Esas No
E. 2014/16798
Karar No
K. 2014/20890
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

12. Hukuk Dairesi         2014/16798 E.  ,  2014/20890 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ödemiş Sulh Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 07/01/2014

NUMARASI : 2013/1459-2014/25

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; Şikayetçinin, ortaklığın giderilmesi davası sonucu verilen satış kararı üzerine gerçekleştirilen ihalenin usulüne uygun yapılmadığını ileri sürerek feshi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

1.İhale konusu 462 parsel sayılı taşınmaz yönünden;

Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesine göre; ''Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Ayrıca başkaca adres araştırması yapılmaz. 79 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre renkli bastırılan tebligat zarfında, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek bu adrese tebligat yapılacağına dair meşruhata yer verilir." Bu yönetmeliğe göre 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 2l/2.maddesi gereğince tebligat yapılabilmesi için, tebliği çıkaran mercice, tebliğ evrakı üzerine, tebligat çıkarılan adresin, muhatabın, adres kayıt sistemindeki adresi olduğuna dair kayıt düşülmesi zorunludur. Bir diğer anlatımla, tebliği çıkaran mercii tarafından, tebligat çıkarılan adresin, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğu ve Tebligat Kanununun 21/2.maddesine göre tebligat yapılması gerektiği hususu tebliğ evrakı üzerine şerh verilmeden dağıtıcı tarafından anılan maddeye göre tebligat işlemi yapılamaz.

Somut olayda, satış ilanının, şikayetçinin adres kayıt sistemindeki adresine tebliğe çıkarıldığı, ancak, TK.nun 21/2.maddesine göre tebligat yapılması gerektiğine ilişkin şerhin icra müdürlüğü tarafından yazılmamış olduğu, tebligatın, dağıtıcı tarafından tebliğ imkansızlığı nedeniyle 17/07/2013 tarihinde TK.nun 21/2.maddesi gereğince muhtara yapıldığı görülmektedir. Tebliğ adresi, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olsa dahi, tebliği çıkaran mercii, TK.nun 23/8.maddesi gereğince bu hususta bir kaydı evraka yazmadığı takdirde TK.nun 21/2.maddesine göre tebligat yapılamaz. Şikayete konu satış ilanı tebliği, bu yönden usulüne uygun değildir. Sözkonusu tebliğ evrakında, muhatabın adresten geçici mi yoksa sürekli mi ayrıldığının, adreste bulunmama sebebinin ve tevziat saatlerinden sonra tebligat adresine dönüp dönmeyeceğinin Tebligat Yönetmeliği'nin 35. maddesi gereğince, aynı Yönetmeliğin 30. maddesinde sayılan kişilerden sorularak tespit edilmediği görülmüştür. Bu hali ile tebliğ işlemi 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. ve 23/7. maddeleri ile Tebligat Yönetmeliği'nin 30. ve 35. maddeleri hükümlerine uygun yapılmamış olmakla da usulsüzdür. 7201 Sayılı Tebligat Kanununun 32.maddesi gereğince, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğ işleminden haberdar olmuş ise geçerli sayılır. Şikayetçinin bildirdiği öğrenme tarihi esas olup, bu tarihin aksi karşı tarafça ancak yazılı belge ile ispatlanabilir. Hukuk Genel Kurulunun 12/02/1969 tarih ve 1969/172-107 sayılı kararında da benimsendiği üzere beyan edilen öğrenme tarihinin aksi tanık beyanıyla ispat edilemez. Ayrıca satış dosyası içerisinde şikayetçinin satışa muttali olduğuna dair herhangi bir işlem de bulunmamaktadır.

İİK'nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği ortaklığın giderilmesi davasına ve dolayısıyla ihaleye konu taşınmaz hissedarlarına tebliğ edilmelidir. Hissedarlara satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir. O halde, mahkemece, 462 parsel sayılı taşınmaza ilişkin ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi isabetsizdir.

2.İhale konusu 329 parsel sayılı taşınmaz yönünden;

İİK'nun 134/8. maddesinde; "İhalenin feshini şikayet yolu ile talep eden ilgili, vaki yolsuzluk neticesinde kendi menfaatlerinin muhtel olduğunu ispata mecburdur" düzenlemesi yer almaktadır.

Somut olayda, ihale konusu 329 parsel sayılı taşınmazın 8.000,00 TL. muhammen bedel ile satışa çıkarıldığı ve 9.400,00 TL üzerinden ihale edildiği görülmektedir. Dolayısıyla zarar unsuru gerçekleşmemiş olup, şikayetçi, İİK.nun 134/8. maddesi kapsamında kendi menfaatinin muhtel olduğunu ispatlayamadığından bu taşınmaz yönünden ihalenin feshini istemekte hukuki yararı bulunmamaktadır.

Bu durumda, mahkemece, 329 parsel sayılı taşınmaza ilişkin ihalenin feshi isteminin, İİK.nun 134/8.maddesi gereğince zarar unsurunun bulunmaması nedeniyle esasa girilmeden reddine karar verilmesi ve para cezasına hükmedilmemesi gerekirken, istemin yazılı gerekçe ile reddi ve ayrıca para cezasına hükmolunması doğru değildir.

SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10/09/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog