8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2022/3613 E. , 2022/9915 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı ... Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R 2009 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında; ... ili ..... ilçesi ......,Köyünde bulunan 137 ada 3, 5, 6, 7, 9, 13, 14, 15, 16 ve 17 parsel sayılı sırasıyla 2.011,11 m2, 585,81 m2, 1.976,29 m2, 1.360,58 m2, 3.300,27 m2, 1.074,15 m2, 1.064,27 m2, 870,73 m2, 550,64 m2 ve 1.438,04 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, Kadastro Mahkemesinin 2008/40 Esas sayılı dosyasında davalı olduğundan bahisle vasıf ve malik hanesi açık olarak tespit edilmiştir.
Davacı ... Yönetimi, ..... Köyünde 5304 sayılı Kanunla değişik 3402 sayılı Kanun'un 4. maddesi hükmüne göre yapılan orman kadastrosunda, bazı ormanlık alanların orman dışında bırakıldığını ve dava dilekçesine ekli krokide işaretlenen taşınmazların 101 ada 1 sayılı orman parseline eklenmesi gereken, orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla, orman niteliğiyle Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece kadastro tutanak asılları dosya içine alınıp, tespit tutanaklarında yazılı hak sahiplerinin bir kısmı davaya dahil edilerek yapılan yargılama sonunda, kadastro tespitine itiraz davalarının taşınmazın zilyetlerine açılabiliceği gerekçesiyle davanın husumet nedeniyle reddine ve taşınmazların tespit gibi zilyetleri adına tapuya tescillerine karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 15.09.2010 tarihli ve 2010/6779 Esas, 2010/10633 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Yörede 3402 sayılı Kanunun 5304 Sayılı Kanun ile değişik 4/3. maddesi uyarınca yapılan orman kadastrosunda 6831 ve 3402 sayılı Kanun hükümleri iç içe ve birlikte uygulandığından orman sınırları dışında bırakılan taşınmazlar hakkında 3402 sayılı Kanunun 26/4. maddesi gereğince henüz olumlu tesbit tutanağı ve haritası düzenlenmemiş olmakla birlikte orman olmadığı konusunda "olumsuz tutanak ve harita düzenlendiği" kabul edilip, 6831 sayılı Kanun'un 11/1. maddesi gereğince kadastro Mahkemesinin görevi (yetkisi) başlayacağı Çevre ve Orman Bakanlığının ya da Orman Genel Müdürlüğünün otuz günlük kısmi ilan süresi içinde kadastro mahkemesinde dava açabileceği, açılacak bu davada yapılan kadastro işleminin özelliği ve açılacak davanın niteliği nedeniyle husumetin Hazine veya taşınmazın içinde bulunduğu köy tüzelkişiliği yada davaya konu taşınmaza zilyet olanlara yöneltilebileceği, kendilerine husumet yöneltilerek dava açılan özel yada tüzel kişilerin gerçek hak sahibi olmadığı gerekçesiyle dava husumet yönünden ret edilmeyip, kadastro mahkemesinin, dava dilekçesinde nitelikleri bildirilen taşınmazın tesbit tutanağının, malik henesinin açık bırakılmak suretiyle düzenlenip, Kanun ve Yönetmelik hükümlerine göre mahkemeye göndermesini Kadastro Müdürlüğünden istemesi gerektiği, tesbit tutanağı düzenlenmeden keşif yapılması halinde, keşif sırasında belirlenecek hak sahiplerinin davaya katılması, bu arada tesbit tutanağının gönderilmesi halinde dava dosyası ile birleştirip 3402 sayılı Kanun'un 27, 28 ve 29. maddeleri gereğince yargılamaya devamla, tesbit tutanağında yazılı hak sahiplerini de davaya katıp, husumet yaygınlaştırılarak taraf oluşturulduktan sonra 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi gereğince tarafların gösterecekleri deliller ile mahkemece resen lüzum görülen diğer deliller de toplanıp dava konusu taşınmazın gerçek hak sahibi adına tesciline karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulmasının ardından yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulü ile 137 ada 3, 5, 9, 13, 14, 15, 16 ve 17 nolu parsellerin tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline, 137 ada 6 ve 7 nolu parsellerin tespitlerinin iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı ... Yönetimi tarafından 137 ada 3, 5, 9, 13, 14, 15, 16 ve 17 nolu parsellere yönelik temyiz edilmiştir. Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu, 5304 sayılı Kanunla değişik 3402 sayılı Kanun'un 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parseller orman alanı dışında bırakılmıştır.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporları uyarınca davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş ise de, 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi yasal şartları davada mevcut olup dava dilekçesi ile davalı gösterilen Hazine ve Karalani Köyü Tüzel Kişiliğinin davada taraf olmaları gerekirken tefrik kararından sonra taraf sıfatlarının kaldırılmış olması ve karar başlığında gösterilmemiş olmaları hatalıdır. Öte yandan hüküm tarihinden önce 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun'un 1/2. maddesi ile ... Büyükşehir Belediyesinin sınırları il mülkî sınırları olarak genişletilmiş; bu sınırlar içinde kalan köy ve beldelerin tüzel kişilikleri sona ererek bağlı bulundukları ilçe belediyelerine mahalle olarak katılmışlardır. Bu durumda Karalani köyünün tüzelkişiliği kalmadığından 5216 sayılı Kanun hükümleri ve 6360 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin onüçüncü fıkrası gereğince, Mazıdağı Belediye Başkanlığı ve sınırları içinde yer aldığı ... Büyükşehir Belediye Başkanlığının huzuruyla davanın görülmesinde yasal zorunluluk bulunduğu halde anılan kurumlar davaya dahil edilmeden, davanın esası hakkında hüküm kurulmuştur.
Ayrıca dava konusu taşınmazlardan 137 ada 13, 14, 15 ve 16 nolu parsellerin edinme sebebinde adları geçen ... oğulları ...ve... ile ... oğulları ...'nin davada taraf gösterilmemiş olmaları doğru değildir. Taraf sıfatı 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-d maddesi uyarınca dava şartı olup istek olmasızın re'sen gözetilmelidir.
Davanın esasına ilişkin olarak ise, çekişmeli taşınmazlara komşu ve yakın komşu parsellere, 101 ada 1 orman parseline ait tutanak ve varsa dayanakları ile geniş çevresini gösterir orjinal kadastro paftaları getirtilerek uygulama yapılmamış, orman bilirkişi raporunda memleket haritasında taşınmazların yeşil alanda, hava fotoğrafında ise açık alanda kaldığı belirlenmiş ise de bu farklılığın nereden kaynaklandığına dair sorunu giderici bir açıklama yapılmadığı gibi, lehine tescili hükmü kurulan gerçek kişi davalılar adına kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı da yöntemince araştırılmadan hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, Hazine, Mazıdağı Belediye Başkanlığı ve ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile ... oğulları ...ve... ile ... oğulları ... davaya dahil edilmeli, taraf teşkili sağlanmalı, davaya dahil edilenlerin açılan davaya karşı diyecekleri sorulmalı, kendilerine savunma hakkı verilerek ileri sürecekleri yazılı delilleri toplanmalı; bundan sonra yöreye ait en eski tarihli ve tespit tarihinden 15-20 öncesine ait memleket haritaları ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, bir ziraat mühendisi bilirkişisi, bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz bölümleriyle birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmaz bölümlerinin öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği kesin olarak belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumları saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmaz bölümlerinin dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz bölümleri, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazların gerçek eğimleri, klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmaz bölümlerinin niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği tespit edilmeli; taşınmaz bölümleri üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmaz bölümlerinin 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, davalı gerçek kişiler adına tesciline karar verilen taşınmaz bölümleri yönünden hükme esas alınan bilirkişi raporuna ekli hava fotoğrafları ile memleket haritasındaki farklılığın nedenini açıklayan, müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı; ayrıca dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmak suretiyle, dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve bu yolla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişiler ve tanıkların beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden, taşınmazların evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği ilgili tapu müdürlüğü ve kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlanmadan, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. Yine, kadastro mahkemesinin düzenli sicil oluşturmakla görevli olduğu gözardı edilerek dava konusu taşınmazların kadastro tutanaklarında malik hanesinin ve taşınmazların niteliklerinin boş olduğu dikkate alınmaksızın tespit gibi tescil kararı verilmesi de hatalıdır.