10. Hukuk Dairesi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No : Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma üzerine ilamında belirttiği gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Mahkemece, Dairemizce verilen bozma kararına uyulmuş ise de, bozma gereğinin tam olarak yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün değildir. Bozma sonrası yapılan araştırmanın eksik olduğu, bozma gereklerinin yerine getirilmediği, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olmadığı görülmektedir. Dairemizin, 26.05.2021 tarih ve 2020/3567E-2021/7001K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere; “5510 sayılı ... Kanununun geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalı, 506 sayılı Kanunun 79. maddesine 25.08.1999 tarih, 4447 sayılı yasayla eklenen “Ay içinde bazı işgünlerinde çalıştırılmadığı ve ücret ödenmediği beyan edilen sigortalıların otuz günden az çalıştıklarını açıklayan bilgi ve belgelerin işverence prim bildirgelerine eklenmesi şarttır.” düzenlemesi uyarınca, anılan tarih sonrasına ilişkin eksik bildirimlerin dayanağı belgelerin Kuruma ibraz edilip edilmediği de incelenip, aksine durumda Kurumun eksik bildirim nedeniyle re'sen tahakkuk işlemi gerçekleştirip gerçekleştirmediği yönü araştırılmalıdır. Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2003/21 - 43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını, ya da, kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer de delillerle kanıtlanması gerekmekte olup, tanık sözlerine değer verilemez. Eldeki davada; davalı ... ... ... A.Ş. adına kayıtlı 1055039 sicil numaralı incir işletme paketleme işyerinde işçi olarak 16/09/1991 - 2000 tarihleri arasında mevsimlik işçi olarak yılda 180 gün, 2000 - 21/09/2012 tarihleri arasında ise kesintisiz çalıştığını iddia eden davacının, çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla yapılan araştırma ve inceleme yetersizdir. Dosyadan, davacının çalıştığı işyerinde talebe konu dönem boyunca çalışan yeterli sayıda bordrolu tanık dinlenmediği, davalıya ait işyerinde mevsimlik mi, yoksa, sürekli mi, çalışma yapıldığının, net olarak belirlenmediği, gelen imzalı ücret bordrolarındaki çalışma sürelerinin değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacının çalışmasının niteliğinin belirlenmesi için, ... Müdürlüklerinden, ziraat odalarından ve vergi dairelerinden bildirilen muhtasar beyannameler sorularak, davalı şirketin sürekli mi, yoksa, mevsimlik mi çalıştığı araştırılmalı, yeterli sayıda ve objektif nitelikte bordo tanıkları re'sen tespit edilerek beyanlarına başvurulmalı ve işyerindeki çalışmanın mevsimlik olup olmadığı, davacının da hangi tarihlerde çalıştığı net olarak belirlenmelidir. Ayrıca, davacının çalışmasını bilebilecek durumda ve çalışmaları kayıtlara geçmiş bordrolu tanıklar tespit edilmelidir. Bu yönde yapılan araştırma yeterli olmaz ise, komşu işyerlerinde çalışan ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan işçi veya işverenler kolluk aracılığıyla belirlenmeli, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği hatırda tutularak, davacının hizmet döküm cetvelindeki bildirimler de dikkate alınmak suretiyle bir karar verilmelidir.” Yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular ışığında davacının davalı işyerinde nasıl çalıştığı ve ne iş yaptığı belirlenmeli, işyerinde sürekli çalışmasının gerekip gerekmediği üzerinde durulmalı, bu hususlarda tarafların detaylı beyanları alınmalı, elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. Mahkemenin, yukarıda belirtilen hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalı ve feri müdahil Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın