Esas No
E. 2014/15184
Karar No
K. 2014/18347
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

12. Hukuk Dairesi         2014/15184 E.  ,  2014/18347 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bolu İcra Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 04/04/2014

NUMARASI : 2014/154-2014/161

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi . ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

Alacaklı tarafından başlatılan genel haciz yoluyla takibe karşı, borçlunun süresinde itiraz etmesi üzerine icra müdürlüğünce verilen takibin durdurulması kararının iptali istemi ile alacaklının icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, yetki itirazının kaldırılarak takibin devamına karar verildiği anlaşılmaktadır. Alacaklı tarafından icra müdürlüğünün takibin durdurulması hakkındaki işleminin iptali istenmiş ise de;

İİK.nun 66.maddesine göre süresinde yapılan itiraz takibi durdurur. Takibin durması halinde alacaklı İİK.nun 68.maddesi gereğince itirazın kaldırılmasını icra mahkemesinden isteyebilir.

Yargılamaya hakim olan ilkeler bölümünde düzenlenen HMK.nun 33.maddesinde yer alan “hakim Türk Hukukunu re'sen uygular” ilkesi gereğince hakim taraflarca ileri sürülen maddi vakıalar ile bağlı ise de, hukuki nitelendirmeleri ile bağlı değildir. Diğer bir ifade ile, hukuki tavsif hakime ait kuralı dikkate alınarak alacaklının başvurusu itirazın kaldırılması olarak değerlendirilmeli ve bu kapsamda incelenmelidir. Açıklanan nedenle mahkemece, başvurunun itirazın kaldırılması olarak kabul edilerek yargılama yapılması doğrudur. Ancak;

Konusu mal varlığı olan borçlar hukukuna ilişkin sözleşmelerden doğan davalarda yetki HMK.nun 10. maddesinde belirtilen kurallara göre çözümlenir. Örneğin; sözleşmedeki alacağın ödenmemesi, malın teslimi, cezai şartın ödenmesi gibi... Anılan madde, sözleşmeden doğan davalar için sözleşmenin yerine getirileceği yer mahkemesinin yetkili olacağı yönünde özel yetki kuralı koymuştur.

Sözleşmenin yerine getirileceği yer, öncelikle tarafların açık veya zımni isteğine göre tespit edilir. Sözleşmede karşılıklı olarak değişik yerlerde yerine getirilecek borçlar varsa (malın teslim edileceği yer-borcun ödeneceği yer) mal teslimi için açılacak dava teslim yeri mahkemesinde- borcun ödenmesi için açılacak dava ise borcun ödeneceği yer mahkemesinde açılabilir. Ancak sözleşmede açık ve zımni olarak sözleşmenin yerine getirileceği yerin anlaşılamadığı hallerde yetkili yer, 6098 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 89. (Eski BK.nun 73.) maddesine göre belirlenir. Yani davanın konusu sözleşmeden doğan bir para borcu olup da, sözleşmede aksi kararlaştırılmamış ise, borç, alacaklının, ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödenir. Ancak, aranacak ya da aldırılacak borçlarda 6098 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 89.maddesinin birinci fıkrasının birinci bendi (Eski BK.nun 73.maddesinin birinci fıkrasının birinci bendi) uygulanmaz. Ne var ki,

HMK.nun 10. maddesi hükmü yalnız hukuken geçerli olan sözleşmelerden doğan davalar hakkında uygulanacağından, geçersiz olan sözleşmelerden doğan davalarda, sözleşmenin ifa yerinde dava açılamaz, (sebepsiz iktisap gibi) genel yetkili yer olan yani davalının ikametgahında dava açılır.

Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 2001/12-1162-1191 sayılı kararında da yukarıda açıklanan kurallar benimsenerek “HUMK.nun 10. maddesine göre sözleşmeden doğan davalarda tarafların sözleşmenin yerine getirileceği yer hakkında açık veya zımni isteklerinin anlaşılamadığı hallerde sözleşmenin yerine getirileceği yerin Borçlar Kanunu'nun 73. maddesine göre belirleneceği” açıklanmıştır. Ancak, bu gibi hallerde 6098 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 89. (Eski BK.nun 73.) maddesinin uygulanabilmesi için akdi ilişkinin kabul edilmesi gerekmektedir.

Somut olayda, borçlu, takibe itiraz dilekçesinde, yetki itirazı yanında, borca da itiraz etmiş olup, bu hali ile, akdi ilişki borçlu tarafından kabul edilmediğinden 6098 Sayılı Borçlar Kanununun 89. (Eski BK.nun 73.) maddesinin uygulanması imkanı bulunmamaktıdır. Bu durumda, alacaklı, ödeme zamanındaki yerleşim yerindeki icra müdürlüğünde takip yapamaz. O halde, mahkemece, borçlunun yetki itirazı yerinde olduğundan alacaklının itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/06/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.