İçtihat Pro — Emsal Kararlarla Güçlü Savunma — ictihatpro.com
Devam etmek için kayıt olun
Ücretsiz hakkınızı kullandınız.
Kayıtlı kullanıcılar günde 3 arama yapabilir ve 30 belgeye kadar görüntüleyebilir.
Karar Etiketleri
17.01.2023
REDDİNE
ISTINAFHUKUK
HUKUK
Ceza Hukuku
5237 sayılı TCK'nın 179/2. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu nedeniyle 8 yıllık ceza dava zamanaşımına tabi olduğunu, bu süre geçtikten sonra dava açıldığından, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, vefat eden desteğin, sigortalı aracın sürücüsü, aynı zamanda sigortalısı ve kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olması nedeniyle davacıların 3. kişiler konumunda sayılamayacağını, davacıların tazminat taleplerinin ZMSS poliçesi kapsamının dışında kaldığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bu yönde kararlarının bulunduğunu, tazminat hesaplamasına ilişkin rapora karşı itirazlarının dikkate alınmadığını, hesaplamanın THR 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faize göre yapılması gerektiğini; dava dilekçesinde, her bir davacı için 5.000'er TL talepli belirsiz alacak davası açıldığını, davacı tarafça verilen 29/03/2021 tarihli bedel arttırım dilekçesinde, davacı ... için 163.686,81 TL, davacı ... için 11.313,11 TL olarak dava değerinin arttırıldığını, 30/07/2021 tarihli dilekçesinde ise taleplerini ıslah ederek ... yönünden 161.919,39 TL, ... yönünden 13.080,57 TL olarak ıslah edildiğini, ıslah dilekçesi ile talep sonucunu azaltmanın, feragat niteliğinde kabul edilmesi gerektiğini, feragat durumunda ise, feragat edilen kısım için her bir davacı yönünden reddedilen miktarlar nedeniyle müvekkili lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini; davacıların, ihtiyari dava arkadaşları olduklarının atlanarak müvekkili şirket lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu; gerekçeli kararda müvekkili şirket lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, talep arttırım dilekçesinde davacı ... için 163.686,81 TL talep edildiğini ve Mahkemece 95.041,80 TL'yü hükmedildiğini, bakiye 68.645,01 TL'lik kısmın reddedildiğini, AAÜT gereğince bu miktar üzerinden müvekkili lehine hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin 10.983,20 TL olması gerektiğini; davacı ... için 13.080,50 TL talep edildiğini ve Mahkemece 4.852,41 TL'ye hükmedildiğini, reddedilen 8.228,16 TL üzerinden müvekkili lehine hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin 10.983,20 TL olması gerektiğini; feragate ilişkin itirazlarının dikkate alınması durumunda, müvekkilinin yargılama giderlerinden sorumluluğunun azalacağının sabit olduğunu, otopsi raporlarında sabit olduğu üzere müteveffanın ölüm sebebinin kafa tramvası olduğunu, kaza anında kask takmadığını, olayda müterafik kusur bulunduğunu, %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirtmiştir.HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dosya kapsamından; 20/05/2010 tarihinde, davalı nezdinde ZMSS poliçesi ile sigortalı bulunan motosikletin tek taraflı kaza yapması neticesinde, davacıların yakını-desteği (davacı ...'ın eşi ve davacı ...n'ın babası) ...'ın vefat ettiği; eldeki davada, HMK'nın 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davası kapsamında, destekten yoksun kalma tazminatı talep edildiği, kazanın meydana gelmesinde müteveffa sürücünün %100 kusurlu olduğunun tespit edildiği ve Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, yukarıda belirtildiği şekilde karar verildiği anlaşılmıştır. A-Davacı ... hakkındaki hükme yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesi: HMK'nın 341/2. maddesine göre miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. HMK'nın 341/4. maddesine göre ise alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz. Ayrıca HMK'nın ek 1. maddesinin 1. fıkrasında; "HMK'nın 341. maddesindeki parasal sınırın her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 04/01/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
6098 sayılı TBK'nın 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödettirilmesini isteyebilir. TBK'nın 53/3. maddesine göre destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK.'nın 15.06.2011 gün ve 2011/17-142 E.-411 K. sayılı ilamı). Davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talebine dayanak olarak gösterdiği zarar; sürücünün ölümü sonucunda meydana gelmekle birlikte salt onun desteğinden yoksun kalınması olgusuna dayalı, mirasçılık sıfatıyla bağlı olmaksızın uğranılabilen bir zarardır. Sürücünün ölümü zararı doğuran olay olmakla birlikte, zarar doğrudan üçüncü kişi durumundaki destekten yoksun kalanlar üzerinde oluşmuştur. Bu zarardan doğan hak desteğe ait olmadığına göre, onun kusurunun bu hakka etkili olması da düşünülemez. Şu hale göre; sürücü murisin, ister kendi kusuru ister bir başkasının kusuru ile olsun, salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup; bu zarar gerek Kanun gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olmakla, desteğinin kusurunun olması, davacının hakkına etkili bir unsur olarak kabul edilemez ve destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi olanaklıdır. Davacıların üçüncü kişi konumunda olduğu talep edilen tazminatın miras hukukundan ayrı olduğu mahkemenin kabulünde olduğu gibi, sürücünün yakınlarının uğradıkları destek zararlarının trafik sigortacısının sorumluluğu kapsamı dışında kaldığına ilişkin Kanunu
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu
2918 sayılı KTK'nın 109/1. maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak 10 yıl zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Maddenin 2. fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımı uygulanacağı ifade edilmiştir. Somut olayda, kazanın 20/05/2010 tarihinde gerçekleştiği, davanın ise 17/09/2019 tarihinde açıldığı dikkate alındığında; eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerinde öngörülen dava ceza zamanaşımı süresi 15 yıl olup dava tarihinde zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Davacıların talebine dayanak olan kaza, 6704 sayılı Kanunu
2918 sayılı Kanun
K2918 md.109/1
K5237 md.4
TCK md.179/2
K5237 md.179/2
K2918 md.92
HMK md.355
K6098 md.53
K213 md.298
HMK md.352/1
TBK md.53
TBK md.53/3
HMK md.279
HMK md.341/4
HMK md.107
HMK md.341
HMK md.353/1
TCK md.85/1
HMK md.362/1
HMK md.341/2