12. Hukuk Dairesi 2014/16505 E. , 2014/18215 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Mersin 4. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 12/12/2013
NUMARASI : 2013/281-2013/586
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız icra takibine karşı borçluların, takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde dosyanın işlemsiz bırakılması nedeniyle zamanaşımı oluştuğunu ileri sürerek icranın geri bırakılması istemi ile icra mahkemesine başvurdukları görülmektedir.
Takip dayanağı bononun tanzim tarihi itibariyle uygulanması gereken 6762 Sayılı TTK.'nun 688/6. maddesine göre bononun, kambiyo senedi vasfını taşıyabilmesi için, tanzim yeri unsurunu ihtiva etmesi gereklidir. Aynı Kanun'un 689/son maddesine göre ise, tanzim edildiği gösterilmeyen bir bononun, tanzim edenin ad ve soyadı yanında yazılı olan yerde tanzim edilmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır. H.G.K.'nun 02.10.1996 tarih ve 1996/12-590 sayılı kararında da benimsendiği üzere, tanzim yeri olarak idari birim adının yazılması yeterli ve zorunlu olup, ayrıca adres gösterilmesi mecburiyeti bulunmamaktadır. Somut olayda, takip dayanağı bonoda tanzim yeri bulunmadığından takibe konu bononun kambiyo vasfı bulunmamaktadır.
İcra takibine konu alacak hangi zamanaşımı süresine tabi ise icra takibinin kesinleşmesinden sonraki dönemde de aynı zamanaşımı süresi uygulanır. Bu durumda, kambiyo senedi niteliği taşımayan dayanak belge bono niteliğinde olmayıp, adi havale hükmünde olduğundan mücerret borç ikrarı taşımayan bu belge Borçlar Kanunu'nun 125. maddesinde düzenlenen on yıllık zamanaşımına tabidir. Takipte bu sürenin dolmadığı ve dolayısıyla keşideci borçlu şirket yönünden zamanaşımının gerçekleşmediği anlaşılmaktadır.
Öte yandan,
İİK.nun 71/2.maddesinde “Borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürecek olursa, 33a. maddesi hükmü kıyasen uygulanır” düzenlemesi yer almaktadır.Görüldüğü üzere, borçlunun İİK.'nun 71 maddesine dayanan şikayetinin incelenebilmesi, öncelikle takibin kesinleşmiş olması koşuluna bağlıdır. İcra dosyasının incelenmesinde ise; genel haciz yolu ile yapılan ilamsız icra takibine karşı keşideci lehine aval veren borçlunun yasal süre içerisinde itirazı üzerine takip durmuş olup;ortada kesinleşmiş bir takip de yoktur.Bu itibarla, kesinleşmiş bir takip bulunmadığına göre, anılan borçlu yönünden İİK. nun 71/2.maddesinin uygulanmasına da yasal olanak yoktur.
O halde, mahkemece, keşideci borçlu şirket yönünden bono vasfı bulunmayan dayanak belge yönünden genel zamanaşımı kuralının uygulanması gerektiği ve keşideci lehine aval veren borçlu bakımından ise;
İİK'nun 71. maddesine göre takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle icra mahkemesine başvurunun koşullarının oluşmadığı hususları göz önünde bulundurularak zamanaşımı şikayetinin reddine karar verilmesi gerekirken; yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetsiz ise de; sonuçta istem reddedildiğinden sonucu doğru mahkeme kararının onanması gerekmiştir.