11. Ceza Dairesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, sanığın sorgusunda belirttiği adresin duruşma tutanağına hatalı yazılması nedeniyle bu adrese gönderilen tebligatın böyle bir adresin bulunmaması nedeniyle iade edildiği, ikinci aşamada tespit edilen MERNİS adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca tebliğ işlemi yapılarak evrak muhtara bırakılmış ise de tebliğ işleminin ilk aşamasının usulsüz olması nedeniyle 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği sanığın temyiz isteğinin öğrenmeyle süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 21.03.2014 tarihli ve 2014/3748 sayılı iddianamesi ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları ile 53 üncü maddesi uyarınca Adana Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. 2. Adana 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.04.2015 tarihli ve 2014/191 Esas, 2015/296 Karar sayılı kararı ile resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyizi; öncelikle kararın yanlış adrese tebliğ edildiğine ve öğrenmeyle hükmü temyiz ettiğine, katılanın fahiş faizle borç para verdiğine ve borcunu ödeyemediği için sahte senetleri düzenlediğine, senetleri aynı anda vermesine karşın hem teşdit hem de zincirleme suç hükümlerinin hatalı olarak tatbik edildiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanığın 02.10.2012 tarihinde katılanla inşaat işi yapmak için anlaştıkları, katılanın bu sebeple sanığa 56.000,00 TL nakit para verdiği, tarafların inşaat işinden vazgeçtikleri, 22.01.2013 tarihinde sanık ve katılan arasında bu hususta tutanak tanzim edildiği, sanığın 56.000,00 TL'yi ödemeyi taahhüt ettiği, bilahare de sanığın üçü kendisi adına, biri gerçek bir kişi adına, dört adeti ise hayali kişiler adına tanzim edilmiş toplam sekiz adet yasal unsurları haiz bonoları farklı zaman dilimlerinde katılana verdiği ve bonoların vadesinde ödenmemesi üzerine sahte olduklarının ortaya çıktığı anlaşılmıştır. 2. Sanık suça konu bonoları tefecilik yapan katılana aldığı borcu ödeyememesi nedeniyle verdiğini, aralarında iş ilişkisi bulunmadığını, borcunu ödeyemediği için sekiz adet senedi borçlu kısımlarını imzalayarak aynı anda verdiğini belirtmiştir. 3. Katılan iş ilişkisi nedeniyle sanığa 56.000,00 TL para verdiği, aralarında tanzim ettikleri tutanağa göre iş yapmaktan vazgeçmeleri üzerine sanığın suça konu bonoları farklı tarihlerde kendisine verdiği yönünde beyanda bulunmuştur. 4. Suça konu bonoların tanziminin farklı tarihlerde olduğu; ekspertiz raporuna göre de bütün senetlerdeki borçlu imzalarının sanığın eli ürünü olduğu tespit edilmiştir. 5. Mahkemesince sanıkla katılanın birlikte yapmayı düşündükleri inşaat işi nedeniyle katılanın sanığa para verdiği ancak ortak işten vazgeçilmesi üzerine aldığı paraları iade etmeyen sanığın bu borcu mukabilinde suça konu sahte bonoları katılanın beyanına göre farklı zamanlarda vermek suretiyle zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği gerekçesiyle mahkumiyetine hükmedilmiştir. IV. GEREKÇE 1. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.04.2015 tarihli ve 2014/191 Esas, 2015/296 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.04.2023 tarihinde karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın