T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2022/781
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 21/12/2021
NUMARASI: 2014/1633 (E) - 2021/927 (K)
BİRLEŞEN İSTANBUL 4. ATM'NİN 2015/1241 ESAS SAYILI DOSYASINDA:
DAVANIN KONUSU: Tazminat
Taraflar arasında görülen davada verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmakla dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, asıl dava dosyasında dilekçesinde özetle; trafik sigortası bulunmayan dava dışı ...'nun yönetimindeki ... plakalı traktör ile dava dışı ...'nın kullandığı ... plakalı aracın karıştığı, 16/08/2014 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ... plaka sayılı araçta yolcu olarak bulunan müvekkilinin yaralanarak malul kaldığını belirterek şimdilik 2.000 TL maddi tazminatın faiziyle birlikte davalı ...ndan tahsiline karar verilmesi talebinde bulunmuştur. Davacı vekili birleşen İstanbul 4. ATM'nin 2015/1241 Esas sayılı dava dosyasında; dava dışı ...'nın kullandığı ... plakalı aracın trafik sigortacısı olan davalı sigorta şirketinden belirsiz alacak davası şeklinde maddi tazminat talebinde bulunmuştur. Davalılar davanın reddini talep etmişlerdir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, birleşen İstanbul 4. ATM 2015/1241 Esas sayılı dosyasında davacı ile davalı sigorta şirketi arasındaki sulh işlemi nedeniyle davadan feragat edilmiş olmakla, davanın feragat nedeniyle reddine; Asıl dava dosyasında ise davanın kısmen kabulüne, 3.398,11 TL geçici iş göremezlik ile 73.743,93 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 27/10/2014 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalı ...ndan tahsiline karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili; asıl dava dosyasında kabul ve reddedilen kısım arasındaki fark 1 kuruş olmasına rağmen 5.781,15 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını ve hükme esas alınan maluliyet raporunda belirtilen maluliyet oranını da kabul etmediklerini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... vekili; maluliyet raporuna esas alınan yönetmeliğin doğru olmadığını, maluliyet tespit işlemleri yönetmeliğine göre değerlendirme yapılması gerektiğini, davacının yaralanmasının şekli dikkate alındığında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, trafik sigortası bulunmayan araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, kazaya karışan diğer araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, tazminat hesabında PMF tablosunun esas alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatından sorumluluklarının bulunmadığını, faiz başlangıç tarihinin hatalı takdir edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
1.Davalı ...nın istinaf başvurusunun değerlendirilmesi; İlk derece mahkemesince karara dayanak yapılan ATK'nın 27/12/2017 tarih ve 28723 Karar sayılı raporunda, 11/10/2008 tarih ve 27021 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak maluliyet oranının belirlendiği anlaşılmaktadır. TBK'nın 54. maddesi kapsamında açılan davalarda, maddede öngörülen meslekte kayıp oranının belirlenmesinde yargısal uygulamalarda, kaza tarihi itibarıyla ayırım yapılarak kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak maluliyet raporu alınması gerektiği kabul edilmektedir. Mahkemece, belirtilen uygulama dışında, somut olayda kaza tarihi 16/08/2014 olmasına karşın, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenen Adli Tıp Kurumu raporundaki meslekte kazanma gücü kaybı oranı dikkate alınarak düzenlenen aktüer raporunda hesaplanan tazminat miktarı benimsenerek karar verilmiştir. Eldeki davada olduğu gibi, TBK'nın 54. maddesi kapsamında çalışma gücünün azalmasından doğan kayıp nedeniyle açılan davalarda, beden ve ruh tamlığı ihlallerinin, zarar görenin sanatına veya mesleğine yapmış olduğu etkinin ve bunun oranının gözetilmesi ile belirlenmesi gerekir. 2918 sayılı kanunun 90. maddesinde zorunu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar anılan kanunda öngörülen usul ve esaslara tabi olup ayrıca bu kanunda düzenlenmeyen hususlarda TBK'daki haksız fiillere ilişkin hükümlerin uygulanacağı öngörülmüştür. Davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranının belirlenmesi bakımından (somut olayda) kaza tarihi itibarıyla yargısal uygulamalarda uygulanması kabul edilen (28/09/2021 tarihli ...'de yayımlanan Maluliyet ve Çalışma Gücü Kaybı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ile yürürlükten kaldırılan) Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği yürürlükte olduğu gibi, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği de yürürlüktedir. Bu yönetmeliğin (Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği) "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde; 5510 sayılı Kanunun 107. maddesi hükmüne dayanılarak hazırlandığı belirtilmiş; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinin (1) nolu bendinde de yönetmeliğin, "5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalıların iş kazası ile meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hâllerinin meslekte kazanma gücünü ne oranda azaltacağına," ilişkin usul ve esasları kapsadığı belirtilmektedir. Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğinin "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde bu Yönetmeliğin, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 25., 28., 47., 94., 95. ve 16/5/2006 tarihli ve 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanununun 41. maddesi hükümlerine dayanılarak hazırlandığı; yine anılan Yönetmeliğin 1. maddesinde Yönetmeliğin amacı, "31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre sigortalı sayılanlar ve bunların bakmakla yükümlü oldukları veya hak sahibi çocuklarının maluliyetinin tespitine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir." şeklinde açıklanmıştır. Yönetmeliğin kapsamı ise 2. maddede; "5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre sigortalı sayılanlar ile bunların bakmakla yükümlü oldukları veya hak sahibi çocuklarını kapsar." olarak öngörülmüştür. Bu açıklamalara göre, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 4. maddesindeki tanımıyla, çalışma gücünün en az %60’ının hangi hallerde kaybedildiğinin tespiti için düzenlenmiş, yönetmelik ekindeki listelerde hangi hastalık veya arızaların bu kapsamda sayılabileceği liste halinde gösterilmiş, kapsama girmeyenler için bir oran belirtilmemiştir. Yönetmelikte sadece Ek-1 bölümü bulunmaktadır. Bu bölümde vücudun bölümlerinde malulen emeklilik için gerekli görülen çalışma gücünü %60 oranında kaybettiren araz ve hastalıklar yer almakta olup bu araz ve hastalıkların çalışma gücünü hangi oranda (yüzde olarak) azalttığı belirtilmemiştir. Bu nedenle sadece bu cetvel kullanılark, tazminat hesabında en önemli parametre olan çalışma gücü kaybı oranının belirlenmesi olanağı bulunmamakta, bilirkişi tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği ekindeki cetveller kullanılmaktadır. Bunun dışında; anılan yönetmelikte meslek hastalıklarına, meslekte kazanma gücü kaybına, meslek grup numaralarına, arıza ağırlık ölçüsünün meslek gruplarına göre değişimine ilişkin cetvellerin ve meslekte kazanma gücünün kişinin yaşına göre değerini belirten cetvelin bulunmadığı, arıza ağırlık ölçülerinin karşılığında sınırlı sayıda mesleklerin yer aldığı, buna karşılık Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin, amaç ve kapsam olarak tazminat hukuku ilkeleri bağlamında hükümler içerip haksız fiile maruz kalan kişideki travmatik lezyonlar ile birlikte meslek veya iş türü, meslek grup numaraları, iş kolları ve kişilerin yaşlarına yönelik ayrı ayrı cetveller içerdiği ve bu itibarla tıbbi kıyas/takdir metoduna elverişli olması nedeniyle bilirkişinin/adli tıp uzmanının yorumuna olanak vermesi nedeniyle bu yönetmelik çerçevesinde düzenlenen Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 27/12/2017 tarihli raporunun benimsenmesinde dosya içeriği ile usule ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerledirilmiş, davalı vekilinin bu yöndeki itirazları kabul edilmemiştir. Dosyada mübrez kaza tespit tutanağında, emniyet kemerinin takılı olup olmadığı hususu "belirsiz" olarak işaretlenmiştir. Davacının kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olmadığı hususunda veya yaralanmanın emniyet kemeri takılmamış olmasıyla illiyetinin bulunduğuna dair davalının ortaya koyduğu bir ispat vasıtası bulunmamaktadır. Bu durumda davalının müterafik kusura ilişkin itirazı da isabetli değildir. Her ne kadar trafik sigortası bulunmayan traktörün sürücüsü olan ...'nun, Çankırı Ağır Ceza Mahkemesinin kesinleşen 2014/130 Esas - 2015/103 Karar sayılı kararı ile beraatine karar verilmiş ise de beraat kararının, sanığın suçu işlemediğinin sabit olduğuna ilişkin CMK 223/2-b maddesi uyarınca değil, suçu işleyip işlemediği hususu sabit olmadığından bahisle sözü geçen maddenin "e" bendi uyarınca verildiği, TBK'nın 74. maddesi gereğince hukuk hakiminin, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı olmadığı nazara alındığında, dosyaya kazandırılan bilirkişi raporları doğrultusunda trafik sigortası bulunmayan araç sürücüsünün tepe ve arka ışıklandırması olmaksızın kasa kapağı kapalı bir şekilde seyir halinde iken sebebiyet verdiği kazadan kaynaklı kusurlu görülmüş olmasında oluşa, usule ve yasaya aykırılık bulunmadığı, dolayısıyla mahkemenin kusura ilişkin kabulünde isabetsizlik olmadığı kabul edilmiştir. Öte yandan, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin müstekar kararlarında da kabul edildiği üzere, özü itibarıyla varsayımlara dayanan gerçek zararın hesaplanmasında, en doğru sonuca ulaşılması için gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu itibarla TRH 2010 yaşam tablosunun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği de gözönüne alındığında tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağı kabul edilmektedir. Bu itibarla buna yönelik istinaf itirazında da isabet bulunmamaktadır. Bundan başka; 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren trafik sigortası genel şartları öncesinde gerçekleşen kaza nedeniyle oluşan geçici iş göremezlik zararı sakatlık teminatı kapsamındadır. Yine, faiz başlangıç tarihine ilişkin itiraz, ilk derece mahkemesinin kararının isabetli gerekçesinde belirtilen nedenlerle, yerinde görülmemiştir.
2.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun değerlendirilmesi;İlk derece mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunda, yukarıda belirtilen nedenlerle, usul ve yasaya aykırılık bulunmamakta ise de 11/11/2021 tarihli ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne karar verilecek yerde kısmen kabul kararı verilerek karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmüştür.