3. Ceza Dairesi
3. Ceza Dairesi 2021/16622 E. , 2023/1149 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kesin kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29 ncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyize tabi hale gediği, anılan Kanuna eklenen geçici 5 nci maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz talebinde bulunduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.08.2017 tarihli ve 2017/324 Esas, 2017/198 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 nci maddesinin birinci fıkrası, 221 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 4 yıl 4 ay 15 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 25.10.2017 tarihli ve 2017/2548 Esas, 2017/2546 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 16.10.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; sanığın dini yönünün güçlü olması sebebiyle sohbet toplantılarına katıldığına, ancak bu toplantıların örgütsel içerikte olmadığına, 2013 yılı sonrasında grubun gerçek yüzünü görmesi üzerine sohbet toplantılarına da gitmeyerek uzaklaşmaya çalıştığına, ByLock isimli haberleşme programının sanığa yüklendiğine, ancak sanık tarafından bu programın kullanılmadığına, sanığın örgüt hiyerarşisi içerisine girmediğine, samimi beyanlarda bulunduğuna, FETÖ ile irtibatı olmaması sebebiyle hükmün bozulmasına ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
ByLock yüklü telefon cihazının diğer örgüt üyelerinde olduğu gibi örgüt talimatı ile darbe girişimi öncesi değiştirilerek başka telefon kullanmaya başlamış olması, ByLock tespit ve içerik tutanakları, sanık savunması, tanık beyanları, ByLock programına ilişkin delillerin elde ediliş şekli, hukuki vasıflandırılması ve yasal delil niteliği bulunduğuna dair yukarıda yapılan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; sanığın diğer örgüt üyeleriyle kendi aralarında gizli şekilde haberleşmek için bylock programını kullandığı ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü hiyerarşisinde organik yapıya dahil olarak yukarıda belirtildiği şekilde örgüt adına askerlerden oluşan sohbet grubunda sohbet hocalığı yapmak ve himmet toplamak suretiyle süreklilik ve çeşitlilik gösteren eylemlerde bulunduğu anlaşılmış, sanık hakkında her ne kadar örgüt yöneticiliğinden kamu davası açılmış ise de, sanığın örgüt içerisindeki durumu 'mahrem imam' olarak tanımlanan konum olsa da, sohbet abiliği yapmış olduğu grubun sadece bir kaç kişi ile sınırlı oluşu, yapılanma içerisinde belli bir il/ilçe yada bölge sorumlusu olmayışı, sorumluluk alanı içerisinde bağımsız ve tek başına karar alıp uygulayabilme ile insiyatif kullabilme yetkisinin olmayışı dikkate alındığında, sanığın eylemlerinin üzerine atılı silahlı terör örgüt yöneticiliği suçunu oluşturmayıp, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği mahkemece kesin olarak kabul edilmiş; suçun işleniş biçimi, suç sebep ve saikleri, sanığın eyleminin niteliği, örgütte yer alan diğer üyelere göre çok aktif konumda olması, örgütün mahrem yapılanması olan silahlı kuvvetler içinde imam (abi) konumunda bulunması hususları göz önünde bulundurularak sanığın takdiren ve teşdiden alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle ceza tayini yoluna gidilmiş, sanığın soruşturmanın başından itibaren tüm savunmalarında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini bildirerek beyanda bulunmuş olmakla, bu kapsamda vermiş olduğu ifadesinin samimiyeti ve niteliği, duymuş olduğu pişmanlığı ile teşhis ve ifadeleri ile bir kısım örgüt mensubu kişilerin deşifresini sağlamış olması nedeniyle verdiği bilgilerin mahiyetine göre takdiren 1/2 oranında cezasından indirim yapılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği ancak ilk derece mahkemesi tarafından kurulan hükmün 3. bendinin tamamının hükümden çıkarılarak yerine; "3-a) Hakkında mahkumiyet kararı verilen sanığın Devlet Hazinesinden harcama yapılmasına sebep olduğu toplam 112,00 TL yargılama giderinin sanıktan tahsili ile Hazineye irat kaydına, b) Bilirkişi gideri olarak ödenen 105,00 TL'nin Devlet Hazinesi üzerinde bırakılmasına," bölümünün eklenmek suretiyle hükmün düzeltilmesine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma ile temadi kesileceğinden, suç tarihinin Bölge Adliye Mahkemesi ve İlk Derece Mahkemesi gerekçeli karar başlığında "14.02.2017" yerine "09.01.2017 ile 09.01.2017 ve öncesi" yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hataları olarak kabul edilmiş, 5237 sayılı TCK'nın 221/4. maddesi kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalandırılan sanık hakkında ayrıca hükmolunan cezanın kanuni sonucu olması ve hukuki niteliği itibariyle kazanılmış hak oluşturmayan ve aynı Kanunun 221/5. maddesinde öngörülen denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükümde,
TCK'nın 314/2. maddesi gereğince belirlenen temel cezadan 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddesi gereğince 1/2 oranında artırım yapıldıktan sonra TCK'nın 221/4. maddesi uyarınca indirim yapılması ile neticeten 4 yıl 4 ay 15 ... hapis cezasına hükmedilmesi gerekirken, mahkemece TCK'nın 314/2. maddesi gereğince belirlenen temel cezadan önce TCK'nın 221/4. maddesi uyarınca indirim yapıldıktan sonra aynı Kanunun 5/1. maddesi gereğince artırım yapılmakla sonuç cezanın mahkemenin uygulamasına göre 4 yıl 4 ay 15 ... hapis cezası olarak belirlenmesi, sonuç cezanın doğru hesaplanması karşısında bozma nedeni yapılmamıştır.
1.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı Kararında; "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı"nın kabul edildiği gözetildiğinde; sanığın 160967 ID numaralı ByLock kullanıcısı olduğu, gizliliği sağlamak amacıyla örgütsel haberleşme amacıyla kullandığı anlaşılmıştır.
2.Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, tanık beyanları ve sanık savunmaları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, örgüt mensuplarının gizliliği sağlamak amacıyla örgütsel haberleşme için kullandıkları ByLock isimli haberleşme programını kullanan, askeri mahrem yapılanma içerisinde öğretmen konumunda olup astsubay ve uzman çavuşlarla mahrem imam olarak görüşen sanığın, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylemler yürüterek örgütle organik bağ kurmak suretiyle örgüt üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
3.Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla; hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 25.10.2017 tarihli ve 2017/2548 Esas, 2017/2546 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.03.2023 tarihinde karar verildi.