11. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/5053
- Karar No
- 2022/9185
- Karar Tarihi
- 19.12.2022
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Borçlar Hukuku
- Karar Sonucu
- ONANMASINA
11. Hukuk Dairesi 2021/5053 E. , 2022/9185 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17.04.2018 tarih ve 2017/758 E. - 2018/213 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin kısmen kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nce verilen 05.04.2021 tarih ve 2018/2140 E. - 2021/551 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davacı şirket ile davalı arasında adi yazılı şekilde 02.11.2013 tarihinde ve 11.11.2013 tarihinde 4 adet dairenin satışı konusunda anlaşmaya varıldığını, daire bedellerinin davalı yanca ödendiğini, daha sonra taraflar arasında 02.02.2016 tarihli ek sözleşmenin imzalandığını, bu sözleşme ile davacı ... tarafından teminat senetlerinin davalıya verildiğini, teminat senetlerinin davalı yanca takibe konu edilmesi nedeniyle taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiğini, adi yazılı sözleşme kapsamında herkesin aldığını iade etmekle yükümlü olduğunu, davalının müvekkillerinden fazladan tahsilat yaptığını ileri sürerek şimdilik 397.351,00 TL bedelin her bir senet için ödeme tarihlerinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davaya konu senetlerin keşidecisinin davacılardan ... olduğunu, diğer davacının senetlerde sıfatının bulunmadığını ve işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davaya konu borç senetlerinde "malen" ibaresinin bulunduğunu, "teminat senedi" olduğuna ilişkin herhangi bir ibare ve açıklamanın bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki adi sözleşmeler kapsamında satışı yapılan 4 adet dairenin süresi içerisinde davalı yana teslim edilmediği, taraflar arasındaki 02.02.2016 tarihli sözleşmenin alım satım akdinin tasfiyesi mahiyetinde olmadığı, alım satım akdinde yükümlülüklerini hiç veya gereği gibi yerine getirmeyen akide karşı uygulanacak cezai şartın belirlenmesine ilişkin olduğu, davacı şirketin 02.11.2013 ve 11.11.2013 tarihli alım satım akdinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediği, bu nedenle davalının TBK'nun 179/1 maddesi gereğince alım satım akdini sona erdirmek suretiyle cezai şartı isteme seçimlik hakkını kullanarak tahsil ettiği senetler nedeniyle davalının borçlu olmadığı bildirilerek davanın reddine karar verilmiş, karar karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; taraflar arasında düzenlenen 02.02.2016 tarihli sözleşmenin, 02.11.2013 ve 11.11.2013 tarihli sözleşmelerin feshini düzenlediği, 02.02.2016 tarihli sözleşmede davalıya verildiği belirtilen davaya konu senetlerin ödenmesi halinde sözleşmelerin feshedileceğinin açıkça ifade edildiği, senetlerin sözleşme kapsamında verilen teminat senedi olduğuna dair sözleşmede ya da senetler üzerinde bir ifadenin yer almadığı, malen kaydı bulunan senetlerin taşınmaz satışı kapsamında verildiği hususunun tarafların kabulünde olduğu, davacı yanca yapılan ödemelerin ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin yapıldığı anlaşıldığından davacı yanca yapılmış herhangi bir fazla ödemenin bulunmadığından davanın reddi gerekçesiyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacıların davasının reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.