12. Hukuk Dairesi
Davalı vekili; şirket ortağı ...'nın 15/08/2015 tarihinde vefatı üzerine mirasının çocukları ... , ... ve davacı ...'a kaldığını, murisin vasiyetnameyle davacıya %20, diğer çocuklarına ise de %40'ar oranında olacak şekilde mirasını taksim ettiğinin öğrenildiğini, bunun üzerine davacı tarafından açılan vasiyetnamenin iptali ve tapu iptal tescil davalarının ret ile sonuçlandığını, murisin terekesine tereke idare memuru atandığını ve genel kurulda tereke temsilcisinin de oy kullandığını, bu genel kurul kararının iptali için İstanbul 13. ATMnin 2016/794 E. sayılı dosyasında açılan davanın ret ile sonuçlandığını, şirketin pay defterinin gerçeğe uygun olduğunu, şirket sermayesi 300.000-TL olup hamiline yazılı hisse senetlerinin yönetim kurulu üyesi ... ve vefat eden ...'ya diğer ortaklara verilmek üzere teslim edildiğini, muris ...'nın banka kasasından şirkete ait hisselerin tam olarak yarısı olan 150.000-TL tutarlı payların çıktığını, ancak yapılan genel kurullarda pay sahibi tüm ortakların toplantıda hazır bulunarak alınan kararlara katıldıklarını, tüm kararların oy birliği ile alındığını, davacının dava konusu toplantı öncesindeki toplantılara da katıldığını, pay durumuna itiraz etmediğini, ... ve ... tüm şirketlerde yarı yarıya ortak olduğundan şirket hisselerini ellerinde tutmalarının doğal olduğunu, murisin çocuklarının kendi hisselerini saklaması için murise vermeleri nedeniyle bu hisselerin murisin banka kasasından çıkmasının doğal olduğunu, davacıya mali tabloları incelemesi için daha önce süre verildiğinden özel denetçi talebinin yersiz olduğunu, şirketin yöneticisiz olmaması nedeniyle kayyım atanmasını gerekmediğinden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacının ve murisin genel kurul toplantısına pay sahibi sıfatıyla katılarak oy kullandıkları, kararların tamamının oy birliğiyle alındığı, dava konusu genel kurulda davacı ve murisi ile diğer hiç bir pay sahibinin pay oranına itiraz etmediği, esasında davacının iddiası çerçevesinde genel kurula katılan kişilerin pay sahibi olmaması ya da tutanakta yer alan pay sahipliğinin gerçeği yansıtmadığı iddiasının, TTK 446/1-b bendinde iptal sebebi olarak düzenlendiği, bu durumda genel kurul toplantı tutanağındaki pay sahipliğinin gerçeği yansıtmadığı iddiasının, TTK 447. maddesinde düzenlenen butlan nedeni olarak kabul edilemeyeceği, iptal davası için genel kurul toplantı tarihinden itibaren 3 aylık hak düşürücü süre öngörüldüğü, dava tarihi itibariyle davanın süresinde olmadığı, dava konusu 19/06/2014 tarihli genel kurul toplantı tutanağında, ''şirket sermayesinin 300.000-TL olduğu, 300.000 adet hamiline yazılı hisse senedine bölündüğü ve henüz hisse senedi ihraç edilmediği'' ifadesinin bulunduğu, bu tarihten önce yapılan genel kurul tutanaklarında da aynı ifadelerin yer aldığı, dolayısıyla hamiline yazılı hisse senetleri bastırılmış olmakla birlikte henüz pay sahiplerine teslim edilmediği, teslim edilinceye kadar hisse senetlerinin yönetim kurulu üyeleri ... ve ... tarafından muhafaza edilmesinin uygun görüldüğü, salt bu hususun genel kurul toplantısındaki pay sahipliğine ilişkin kayıtların gerçeği yansıtmadığı iddiasının delili olamayacağı, nitekim hisse senetlerinin banka kasasında bulunduğu, pay sahiplerine henüz teslim edilmediği, hisse senetlerini üçüncü kişiler elinde de bulunmaması nedeniyle dava konusu genel kurul toplantı tarihi itibarıyla henüz hisse senedinin ihraç edilmediği, genel kurula katılan kişilerin pay sahipliği konusunda TTK 415. maddesi kapsamında hukuka aykırı bir durumun olmadığı, şirket yönetimin ayakta olduğu anlaşıldığından kayyım tayini isteminin de yerinde bulunmadığı,davacı özel denetçi tayini isteminde bulunmuşsa da; öncelikle genel kurulun özel denetim istemini reddetmesi halinin gerçekleşmesi gerektiği, bu koşulun da olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ:
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın