir duruşması sırasında “...” ibarelerini ıslak kek adı olduğunu ve markasal bir kullanımın gerçekleşmedini savunduğunu, aleyhine tespit istenen tarafın işbu savunmalarının mesnetsiz olduğunu, yargılama sürecinde itibar edilmeyerek ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmekte iken esas davada görülmesi gereken bir uyuşmazlığın olduğuna yönelik kanaatin hukuka aykırı olduğunu, zira tespit dilekçesinde ayrıntılı izah edildiği üzere müvekkili şirketin “...” ibarelerini ilk kez 1961 yılında kendi adına tescil ettirdiğini ve piyasaya işbu ibareli markalarını sürdüğünü, mezkur ibareli markalarını piyasaya sürdüğü günden bu yana aralıksız, fasılasız, kesintisiz bir şekilde yoğun kullanım gerçekleştirerek markaların işletmesi ile bütünleşmesini ve markalarının tüketici nezdinde tanınır hale gelmesini sağladığını, öyle ki müvekkili şirket markalarına gerçekleştirmiş olduğu yatırım, sermaye, emek ve AR-GE çalışmaları sayesinde tüketici nezdinde markanın tanınan, bilinen ve sevilen bir marka olduğu müvekkili şirket işletmesi ile bütünleştiğinin Yüksek Mahkeme kararlarında alınan mütalaalarda tespit edilerek sübuta erdiğini, tanınmış marka statüsüne sahip olan işbu markaların cins adı olduğuna yönelik beyanların mesnetsiz olduğunu, dosyada mübrez mütalaada da ayrıntılı izah edildiği üzere müvekkili şirketin işbu ibareleri piyasaya sürdüğü dönemde ülke kapsamında işbu ibarelerin anlamlarının bilinmediği gibi bir kek adı olarak da bilinmediği tespit edildiğini, müvekkilinin gerçekleştirmiş olduğu emek ve sermaye ile işbu ibarelerin tüketici ile buluştuğunu, öyle ki işbu ibarelerin cins adı olsaydı TÜRKPATENT tarafından mutlak ret kapsamında reddedileceğini yine dosyada mübrez Yüksek Mahkeme kararlarında, bilirkişi heyeti raporlarında ve mütalaalarda açıkça ifade edilerek müvekkili şirketin “...” ibareleri üzerinde markasal haklarının korunduğunun sabit hale geldiğini, tüm bunlarla birlikte “...” ibarelerinin müvekkili şirket adına onlarca marka üzerinde tescilli olduğu ve müvekkili şirketin işbu markaları piyasada maruf ve atıf hale getiren kimse olduğu gözetildiğinde müvekkili şirket markalarının hükümsüz kılınmadığı sürece müktesep hakkının korunacağının da gözetilmesi gerektiğini, emsal Yüksek Yargı kararları bulunduğunu (Yargıtay 11. HD., E. 2020/1834 K. 2021/1273 T. 16.2.2021 sayılı ilamı; Yargıtay 11. HD., E. 2020/1243 K. 2021/1077 T. 10.2.2021 sayılı ilamı; Yargıtay 11. HD., E. 2019/4274 K. 2021/3166 T. 31.3.2021 sayılı ilamı; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/2200 E. 2020/321 K. Sayılı ilamı; Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2014/47 E. 2014/208 K. Sayılı kararı; Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 13.07.2007 tarihli, 2006/608 E., 2007/157 K. sayılı kararı; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 14.05.2009 tarihli, 2007/10930 E, 2009/5834 K. sayılı onama ilamı; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 23.03.2010 tarihli, 2008/7468 E., 2010/3214 K. sayılı ilamı; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 12.02.2019 tarihli, 2017/3925 E., 2019/995 K. sayılı ilamı), aleyhine tespit istenen tarafın “BROWNİE” ibaresinin cins adı olduğuna yönelik beyanlarının abesle iştigal olup müvekkili şirketin markasal haklarını ihlal etmek adına Kanunu 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu HMK md.400 HMK md.353/1 HMK md.389 K2021 md.29 K6100 md.1 K492 md.1 HMK md.390 K6100 md.400 K6769 md.150 HMK md.362 K6769 md.159/1 HMK md.389/1 K6100 md.389 HMK md.390/3 K6100 md.355