Hukuk Genel Kurulu
Hukuk Genel Kurulu 2013/152 E. , 2013/1394 K.GEÇİT HAKKI
KOMŞULUK HUKUKU
FEDAKARLIĞIN DENKLEŞTİRİLMESİ
TÜRK MEDENİ KANUNU (TMK) (4721) Madde 747
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, geçit hakkı tesisi istemine ilişkindir. Davacı, 166 ada 17 parsel sayılı taşınmaz lehine davalı 166 ada 18 sayılı parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı tesisini istemiştir.
Davalı vekili, davacının geçit ihtiyacının bulunmadığını, geçit ile müvekkilinin taşınmazının değerinin düşeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın kabulüne, 166 ada 17 parsel sayılı taşınmaz lehine davalı adına kayıtlı 166 ada 18 parsel sayılı taşınmazüzerinden geçit hakkı tesisine karar verilmiştir. Davalı vekilinin temyizi üzerine karar Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerden dolayı bozulmuştur.
Mahkemece, ilk karardaki gerekçeler yanında, tesis edilen geçit güzergahında bulunan elektrik direğinin ilk kararda tartışıldığı, elektrik direğinin ek bir maliyet getirmediği ve yola çıkışa mani teşkil etmediği, geçit hakkı taşınmaz lehine kurulacağından 16 parsel sayılı taşınmazın davacı tarafından alınmış olmasının öneminin olmadığı, 16 parsel sayılı taşınmazın yola konumunun, 17 parsel sayılı taşınmaz ile aynı olduğu gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir. Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık, yerel mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Öncelikle, uyuşmazlığın çözümünde göz önünde tutulması gereken ilkelerin ortaya konulmasında yarar vardır: Ülkemizde arazi düzenlemesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın doğrudan yol ihtiyacının karşılanmamış bulunması, geçit davalarının kaynağını oluşturmaktadır. Geçit hakkı davalarını, genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunmasına rağmen mevcut bu yol ile ihtiyacı karşılanmayan tapulu taşınmaz maliki açabilir. Bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyacı veya geçit yoksunluğu, ikincisine nisbi geçit ihtiyacı veya geçit yetersizliği denilebilir. Geçit ihtiyacı olan kişi, davasını önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun ve en az zarar görecek taşınmaz malikine yöneltmesi gerekir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi ilkesi göz önünde tutulmalıdır. Geçit hakkı, taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü bir anlamda komşuluk hukukundan almaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da yol saptanırken komşuluk hukuku ilkelerinin de esas alınması gerekmektedir.
Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı, davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara göre belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi de gözetilmelidir. Davacı yararına tesis edilen geçidin, genel yola kesintisiz ulaşması sağlanmalıdır. Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel de yine objektif kriterlere, taşınmazın niteliğine göre atanacak bilirkişiler aracılığı ile saptanmalıdır(HGK’nun 22.02.2012 gün ve 2011/14-767 E., 2012/97 K. sayılı ilamı). Geçit hakkına ilişkin ana ilkeler bu olmakla birlikte eldeki davada: Davacı, 166 ada 17 parsel sayılı taşınmazın yola cephesinin bulunmadığı, geçit ihtiyacının olduğu açıktır.
Az yukarda belirtildiği üzere, geçit davalarında amaç, genel yola bağlantısı bulunmayan taşınmazları en uygun güzergahtan yola bağlamaktır. Ne var ki, mahkemece hüküm altına alınan geçit güzergahında elektrik direği bulunduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar direnme kararında, elektrik direğinin ilk kararda değerlendirildiği belirtilmiş ise de, 27.12.2011 tarihli ek bilirkişi raporunda sadece elektrik direğinin kaldırılma masrafı hesaplanmış olup, elektrik direği kroki üzerinde gösterilmediği gibi, geçite engel olup olmayacağı da tartışılmamıştır. Ayrıca 16 parsel sayılı taşınmazın mülkiyet durumu açıklığa kavuşturulmadan, bilirkişi raporu ve krokisinde (A) ve (B) ile gösterilen seçenekler dışında diğer komşu parsellerden de geçit kurulmasının mümkün olup olmadığı araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması da doğru olmamıştır. O halde, mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler gözetilerek, bozma ilamında da işaret edildiği şekilde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak neticesine göre bir karar verilmesi gerekir. Hal böyle olunca; Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına, uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.