Esas No
E. 2023/2855
Karar No
K. 2023/958
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Terör

3. Ceza Dairesi         2023/2855 E.  ,  2023/958 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararların; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.... Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.05.2016 tarihli 2015/483 Esas 2016/129 sayılı kararı ile sanık hakkında;

a)Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 302 nci maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) beşinci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba,

b)Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

2.... Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.05.2016 tarihli 2015/483 Esas 2016/129 sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 31.01.2017 tarihli 2016/6118 Esas 2017/361 Karar sayılı ilamı ile; sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 217 nci maddesinde tanımlanan kanunlara uymamaya tahrik suçunu oluşturacağı ve aynı Kanun'un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3.Dairenin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.06.2020 tarihli 2017/16-747 Esas 2020/310 Karar sayılı ilamı ile; sanığın eylemi ile Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma neticesi bakımından nedensellik bağını meydana getirmeye yeterli tüm şartların oluştuğu kabul edilerek sanığın amacı olan Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçu ile bu kapsamda işlenilen ... suçlara iştirakinin, 5237 sayılı Kanun'ın 37 nci maddesi kapsamında "müşterek faillik mi" yoksa aynı Kanun'un 39 uncu maddesi kapsamında "yardım eden" niteliğinde mi olduğu hususunda bir karar verilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne, Dairenin kararının kaldırılmasına, sanığın hukuki durumunun tespiti amacıyla dosyanın Daireye gönderilmesine karar verilmiştir.

4.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ilamı gereğince, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 10.03.2022 tarihli 2021/3358 Esas 2022/1319 Karar sayılı ilamı ile; sanığın eylemi ile Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma neticesi bakımından nedensellik bağını meydana getirmeye yeterli tüm şartların oluştuğu kabul edilmekle, sanığın amaç suç olan Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçu yönünden eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesi gereğince, ... suç olan Kanunlara uymamaya tahrik suçu yönünden eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 37 nci maddesinin delaletiyle 217 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

5.... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli 2022/132 Esas 2022/170 sayılı kararı ile; sanık hakkında Kanunlara uymamaya tahrik suçundan açılan dava dosyasının aralarında bağlantı bulunması nedeniyle ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.09.2022 tarihli 2022/122 Esas 2022/277 Karar sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

6.Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 10.03.2022 tarihli 2021/3358 Esas 2022/1319 Karar sayılı bozma ilamı üzerine; ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.09.2022 tarihli 2022/122 Esas 2022/277 sayılı kararı ile;

a)Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 302 nci maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) beşinci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle 39 uncu maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba,

b)Kanunlara uymamaya tahrik suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 37 nci maddesi delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 217 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir.

7.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 20.12.2022 tarihli iade ve onama görüşlerini içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafilerinin temyiz istemleri; sanığın terör örgütü üyesi olmayıp yasal bir bir parti üyesi olduğu, eyleminin sadece bir basın açıklaması yapmak olduğu, basın açıklaması metninin konusunun suç teşkil etmediği, sanığın şahsi fikirlerini sözlü olarak açıkladığı, ilçede meydana geldiği ileri sürülen terör eylemlerinin tamamının sanığın açıklamaları ile hiçbir ilgisi veya illiyet bağının bulunmadığı, Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçunun unsurlarının oluşmadığından beraatine karar verilmesi gerektiği, üstelik TCK’nın 314/2 nci maddesi bile tartışılmadan TCK'nın 302/1 inci maddesinden hüküm kurulduğu, cezadan TCK'nın 39 uncu maddesi uyarınca indirim yapılırken gerekçe belirtmeden asgari hadden uzaklaşıldığı, takdiri indirim sebebinin soyut gerekçelerle uygulanmamasının hukuka aykırı olduğu, farklı il ve ilçelerde yapılan benzer özerklik açıklamaları nedeniyle açılan davalarda açıklamayı yapan kişiler hakkında TCK’nın 314/2 nci maddesinden hüküm kurulmasına rağmen yalnızca sanık hakkındaki bu davada aynı eylem nedeniyle TCK’nın 302 nci maddesinden muhalefeten hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu, Yargıtay bozma ilamında Yargıtay Ceza Genel Kuruluna Başsavcılığının itirazı üzerine Daire kararı kaldırıldığından Daire açısından bu kararın kesin nitelikte olması nedeniyle zorunlu olarak bozma ilamına katılmamakla birlikte TCK’nın 302/1, 39 uncu maddeleri gereğince hükmün bozulduğu demek suretiyle İlk Derece Mahkemesine TCK'nın 314/2 nci maddesi için görüş bildirdiği, sanığın yaptığı açıklamanın cebir ve şiddet içermediği, sanığın yaptığı iddia edilen açıklama dışında gösteri ve şiddet olaylarına katıldığına dair bir iddianın mevcut olmadığı, ihlal edilen ... suçlar arasında bir illiyet bağı kurulmadan sanığın sorumluluğuna gidilemeyeceği, sanığın kolluk beyanında geçen açıkladığı taleplerinin ifade özgürlüğü kapsamında kalan hak ve talepler olduğu ve bunun ... suçun maddi unsuru olarak kabul edilemeyeceği, vahim nitelikte suçların işlenmesinin gerekeceği, sanığın 13.08.2015 tarihinde yaptığı basın açıklamasına ilişkin gösteriye katıldıklarına dair haklarında dava açılan diğer şerikler hakkında bu eylemin tek başına örgüt üyeliği suçunu oluşturmayacağından Dairece bozma kararı verilmesi üzerine sanıklar hakkında beraat kararı verildiği ve kesinleştiği, keza TCK'nın 217 nci maddesi uyarınca ceza tayin edilirken de, somut dosyaya yansımış gerekçeler yerine soyut ve genel gerekçelerle teşdiden ceza tayin edildiği ve yine takdiri indirim sebebinin uygulanmadığı, sanığın uzun süredir tutuklu olduğu ve bunun bir cezalandırma sürecine dönüştüğünden tahliyesine karar verilmesi, Dairede duruşmalı olarak yapılacak inceleme ile mahkumiyet hükümlerinin bozulmasına karar verilmesi, taleplerinden ibarettir.

III. GEREKÇE

Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;

Aralarındaki irtibat (5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 8 inci madesi) nedeniyle birlikte görülen her suça ilişkin hükümlerin bağımsızlığını koruduğunda kuşku bulunmamasına, İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlerin kanun yolunun, kural olarak temyiz değil istinaf olarak belirlenmesine (5271 sayılı Kanun'un 272 nci maddesinin birinci fıkrası), Yargıtaydan verilen bozma kararına uyulması hâlinde İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karara karşı sadece temyiz yoluna başvurulabileceğine ilişkin hükmün (“20.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesiyle getirilen 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin üçüncü fıkrası) birlikte görülseler dahi temyiz incelemesinden geçmeyen sanık ve/veya suçlara ilişkin davalara tesirinin bulunmamasına nazaran, kararı hem maddi hem de hukuki yönden denetlemekle görevli Bölge Adliye Mahkemesine etkin başvuru hakkının temini bakımından, İlk Derece Mahkemesince verilen her hükmün öncelikle bölge adliye mahkemesince denetlenmesi gerektiği gözetilerek;

Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 10.03.2022 tarihli 2021/3358 Esas 2022/1319 Karar sayılı ilamı ile, sanık ...'ın eylemiyle Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma neticesi bakımından nedensellik bağını meydana getirmeye yeterli tüm şartların oluştuğu kabul edilmekle, sanığın amaç suç olan Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçu yönünden eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesi gereğince, ... suç olan Kanunlara uymamaya tahrik suçu yönünden eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 37 nci maddesinin delaletiyle 217 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği için bozulması üzerine, sanık hakkında kanunlara uymamaya tahrik suçundan kurulan hükmün de öncelikle 5271 sayılı Kanun'un 272 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında bölge adliye mahkemesince değerlendirilip bir karar verilmesi akabinde istemde bulunulması halinde temyiz isteminin değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

IV. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, dava dosyasının mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,

01.03.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.