(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/12019 E. , 2008/15875 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 14.06.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen 23.03.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, satış vaadi sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bir kısım davalılar, zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Mahkemece, zamanaşımı gerçekleştiğinden bahisle dava reddedilmiştir. Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Aslında zamanaşımı borcu gerçek anlamda sona erdiren bir sebep değildir. Zamanaşımı borcun nispi bir sona erme sebebidir. Belirli bir zamanın geçmesi borcu doğrudan doğruya sona erdirmez.Ancak alacaklının elinden borçlu istemediği takdirde alacağı dava yoluyla takip ve tahsil etme imkanını alır. Zamanaşımı borçluya sadece bir defi hakkı verir. Bu zamanaşımı defidir. Borçlu zamanaşımı defini ileri sürdüğü takdirde alacaklının açmış olduğu dava reddedilir.
Bir tanımlama yapmak gerekirse zamanaşımı, kanunda belirtilmiş olan süresi içinde talep ve dava edilmemiş olan alacakların özüne dokunmamakla beraber "dava edilebilme vasfını kaybetmesi” sonucunu doğuran bir süre geçimidir. Hak düşürücü süreden farklı olarak zamanaşımında borç sona ermemekte, dava edebilme olanağı kalmamaktadır.
Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmü gereğince on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır ve bu süre sözleşmenin ifa olanağının doğması ile işlemeye başlar. Ancak satışı vaat edilen taşınmaz, sözleşme ile veya fiilen satış vaadini kabul eden kişiye yani vaat alacaklısına teslim edilmiş ise on yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davalarda zamanaşımı savunması Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde yer alan “dürüst davranma” kuralı ile bağdaşmayacağından dinlenmez. Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Davada dayanılan 10.01.1995 günlü biçimine uygun düzenlenen satış vaadi sözleşmesinin konusu tarafların ortak mirasbırakanları ...’den yine tarafların ortak mirasbırakanları ve vaat borçlusunun eşi olan ...’den intikal edecek miras payıdır. Görülüyor ki taraflar satış vaadine konu taşınmazlarda elbirliği malikleridir. Dolayısıyla, her birinin zilyetliği kendi adlarına asaleten, diğer elbirliği maliklerine feran sürmektedir. Kısaca söylemek gerekirse, satış vaadi konusu hak, vaat alacaklısı davacıya teslim edilmiştir. Böyle olunca, yukarıda sözü edildiği üzere zamanaşımı def’inde bulunmak Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. O yüzden mahkemece çekişmenin esası incelenerek sonucu doğrultusunda bir hüküm kurulmalıdır. Kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekir.