Aramaya Dön

(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi

Esas No
E. 2006/14209
Karar No
K. 2006/15409
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi         2006/14209 E.  ,  2006/15409 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 13.05.2005 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın davalı ... bakımından kabulüne, diğer davalılar bakımından reddine dair verilen 05.07.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan ... ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 (önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.

Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.

Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir. Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı, davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesis edilmelidir.

Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.

Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek ... bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın ... bir değer tesbiti yapılmalıdır. Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir. Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır. Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; Davacı, 27 parsel sayılı taşınmaz lehine, davalılara ait 448, 449, 450, 464, 465, 491 ve 492 parsel sayılı taşınmazlardan ya da mahkemece uygun görülecek yerlerden geçit hakkı kurulmasını talep etmiş, mahkemece ... bilirkişisi ... Başsoy'un 20.05.2006 günlü raporuna ekli krokiye ve kısa karara göre 645 parsel sayılı taşınmaz üzerinden, gerekçeli kararın hüküm kısmında ise, kısa kararla çelişki yaratacak şekilde 492 parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçit kurulmasına karar verilmiş, hükmü 645 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu söyleyen (dosyada 645 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı yer almamaktadır. ) ... ... temyiz etmiştir.

Somut olayda; ... bilirkişisi tarafından düzenlenen 20.05.2006 günlü rapora ekli krokiye göre , davacının maliki bulunduğu ve geçit hakkı talep ettiği 27 parselin mutlak geçit ihtiyacı içinde olduğu sabittir. Mahkemece, bu husus gözönüne alınarak gerekçeli kararın hüküm kısmında "davacının malik olduğu Hayrabolu ilçesi, Umurca Köyü, ... Mevkiinde kain 27 sayılı parsel lehine, davalı ...'ün maliki olduğu aynı mevkiide kain 492 sayılı parselden bilirkişi ... Başsoy'un 20.05.2006 tarihli rapor ve krokisinde A ile gösterilen yerden 3 metre genişliğinde 335 metre uzunluğunda toplam 1005 m2'lik alanda geçit hakkı kurulmasına, ... ehli bilirkişisi ... Başsoy'un rapor ve krokisinin eklenmesine" denilmek suretiyle geçit hakkı kurulmuş ise de; az yukarıda belirtilen rapor-kroki ve kısa kararla, mahkemenin kurduğu gerekçeli kararın hüküm kısmı çelişmektedir. Zira, rapor-kroki ve kısa kararda "A" harfi ile gösterilen ve davacı lehine geçit hakkı kurulan taşınmaz, gerekçeli kararın hüküm kısmında belirtildiğinin aksine 492 parsel sayılı taşınmaz üzerinde değil, 645 sayılı parsel üzerindedir. Gerekçeli kararın hüküm fıkrası ile, kararın eki sayılması gereken kroki ve kısa karar arasında bu suretle çelişki yaratılmış, HUMK. 388 ve 389 maddeleri hilafına infazda çelişkiye neden olunmuştur. Bu hususa ek olarak, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayıcı bir irtifak hakkı olmakla beraber özünü Komşuluk Hukukundan aldığından, yol saptaması yapılırken Komşuluk Hukukunun genel ilkeleri hiçbir zaman gözardı edilmemeli, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde ise bunun nedenleri gerekçede gösterilmelidir.

Mahkemece yapılması gereken iş öncelikle, dosyada bulunmadığı anlaşılan kadastro paftasının Kadastro Müdürlüğünden, hükmü temyiz eden davalı ...'e ait olduğu söylenen 645 parsel sayılı taşınmaza ait tapu kaydının Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilerek, yeniden keşif yapılıp fedekarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, geçit hakkı kurulacak taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmamasına ... gösterilerek, davacı parselin genel yola ulaşabilmesi için en uygun güzergahın tespit ederek buradan geçit kurmak, taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu hususu gerekçelendirmek, geçit bedelini hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirmek olmalıdır. Bütün bu yönler gözardı edilerek yukarıda sözü edilen ilkelere aykırı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ...'ün temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 20.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk K492 md.389
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog