12. Hukuk Dairesi

Davalı vekili, dava konusu ihtilafın taşımaya konu kargonun Berlin olan varış noktası yerine, sehven başka bir yere gönderilmesi ile geri getirme işlemleri tamamlanıncaya kadar kargonun gecikmeli tesliminden kaynaklandığını, Berlin varışlı taşımaların, İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan havayolu ile önce Amsterdam’a, oradan da karayolu ile Berlin'e gönderildiğini; taşımaya konu malın 1.865-USD değerinde "Türk Kültürü Ders Kitabı" olduğunun bildirildiğini, planlandığı gibi kargo uçuşunun gerçekleştirildiğini fakat taşımaya konu 3 adet paletten birinin Berlin'e ulaşmasına rağmen diğer 2 adet paletin ise Amsterdam' yer işletme işini yapan dava dışı şirket tarafından "sehven Berlin kamyonu yerine, Bombay'a gönderilecek mallar ile birlikte Brüksel'e giden kamyona yüklendiğinin, Brüksel varışını yaptıktan sonra ise Bombay'a giden gemiye yüklendiğinin" bildirildiğini, tüm bu sürecin zaman kaybetmeksizin takip edilip davacının bilgilendirildiğini; alıcı sıfatını haiz olmayan müvekkili şirketin, kargonun Bombay'dan geri getirilmesi işi için davacıdan yardım istediğini ancak davacının yardımcı olmaması sebebiyle Hindistan’da yükün gemi limanından havalimanına geçiş sürecinin güçlükle sağlandığını, bu nedenle gecikmede davacının da katkısının bulunduğunu, bu kapsamda gerekli olan doküman asıllarını vermeyi reddeden davacıya yükün deniz yolu ile geri taşınmasının teklif edildiğini ama bunun da kabul edilmediğini, bu itibarla en-az 3 ay süre kaybedildiğini; müvekkilinin, konunun derhal çözümü için her türlü yola başvurduğunu, Bombay Başkonsolosundan yardım istendiğini, davacının çözüm önerilerine yanaşmadığını, bu süreçlerden sonra yükün 25/04/2017 tarihinde Antwerp-Belçika'ya vardığını, Antwerp'e varmasından sonra davacının iletişimi kestiğini, malın çekilebilmesi için belgelerin Antwerp Konsolosluğu üzerinden sağlandığını ve davacının maddi ve manevi bir zararının olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacı taşıyıcının taşıma işleri organizatörü ve davalının ise taşıyıcı-fiili havayolu taşıyıcısı olduğu, Türkiye-Almanya arasındaki taşımanın 1999 Montreal Konvansiyonu'na tabi olduğu, 3 palet kargo taşımasına ilişkin yükün 2 paletinin tesliminde gecikme olduğu hususun davalı tarafından da kabul edildiği, Montreal Konvansiyonu m.19'a göre bu türden aksaklıkların yol açtığı gecikmeden taşıyıcıların sorumlu olacağı ancak davacının da maddi ve manevi zararını ispatının gerektiği; hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, davacının organizatörü olduğu davalı tarafça gerçekleştirilen söz konusu taşıma işindeki gecikme nedeniyle gönderici durumundaki T.C. Dışişleri Bakanlığı tarafından sözleşmesinin feshedilmesi, Bakanlığa karşı tazminat ödemek zorunda kalması gibi maddi ve manevi zararın varlığını ispata yarar somut delil sunulmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap