12. Hukuk Dairesi
12. Hukuk Dairesi 2014/20419 E. , 2014/27847 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul 15. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 06/05/2014
NUMARASI : 2014/186-2014/491
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatıldığı; borçlunun icra mahkemesine yaptığı başvuruda usulsüz tebligatın iptali ile tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olarark düzeltilmesi talebinde ve gecikmiş itirazda bulunduğu, mahkemece şikayetin kabulüne, öğrenme tarihinin 13/02/2014 olarak tespitine, karar verildiği anlaşılmaktadır. 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesinde; "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır" düzenlemesine yer verilmiştir.
Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30/1. maddesinde; "Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkartılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir" hükmü yer almaktadır.
Somut olayda; borçluya 7 örnek ödeme emri tebligatının ''Muhatabın tevziat saatlerinde adresde bulunmadığından imzadan imtina eden komşusu D-6.... beyanına göre işte olduğundan ilgili mahalle muhtarlığına tebliğ edilip aynı komşusuna haber verildi 2 no'lu haber kağıdının kapıya yapıştırıldı'' şerhi ile Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre tebliğ edilmek istenildiği, ödeme emrinin tebliği sırasında beyanda bulunan ve aynı zamanda haber verilen komşunun adı ve soyadı bulunmadığı gibi, kim olduğunun da açıklanmadığı, imzadan imtina ettiği yani tebliğ mazbatasında komşunun kim olduğuna dair hiçbir bilginin bulunmadığı, bu durumda şikayetçi borçluya yapılan ödeme emri tebliğ işleminin T.K.'nun 21./1. maddesine ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30/1. maddesine aykırı olduğu görülmektedir.
İİK'nun 65.maddesine dayanan gecikmiş itirazda, tebligatın usulüne uygun olarak yapılmış olması, ancak, muhatabın bir engel nedeniyle süresinde itiraz edememiş olması halinde gecikmiş itirazda bulunacak kişinin mazeretini gösterir delillerle birlikte, esasla ilgili itirazlarını ve dayanaklarını, engelin kalktığı günden itibaren üç gün içinde icra mahkemesine bildirmesi gerekir. Açıklanan yasa hükmünden de anlaşılacağı üzere gecikmiş itirazın ön koşulu, usulüne uygun bir tebligatın yapılmış olmasıdır. Bu durumda takip borçlusuna usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş bir ödeme emri bulunmamaktadır.
Uyuşmazlığın İİK.nun 65. maddesinde yer alan gecikmiş itiraz kurallarına göre değil, 7201 Sayılı Kanunun 32. maddesine göre çözümlenmesi gerekir. Borçlu vekilinin mahkemeye verdiği dilekçede gecikmiş itiraz deyimini kullanmış olması, 6100 Sayılı HMK.nun 33.maddesi uyarınca hukuki tavsifin hakime ait olması nedeniyle sonuca etkili olmayıp, başvuru bu hali ile 7201 Sayılı Yasanın 32. maddesine dayalı usulsüz tebligat şikayetidir (Hukuk Genel Kurulu'nun 05.06.2001 tarih ve 1991/12-258 Esas, 1991/344 Karar sayılı kararı). 7201 Sayılı Kanun'un 32. maddesi gereğince, tebligatın usulsüz olması halinde muhatabı tebliğden haberdar olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih tebliğ tarihi olarak kabul edilir. Bu durumda mahkemece istemin usulsüz tebligat şikayeti nedeniyle kabulüne karar verilmesi gerekirken gecikmiş itiraz olarak değerlendirilmesi isabetsiz ise de, sonuçta istem kabul edildiğinden sonucu doğru mahkeme kararının onanması gerekmiştir.