3. Ceza Dairesi
3. Ceza Dairesi 2022/26820 E. , 2023/1265 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.11.2021 tarihli ve 2019/281 Esas, 2021/464 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 20.04.2022 tarihli ve 2021/1164 Esas, 2022/409 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 24.05.2022 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; usul, yasa ve yerleşik içtihatlara aykırı, uygulama birliğinin dışında verilen mahkumiyet hükmünün bozulması gerektiği, iddia makamının esasa ilişkin mütalaasında yer almamasına rağmen müvekkil ile arasında husumet olan ve etkin pişmanlıktan yararlanmak için sanık aleyhine beyanda bulunma hususunda hukuki menfaati bulunan tek tanık H.. E.. D..'nin 2004 yılı öncesine yönelik beyanlarının hükme esas alınmasının hatalı olduğu, esasa ilişkin mütalaada yer verilmemesine karşın kovuşturma aşamasında gelen ve aralarında sivil şahısların da bulunduğu ardışık arama kayıtlarının da hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, mevzuatta öngörülen sürede imha edilmeyerek hukuka aykırı olarak saklanan HTS kayıtlarının yasak delil kapsamında olup hükme esas alınmasının hatalı olduğu, mahkeme huzurunda fiziki olarak hazır bulunarak savunma yapma ve dosyaya mütalaadan sonra giren tanık beyanları ve belgelere ilişkin ayrıntılı savunma sunma taleplerinin reddedilerek savunma haklarının ihlal edildiği, yerel mahkemenin gerekçeli kararında tanık H.. E.. D..'nin beyanları doğrultusunda verilen kararın kabulünün mümkün olmadığı, dosya kapsamında müvekkil aleyhine tek tanık H.. E.. D.. dışında örgütle irtibatlı olduğuna ilişkin tanık beyanının olmadığı, tanık beyanının maddi hakikate aykırı olup gerçeği yansıtmadığı, flash bellekte yer alan fişleme verilerinin kaynağı belirsiz, kim tarafından ne amaçla hangi tarihte tutulduğu dahi belli olmayan veriler olup usulüne uygun yöntemlerle de elde edilmediğinden delil olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, ardışık arandığı iddia edilen sivil şahıslar da bulunmakta olup sanık hakkındaki ardışık aranma verileri incelendiğinde de yargı içtihatlarında belirtilen örgütsel arama metoduna uygun olmadığı, sanığın cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak kesin delilin olmadığı, müvekkile atılı suçun ancak doğrudan kastla ve özel saikle işlenebilen bir suç olduğu, atılı suçun maddi ve manevi unsurları oluşmadığından ceza sorumluluğuna gidilemeyeceğine ve sair nedenlere ilişkindir.
Sanığın temyiz istemi özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, mahkumiyet hükmünün dayanağı olan delillerden ankesörle aranma delilinin Yargıtay ve AİHM'in içtihatlarına uygun somut maddi delil özelliğini haiz olmadığı, tanık beyanının gerçeği yansıtmadığı, dijital fişleme verisinin delil niteliği olmadığı gibi içerisinde yer alan bilgilerin de çelişkili olduğu, mahkeme kararının yetersiz gerekçeye dayandığına ve sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Ardışık aramalara ilişkin olarak dosya kapsamındaki ayrıntılı açıklamalarda yer aldığı üzere söz konusu arama yönteminin örgüt tarafından kullanıldığının anlaşıldığı, sanık her ne kadar örgütle bağlantısının olmadığını ifade etmiş ise de, 1998 yılından başlayarak örgüt ile bağlantısının olduğunu gösteren tanık beyanı olduğu, 1998 - 2004 yılı arasında düzenli olarak örgütün sohbet adı altındaki toplantılarına katıldığı, bu tarihten sonra da sanığın ardışık olarak arandığının devam ettiği, sanığın 2007, 2012 ve 2015 yıllarına ilişkin ardışık aranma kayıtlarının bulunmasının örgüt ile irtibatını ortaya koyduğu, ayrıca sanık hakkında bir flash bellekte fişlemelerin ele geçirildiği, her ne kadar bu flash bellekteki bilgiler tek başına kesin delil mahiyetinde kabul edilemeyecek ise de, bu flash bellekte sanık ile Y.. K..'nın örgütte aynı grupta yer aldıklarının ve abilerinin aynı kişi olduğunun belirtildiği, sanık ile Y.. K..'nın da ardışık aranma kaydı bulunduğu, yani ardışık aranma kayıtlarının flash bellekteki tespitleri doğruladığı, tüm bunların tesadüfi olamayacağı, tüm bu hususlar karşısında sanığın söz konusu eskiye dayalı irtibatının daha sonra devam ettiğinin görüldüğü, sanığın ardışık aramalara ilişkin olarak makul bir açıklamada bulunamadığı anlaşıldığından, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu kanaatine varılmakla sanık hakkında silahlı terör örgütü üyeliği suçundan dolayı mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a)Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstekar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b)Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay (Kapatılan) 16. C.D 13.11.2019 tarih ve 2018/5526 Esas, 2019/6842 sayılı ilamında açıklandığı üzere, asker bir şahsın örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, "her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olacağı" kabul edilmiştir.
c)Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla sabit hat ve ankesörlü hatlarla iletişim kuran, sohbet adı altında yapılan örgütsel toplantılara katılan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair İlk Derece mahkemesi kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
d)Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 20.04.2022 tarihli ve 2021/1164 Esas, 2022/409 sayılı Kararında sanık ve müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.03.2023 tarihinde karar verildi.