Aramaya Dön

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi

Esas No
E. 2022/316
Karar No
K. 2023/77
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C. BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/316
KARAR NO: 2023/77
DAVA: Markanın Hükümsüzlüğü, Unvan Terkini
DAVA TARİHİ: 10/04/2018
KARAR TARİHİ: 11/04/2023
KARAR YAZIM TARİHİ: 17/04/2023

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhinde açılan davanın, Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda :

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA ;

Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin kurulduğu günden bu yana "..." markası ile tekstil sektöründe faaliyette bulunduğunu, müvekkilinin kullanmakta olduğu "..." markasını "... & ..." olarak 24/07/2003 tarih ve ... sayı ile ..., ... ve ... emtia sınıflarında kullanılmak üzere TPMK nezdinde tescil ettirdiğini, daha sonra aynı ibareyi "... ..." olarak ... sayı ile tescil ettirdiğini, müvekkilinin "..." markası üzerinde üstün hak sahibi olduğunu ve bu ibareyi sektöründe bilinir bir marka haline getirdiğini, ancak hal böyle iken, davalının müvekkilinin tanınmışlığından yararlanmak, müvekkilinin markası ile iltibas oluşturarak müşteri portföyünden istifade etmek için 28/10/2014 tarihinde ... Dış Tic.Ltd.Şti unvanı altında şirket kuruluşu yaparak "..." markası altında müvekkili ile aynı sektörde faaliyete başladığını, davalının bu bağlamda 27/11/2014 tarih ve ... sayı ile "... ..." markasını tescil ettirdiğini, davalı markasının müvekkili markası ile iltibas oluşturduğunu, söz konusu iltibası davalının bizzat kendisinin itiraf ettiğini iddia ederek, davalı adına ... sayı ile tescilli "... ..." markasının hükümsüzlüğünü ve sicilden terkini ile davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkinini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesi ile, müvekkili adına tescilli "... ..." markası ile davacı adına tescilli "... " markası arasında örtüşen hiçbir benzerlik bulunmadığını, davacının markasının tanınmış marka olduğu yönündeki beyanının herhangi bir hukuki veya fiili temeli bulunmadığını, ... markasının davacı şirketin tescilinden sonra pek çok şirket tarafından tescilli olduğunu, müvekkili markası ile davacı markası arasında görsel olarak da benzerlik bulunmadığını ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkememizin 14/03/2019 Tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile, "Davacının davasının reddine" dair verilen karar, davacı vekilinin istinaf talebi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin 20/10/2022 Tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile "Her ne kadar Mahkemece, davacıya ait ... sayı ile tescilli "... " ibareli ve ... sayı ile tescilli "... " ibareli markaların, davalının markasının ve ticaret unvanının tescilinden çok sonra olduğu esas alınarak, kötüniyet bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de; bir marka sahibinin, uzun yıllar önce tescil ettirdiği, kullanım ve tanıtımını yaptığı önceki markasının asli ve ayırt edici unsurunu koruyarak, aynı tescilli mal veya hizmetler yönünden, önceki markasından farklı unsurlar içerecek ve onunla seri oluşturacak şekilde yeni markalar oluşturmasının hukuken mümkün olduğu (Yargıtay 11. HD. 2016/9248 esas, 2018/2132 karar sayılı ilamı), Mahkemece, kök marka ile hükümsüzlüğü talep edilen davalı markası arasında iltibas değerlendirmesi yapılmaksızın seri nitelikteki marka tescilinin, salt davalıya ait marka tescilinden sonra gerçekleşmiş olması ve buradan hareketle kötüniyetin bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, aksi düşüncenin seri nitelikteki markanın korunmasını olanaksız kılacağı, bu sebeple davacı markaları ile hükümsüzlüğü talep edilen davalı markası arasında iltibas değerlendirmesinin yapılması gerektiği, markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde daha ziyade her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması, taraf markalarının tescilli olduğu mal ve hizmet sınıflarının gözetilmesi gerektiği, ancak Mahkemece belirtilen hususların kararda tartışılmadığı, bilirkişi raporunun da bu anlamda denetime elverişli olmadığı, raporda; tarafların tekstil sektöründe faaliyette bulundukları dikkate alınmaksızın ''... ibaresinin cins adı belirttiği'' şeklinde hatalı gerekçelerle konunun değerlendirildiği kanaatine varılmıştır. Diğer yandan, davacı davalı ticaret unvanındaki ''...'' ibaresinin sicilden terkinine karar verilmesini de talep etmiştir.

Bir teşebbüsün ürettiği mal ve hizmetleri diğer teşebbüsün ürettiği mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlayacak işaretler marka iken, bir teşebbüsün ticari faaliyetlerinin türü ve niteliğinin diğer işletmelerin faaliyetlerinden ayırt edilmesini sağlayan tanıtıcı işaretler ise ticaret unvanı olup, her ikisinin kullanım nitelikleri birbirlerinden farklıdır. Bizatihi ticaret unvanının tescil edilmiş olması tescilli marka hakkının ihlalini oluşturmaz. Ticaret unvanının amacı dışında markasal kullanımı ile marka hakkına tecavüz söz konusu olması durumunda, markasal kullanımın durdurulması ve önlenmesine karar verilmesi mümkün olup, buna göre, Mahkemece taraf markaları arasında iltibasın varlığının kabulü halinde, ayrıca davalı ticaret unvanının terkini açısından markasal kullanımın bulunup bulunmadığı hususunun araştırılması gerekmekte olup, Mahkemece bu hususta bir delil toplanmaksızın, ''davalı ticaret unvanının tescili ile dava tarihi arasında geçen 3 yıl 6 aylık süredeki nizasız kullanım sebebiyle unvan terkininin talep edilemeyeceği'' yönünde hatalı tespitlerde bulunan rapora itibarla bu talebin de reddine karar verilmiş olması hatalı görülmüştür" gerekçesi ile mahkememiz kararı kaldırılarak dosya mahkememize iade edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi kararı doğrultusunda, dosyanın iki marka uzmanı ve bir de sektör bilirkişisinden oluşacak üç kişilik heyete tevdi ile dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları, taraf iddia ve savunmaları, ticaret sicil kayıtları, önceki bilirkişi rapor ve ek raporu ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı da değerlendirilerek, dava dilekçesinde belirtilen sebeplerle davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşup oluşmadığı, davalı unvanının terkini koşullarının oluşup oluşmadığı yönünden rapor tanzim edilmesi için dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir.

Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 22/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak, davacının ... tescil nolu ... markasının ... ve .... Sınıfta yer alan mal ve hizmetlerde Türk Patent nezdinde tescilli hak sahibi olduğunu, davacının ... ve ... markalarının tescil edilmemiş olduğunu, ayrıca söz konusu markaların SMK 155. Maddesi uyarınca davalıya karşı davaya dayanak gösterilemeyeceğini, davalının ... tescil nolu ... markasının 25. Sınıfta yer alan mal ve hizmetlerde Türk Patent nezdinde tescilli hak sahibi olduğunu, davalının ... tescil nolu ... sözkonusu markasının .... Sınıfta “Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar. Ayak giysileri. Baş giysileri”nde kullanılması halinde ortalama tüketici nezdinde iltibasa neden olabileceğini, davalının ... tescil nolu ... markasının kötüniyetle tescil edildiğine dair yeterli kanaat oluşmadığını, bu konudaki nihai takdir ve değerlendirmenin mahkemeye ait olduğunu, tarafların ticaret unvanlarında yer alan ... ve ... ibarelerinin görsel,fonetik ve kavramsal açıdan birbiri ile benzer olduğunu, davalının sözkonusu ünvanı ile davacı ile aynı sektörde faaliyet göstermesi nedeni ile benzer ticaret unvanlarını kullanmalarının karışıklığa neden olabileceği belirtilmiştir.

Dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları, taraflara ait Ticaret Sicil kayıtları ve bilirkişi raporları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı birlikte değerlendirildiğinde; ... tescil nolu ... markasının ... ve ... Sınıfta yer alan mal ve hizmetlerde davacı adına, ... tescil nolu ... markasını .... Sınıfta yer alan mal ve hizmetlerde davalı adına tescilli olduğu, her iki markanın da kelime markası olup, markalardaki "..." ve "..." ibarelerinin herhangi bir ayırt edicilik katmadığı, her iki markanın müşterek ayırt edici unsurunun tescilli oldukları emtialar yönünden "..." ibaresi olduğu, böylece markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olup tescilli oldukları emtia sınıflarının da aynı olduğu ve böylece SMK 6/1 maddesi kapsamında ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalini doğurduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davalı markasının tescil tarihi ile dava tarihi arasında geçen süre içerisinde beş yıllık hak düşürücü sürenin geçmediği, esasen davacının davalının 2017 yılında yaptığı marka başvurularına yapılan itiraz ile haberdar olduğu ve davanın 10/04/2018 tarihinde açıldığı anlaşılmakla, sessiz kalma yoluyla hak kaybının olmadığı sonuç ve kanaatine varılarak davacının hükümsüzlüğe dair davasının kabulü gerekmiştir.

Davacının unvan terkinine ilişkin talebi yönünden yapılan değerlendirmede; yukarıda değinildiği üzere davacının "..." ibaresini taşıyan markası 2003 yılında tescil edilmiş olup, ticaret sicil kayıtlarına göre davacı .... Limited Şirketi'nin 02/05/2005 tarihinde kurularak tescilinin yapıldığı, kılavuz unsurunun "..." ibaresi olduğu, davalı şirketin ise 28/10/2014 tescil tarihi itibariyle "..." olarak kurulduğu, bu şirketin de kılavuz unsurunun "..." ibaresi olduğu, her iki şirketin de yakın adreste faaliyette bulunup, faaliyet alanlarının da ... sektörü olduğu anlaşılmıştır. Bilindiği üzre "..." ibaresi İngilizce kelime olup Türkçe karşılığı "..." ibaresi olup aynı şekilde okunmaktadır. Dolayısıyla taraf şirketlerin unvanlarında yer alan bu ibarelerin görsel, fonetik ve kavramsal olarak aynı olup, tarafların aynı sektörde ve yakın çevrede faaliyet göstermeleri sebebiyle karışıklığa neden olabileceğinin kabulü gerekir. Davalı şirketin kuruluş tarihi ile dava tarihi arasında beş yıllık süre geçmediği gibi, davacının 2017 yılında yaptığı marka başvurusuna itiraz üzerine davalıdan haberdar olduğunun bildirilmesi karşısında bu talep yönünden de hak düşürücü sürenin geçmediğinin kabulü gerekmiştir. Bu itibarla unvan terkini yönünden de davanın kabulü gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;

1.Davacının davasının KABULÜNE, davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, yine davalı ticaret unvanından "..." ibaresinin terkinine,

2.Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesaplanan 179,90 TL ilam harcından, 35,90 TL peşin harcın mahsubu ile, 144,00 TL bakiye karar harcının, davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükümsüzlük davasının kabulü nedeniyle hesaplanan 15.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4.Karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince unvan terkini davasının kabulü nedeniyle hesaplanan 15.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5.Davacı tarafından yapılan 71,80 TL dava ilk masrafı, 308,50 TL tebligat - tezkere masrafı ve 6.700,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.080,30 TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6.Talep halinde kararın taraflara tebliğine,

7.Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 hafta süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. Açıkça okunup usulen anlatıldı.11/04/2023 Katip ... ✍e-imzalıdır Hakim ... ✍e-imzalıdır

Karar Etiketleri
KABULÜNE YERELHUKUK DIGER Genel Hukuk
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog