11. Hukuk Dairesi
KARŞI OY Uyuşmazlık, mudilerin off-shore alacaklarının tahsiline yönelik açtıkları davalarda zamanaşımı süresinin ne şekilde belirleneceğine ilişkindir. Davanın esasının, haksız eyleme dayalı olduğu hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Haksız fiil sorumluluğu nedeniyle zamanaşımı süreleri, 6101 sayılı Yasa'nın 5/1 maddesi gereğince mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60/2 maddesinde düzenlenen sürelerdir. Anılan Yasa hükmüne göre zamanaşımı süresi fail ve fiilin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl, herhalde haksız eylemin işlendiği tarihten itibaren 10 yıldır. Eylemin cezayı müstelzim bir fiilden neşet etmesi halinde ise uyuşmazlığa ceza kanunlarının öngördüğü zamanaşımı süresinin uygulanması gerekmektedir. Maddede öngörülen 10 yıllık süre, 22.04.2022 tarih 2021/7 Esas 2022/2 sayılı Y.İ.B.K'da da vurgulandığı üzere davanın açılabileceği azami zamanaşımı süresidir. Y.İ.B.K ile zamanaşımının başlangıcının tespitinde offshore hesabına aktarma tarihinin esas alınması gerektiği içtihat edildiğinden, somut uyuşmazlık yönünden zamanaşımının başlangıç tarihi 22.11.1999 tarihidir. Bu itibarla, azami 10 yıllık zamanaşımının süresinin uyuşmazlıkta uygulanması mümkün değildir. Eylemin cezayı müstelzim bulunmasına göre, suç tarihinde yürürlükte bulunan mülga 765 sayılı TCK 102 ve 104/2 maddesi hükümlerine göre suç tarihi olan 22.11.1999 tarihinden sonra dava tarihi itibariyle ceza zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğini tespiti ve sonucuna göre hüküm tesisi gerekir. Sayın çoğunluğun, uyuşmazlıkta mülga 818 sayılı B.K 60/2 maddesinde öngörülen azami zamanaşımı süresinin uygulanmasına ilişkin görüşü anılan Y.İ.B.K aykırıdır. Açıklanan nedenlerle, yerel mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerektiğinden, yazılı gerekçe ile kararın bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın