(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/4530 E. , 2006/5809 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 14.6.2004 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil, mümkün olmadığı takdirde irtifak hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.7.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R
Yasal ayrıcalıklar dışında, Medeni Kanunun 684/1 ve 718/2 (Önceki Medeni Kanunun 618, 644/2) maddelerine göre, arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar. Bunun ayrıcalıklarından birisi de Medeni Kanunun 725. (Önceki Medeni Kanunun 651.) maddesinde düzenlenmiş olup, madde hükmü; "Bir yapının başkasına ait araziye taşırılan kısmı, eğer yapıyı yapan malik taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkına sahip bulunuyorsa, ona ait taşınmaz bütünleyici parça olur.
Böyle bir irtifak hakkı yoksa, zarar gören malik taşmayı öğrendiği tarihten başlayarak onbeş gün içinde itiraz etmediği, aynı zamanda durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde, taşkın yapıyı iyi niyetle yapan kimse uygun bir bedel karşılığında taşan kısım için bir irtifak hakkı kurulmasının veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının kendisine devrini isteyebilir." şeklindedir. Böylece arazi ile muhdesat arasındaki bağlantı kesilmiş ve aşağıdaki koşulların oluşması halinde ise, bina sahibine ayrılmaz parça niteliğindeki taşkın yapı için üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır. Bunun için:
1.Tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde, temelli kalması amacıyla yapılan binanın ayrılmaz parçasının yine tapuda kayıtlı üçüncü kişiye ait taşınmaza taşkın yapılmış olmalıdır.
2.Anılan maddede bina sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir.
3.Bu inşaatı kendi malzemesi ile yapan kişinin, iyi niyetli olması, diğer bir anlatımla zeminin kendisine ait olduğu, ya da 5.7.1944 tarihli 12/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi mülkiyetin ileride kendisine geçirileceği inancıyla hareket etmesi gereklidir.
14.2.1951 tarih 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, iyiniyetin ispatı taşkın yapı malikine ait ise de iyiniyet sav ve savunması def'i olmayıp itiraz niteliği taşıdığından ve kamu düzeni ile ilgili bulunduğundan mahkemece kendiliğinden gözönünde tutulmalıdır.
Taşkın binanın bulunduğu taşınmaz maliki veya o taşınmazda mülkiyetten başka ayni hak sahibi olup da zarar gören kimselerin, taşınmaza elatıldığını öğrendikleri tarihten itibaren 15 gün içerisinde itiraz etmeleri, yapı malikinin iyiniyetli sayılması olanağını ortadan kaldırır. İtiraz hiçbir şekle bağlı değildir. Yapının ilerlemesini zararın büyümesini önlemek için konan bu sürenin başlangıcını objektif olarak saptamak, yapının görünebilir hale gelme tarihinden başlatmak, taşırılan taşınmaz Somut olayda;
Davacı, davalılar adına kayıtlı 3271 parsel sayılı taşınmaza tecavüzlü şekilde yaptığı bina nedeniyle tecavüzlü kesimin kendisine devri için davalılar ile 9.6.2003 tarihli adi yazılı protokol yaptığını, ancak davalıların devirden vazgeçerek aleyhine elatmanın önlenmesi istemiyle dava açtıklarını ileri sürerek, tecavüzlü kesimin Medeni Kanunun 725. maddesi uyarınca 3272 parsel sayılı taşınmazına katılmak suretiyle temliken tescilini, mümkün olmadığı taktirde bu kesim üzerinde 3272 parsel sayılı taşınmaz lehine irtifak hakkı kurulmasını istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hükmü, davalılar temyiz etmişlerdir.
Taraflara ait taşınmazın evveliyatı 985 parsel sayılı taşınmaz olup kadastrosu 2.5.1966 tarihinde kesinleşmiş, daha sonra ifraz edilerek taraflara ait 3271 ve 3272 parseller oluşmuştur. Medeni kanunun 725. maddesi uyarınca tescile karar verilebilmesi için, az yukarıda açıklandığı üzere taşkın yapı sahibinin tecavüz ettiği taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesi ya da bütün dikkat ve özeni göstermesine rağmen bilebilecek durumda olmaması veya 5.7.1944 tarih 12/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı gibi mülkiyetin ileride kendisine geçirileceği inancıyla hareket etmesi gerekir. Davacı, taşınmaz çapa bağlandıktan sonra bina yapmıştır. Davacı taşkın yapıyı taşınmaz çapa bağlandıktan sonra yaptığından ve inşaatın yapıldığı tarihte mülkiyetin ileride kendine geçirileceği inancıyla hareket ettiğini de kanıtlayamadığından olayda iyiniyet koşulu gerçekleşmemiştir. Kaldı ki, Anılan maddede bina sahibine tanınan hak kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Davalılar 3271 parsel sayılı taşınmazı 9.5.2001 tarihinde satın aldıklarından davacı, kişisel hakkını taşkın bina yapıldıktan sonra malik olan davalılara karşı ileri süremez. Açıklanan tüm bu nedenlerle davanın reddine karar vermek gerekirken aksine bazı görüş ve düşüncelerle istemin hüküm altına alınması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Kabule göre de; temliken tescile karar verilen yer 26.61 metrekare olup görünür yüzölçümü itibarıyla imar yönetmeliğine göre ifrazı mümkün olmadığı halde, taraflara ait taşınmazların önce tevhidine daha sonra tecavüzlü kesimin davacıya ait 3272 parsel sayılı taşınmaza katılmak suretiyle ifrazına karar verilmesi de doğru görülmemiştir.