3. Ceza Dairesi
3. Ceza Dairesi 2022/31861 E. , 2023/1610 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.10.2019 tarihli ve 2017/258 Esas, 2019/522 sayılı kararı ile;
a)Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
b)Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesi, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi ceza verilmesine yer olmadığına ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmiştir.
2.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 09.03.2021 tarihli ve 2019/2504 Esas, 2021/510 sayılı kararı ile; Sanıklar ... ve ... hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 13.07.2022 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle, mahkumiyet kararının eksik inceleme ile delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülerek ve savunma hakkı kısıtlanarak verildiği, Bylock içeriklerini inceleyip beyanda bulunmak için süre talep edilmiş olmasına karşın bu yönde süre verilmediği, müvekkil sanık ... ile ilgili olarak Bylock kullanmadığının ispatı açısından teknik rapor alınmadığı, müvekkil sanık ...'nın beyanlarına itibar edilmemesinin herhangi somut bir gerekçeye dayanmadığı, her ne kadar dosyada mevcut Bylock içeriklerinin ...'ya ait olduğu iddia edilmiş olsa da bu programın ... tarafından kullanıldığına ve sair nedenlere ilişkindir. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle, sanık ve müdafiinin isnat edilen suçların delillerine erişemeden savunma yapmaya zorlandığı, yazılı savunma sunmak için süre talep edilmesine rağmen bu hakkın yok sayıldığına, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ve sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Sanık ... yönünden;
Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lideri ...'in çağrısından sonra Bank Asyaya para yatırarak terör örgütüne finansal destek sağlamaya çalışması, bu terör örgütünün her üyesine yüklenmeyen ByLock isimli programın sanığın telefonuna yüklenmiş ve sanık tarafından kullanılmış olması, tanıkların beyanlarına göre sanığın FETÖ/PDY Ödemiş ilçesindeki Milli Eğitim yapılanmasında aktif olarak görev alan bir kişi olduğunun anlaşılmış olması, yine bu örgütle irtibatlı olan Aktif Eğitim Sen üyesi olması hususları dikkate alındığında sanığın üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sabit olduğu mahkememizce kabul edilmiş, sanığın tamamen inkara yönelik olan savunmasına delillerin mahiyeti ve ispat gücü anlamında mahkememizde bir tereddüt yaşanmadığından itibar edilmemiştir.
Sanığın etkin pişmanlık kapsamında verdiği bilgilerin örgüt üyeliğinden işlem gören şüpheliler hakkındaki delilleri kuvvetlendirici nitelikte olduğu kanaatine varıldığı, örgütün yapısı ve faaliyetlerini anlatmış olması ve sanığın 19.08.2016 günü kendiliğinden gelerek teslim olması dikkate alındığında TCK'nın 221/4-1.cümlesi kapsamında hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
2.Sanık ... yönünden;
Terör örgütünün her üyesine yüklenmeyen ByLock isimli programın sanığın telefonuna yüklenmiş ve sanık tarafından kullanılmış olması, bu örgütle irtibatlı olan Aktif Eğitim Sen üyesi olması hususları dikkate alındığında sanığın üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sabit olduğu mahkememizce kabul edilmiş, sanığın tamamen inkara yönelik olan savunmasına yukarıda açıklandığı üzere delillerin mahiyeti ve ispat gücü anlamında mahkememizde bir tereddüt yaşanmadığından itibar edilmemiştir.
Sanığın kamuda öğretmen oluşu dikkate alındığında kamusal kudret kullanmaya memur düzeyinde elverişli konumunun bulunması sebebiyle meydana getirebileceği olası tehlike ve zararın boyutu, sanığın devlete sadakat yükümlülüğünü ihlal etmiş olması, suçun işleniş şekli, sanığın örgüte bağlılık derecesi ve kastının yoğunluğu göz önüne alınarak başkaca örgüt üyesiyle aynı seviye ve şartlarda değerlendirilmesinin adalete ve hakkaniyete aykırı olacağı kanaatine varılarak sanık hakkında ceza tayin edilirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE A)Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçu bakımından verilen ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin karar yönünden; Kararın sanık müdafii tarafından süresi içerisinde temyiz edilmesinden sonra, sanık ...'nın müdafiinin Yargıtay Ön Kayıt Bürosuna teslim ettiği 15.02.2023 havale tarihli, müvekkilin lehine olan kararın onanması talepli dilekçesi de nazara alınarak yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. B)Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçu bakımından verilen mahkumiyet kararı yönünden; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık müdafiinin, temyiz aşamasında 06.01.2023 ve 15.02.2023 tarihli dilekçeleri ile müvekkilinin etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini bildirmesi karşısında, sanığın duruşmada hazır edilerek beyanlarının alınıp, vereceği bilgilerin örgüt içerisindeki kaldığı süre, örgütsel faaliyet ve konumlarına uygun faydalı bilgiler olup olmadığı eldeki bilgiler ile örtüşüp örtüşmediği ilgili birimlerden sorulup değerlendirilerek sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunması nedeniyle sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanık ...
yönünden;
Gerekçe bölümününün (A) bendinde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 09.03.2021 tarihli ve 2019/2504 Esas, 2021/510 sayılı Kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
B. Sanık ...
yönünden;
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 09.03.2021 tarihli ve 2019/2504 Esas, 2021/510 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının a bendi uyarınca İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.03.2023 tarihinde karar verildi.