13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanca işbu dava haksız ve mesnetsiz olarak açıldığını, taraflar arasında akdedilmiş bir yetki sözleşmesi bulunmadığından davanın HMK'da genel yetki kuralı gereğince davalı şirketin adresine göre açılması gerektiğini, bu nedenle Bakırköy Mahkemelerinin yetkili olduğundan öncelikli olarak Sayın Mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini, davacı yanla müvekkil arasında akdedilen 01/01/2016 tarih ve ... sayılı sözleşme, sözleşmenin süresini belirleyen 7.maddesine göre 01/01/2016 tarihinden itibaren geçerli olarak kurulacak ve takvim yılının sonu itibariyle de sona ereceğini, müvekkil şirket bir sonraki dönemde davacı şirketle iş ilişkisini sürdürmeyeceği için, sözleşme süressi boyunca tutulan muhasebesini ve davacı şirketin gördüğü diğer işleri kontrol etme gereği duyduğunu, bunun üzerine kendi iç denetimlerini yapmış, bir yandan da başka bir yeminli mali müşavire danıştığını, bunun üzerine davacı yanın sözleşmeden kaynaklanan borcunu dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı biçimde eksik ve kusurlu ifa ettiği ve müvekkili ekonomik olarak kayba uğrattığını ortaya çıktığı, Müvekkilinin de bu nedenle, daha fazla kayba uğramamak adına, belirli süreli sözleşmenin süresi bitmeden Bakırköy ...Noterliği'nin 25/11/2016 tarih ... yevmiye nolu ihtarname ile sözleşmeyi haklı sebeple feshettiğini, davalı yanca her ne kadar haklı feshimiz haksız çıkarılmaya çalışılsa da , bu itirazlar haksız ve mesnetsiz olduğu, müvekkilince haklı nedenle fesih hakkı kullanılarak sözleşme 24/11/2016 tarihinde feshedildiğini, fakat davacı yan, sanki sözleşme feshedilmemiş iş ilişkisi devam ediyor da müvekkilinin borcunu ödemiyor gibi icra takibi başlattığı tarafımızca icra takibine itiraz edildiğinde de davacı yan müvekkilinin gönderdiği mailden faydalanmak amacı ve maili kötü niyetle yorumlamak suretiyle itirazımızı iptal ettirmek için işbu davayı açtığını, müvekkil sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğinden kalan ücretleri ödemekle yükümlü tutulması abesle iştigal olduğunu, davacı şirketle bir sonraki dönem sözleşme yapılmayacağı şirketçe kararlaştırıldıktan sonra müvekkil şirket bir başka yeminli mali müşavire danışarak davacı yanın verdiği hizmeti kontrol ettirdiğini, bu danışma ve diğer iç denetleme çalışmaları neticesinde, davacı şirketin özen borcuna aykırı olarak pek çok eksiği, hatası, yanlış yönlendirmesi ve yanlış kayıtları tespit edildiği, bu kusurlu hizmetler müvekkili ekonomik olarak ve zaman bakımından yüklü kayba uğrattığını, davacı yan tarafından dövizli faturalara ilişkin yapılan muhasebe kayıtlarında döviz tutarının doğrudan muhasebe hesaplarına Türk Lirası gibi kayıtlandığını, bu nedenle muhasebe kaydında dikkat eksikliği kaynaklı hatalar yapıldığının görüldüğü, bu hataların da düzeltilmesinin zor olduğunu, SGK'daki teşvik ve indirimlerden müvekkil şirket haberdar edilmediği için SGK'ya yaklaşık 7.000-TL ceza ödedikleri, hisse devir işlemlerinde davacı şirketin bilgisizliği ve eksik yönlendirmelerinden dolayı müvekkil şirket bütün apostilli vekalet ve çeviri işlemleriyle bütün noterlik işlemlerini yeniden yapmak zorunda kalmıştır ve bu durum müvekkili maddi olarak 1.500-TL civarı zarara uğratmakla beraber 3 aylık da bir zaman kaybına neden olduğunu, şirket sermaye arttırımı esnasında davacı yanın eksik bilgileri yüzünden müvekkil şirket herşeyi baştan yapmak zorunda kaldığı ve banka transferi, dökümantasyon v.b. Masrafları 2 defa yapmak zorunda kaldığını, borcu kabul anlamına gelmemek ile birlikte davacı yanca takip talebinde istenen işlemiş faizde yasaya ve usule aykırı olduğunu, müvekkili şirketin temerrüte düşürülmediğini, bu nedenle icra alacaklısı davacı yanın faiz talep etme hakkının olmadığını, tüm bu nedenler ile haksız ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın reddine, davacı yanın dava değerinin %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın