3. Ceza Dairesi
3. Ceza Dairesi 2021/9575 E. , 2023/744 K.
"İçtihat Metni" TUTUKLU
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/01/2018 Tarih, 2017/95 Esas, 2018/27 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 nci maddesinin birinci fıkrası , 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 27.06.2018 Tarih, 2018/935 Esas, 2018/1229 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 01.05.2021 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle sanığın ByLock kullanıcısı olmadığına, ByLock ilişkin verilen elde ediliş şeklinin kanuna aykırı olduğuna, ByLocka ilişkin yazılma içeriklerinin bulunmadığına, Bank ... hesap hareketlerinin rutin olduğuna, suçun unsurlarının oluşmadığına, kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 23.06.2017 tarih ve 2017/3331 sayılı iddianamesiyle silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan TCK'nın 314/2, 53, 54, 58, 63, 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddeleri gereğince cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır. "BTK'nın 24.08.2017 tarihli cevabının ekinde yer alan CD içeriğine göre; sanık ...'un babası ... adına kayıtlı 0506 (...) (..) (..) numaralı GSM hattından ... IMEİ No'lu cep telefonu ile ilk kez 29.07.2015 tarihinde ... IP numaralı ByLock server'ı ile bağlantı kurduğu, son kez 19.02.2016 tarihinde ... IP numaralı ByLock server'ı ile bağlantı kurduğu, bu tarihleri arasında toplam 985 bağlantının mevcut olduğu, bağlantıların gerçekleştirildiği baz istasyonlarının arayan, aranan ve gprs bağlantılarının sağlandığı baz istasyonlarının aynı veya geçen süre zarfında ulaşılabilecek birbirine yakın semtlerde olduğu, sanığın bu tarihlerde kullandığı cep telefonunun rızası dışında elinde çıktığına dair bir iddia da olmadığından sanık ile ByLock programının kullanımı arasında ayrılamaz bir birliktelik olduğu; Bu itibarla sanığın ByLock programını kullanmadığı yönündeki savunmalarının gerçeği yansıtmadığı ve kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olduğu kanaatine varıldığı,
Ayrıca 09.08.2016 tarihli emniyet tutanağında ele geçirilen materyaller, sanığın SGK kayıtlarına göre FETÖ terör örgütü bağlantısı nedeniyle kayyum atanan NT şirketinde çalışmış olması birer belirti olarak kabul edilip ayrıca ByLock programının tek başına yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere kullanım şekli ve özellikleri itibariyle örgüt hiyerarşisine dahil olmuş kişilere ait telefonlara kurulmuş ve bu kişiler tarafından kullanılmış kriptolu bir haberleşme programı olduğu, bu şekilde ByLock programını kullanan kişinin süreklilik ve çeşitlilik arz eden eylemleriyle örgütün talimatlarını yerine getirebilecek bir konumda olduğu, böylece sanığın FETÖ silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği, söz konusu örgütün devlet ve toplum için tehlikeli olduğu, vehamet arz eden eylemler gerçekleştiren bir örgütün üyesi olması nedeniyle tehlike suçu olarak düzenlenmiş olan silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan cezalandırılması gerektiği kanaatine varıldığı, sanığın ByLock programını istikrarlı bir şekilde kullandığının bilimsel delillerle ispat edilmiş olduğu, ByLock programının gizli bir haberleşme programı olması, program içerisinde mesajların imhasına ilişkin tedbirin bulunması, ByLock programının örgüt üyeleri içerisinde durumları net ve aktif pozisyonlarda görev almış ya da görev alacak ve örgüt tarafından güvenilen üyelere yüklenmiş olduğunun diğer soruşturma ve kovuşturma dosyalarınından çıkartılan bir sonuç olduğu, yine sanığın ByLock programını kullandığını kabul etmediği, ByLock programının kim tarafından yüklenmiş olduğunu beyan etmediği yönünde kendisini suçtan kurtarmaya yönelik savunmalar olarak değerlendirilmiş, sanığın bu nedenlerle mahkumiyetine, sanığın adli kontrolü devam etmekte iken 25.01.2015 tarihli karar duruşmasına mazeret belirtmeden gelmediği göz önüne alınarak kaçma şüphesinin var olduğu sonucuna varılarak hakkında yakalama kararı çıkarılmasına karar verilmiş olup, İzah edilen nedenlerle mütalaaya uygun aşağıdaki şekilde oy birliği ile hüküm tesis edilmiştir."
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından suç tarihinin düzeltilmesi dışında başkaca bir isabetsizlik bulunmamıştır. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
1.Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
2.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih ve 2017/16.MD-956 Esas, 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında; ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacağının kabul edildiği gözetilerek;
ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin suçu vasfının tayini açısından belirleyici nitelikte olması karşısında; ilgili birimlerden ayrıntılı olarak ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı getirtilip duruşmada okunması,
3.BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanun'un 107 inci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası AŞ'de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği nazara alındığında; sanığın Bank ... hesap hareketlerine ilişkin dökümün dosyaya getirtilip bunlar üzerinde bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle örgüt liderinin talimatı üzerine katılım hesabı açma ve mevduat artışı gibi rutin dışına çıkan hesap hareketi bulunup bulunmadığının tespiti gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 27.06.2018 Tarih, 2018/935 Esas, 2018/1229 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının a bendi uyarınca uyarınca İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.02.2023 tarihinde karar verildi.