3. Ceza Dairesi
3. Ceza Dairesi 2021/16271 E. , 2023/992 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Manisa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.02.2018 tarihli ve 2017/82 Esas, 2018/97 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 63 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları 58 inci maddenin dokuzuncu fıkrası delaletiyle altıncı fıkrası uyarınca 6 yıl 10 ay 15 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 27.12.2018 tarihli ve 2018/2128 Esas, 2018/2677 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 12.10.2021 tarihli ve düzeltilerek onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi özetle; örgüt sohbetlerine katılmadığına, katılmış olsa dahi sempati düzeyinde kalan eylemler olduğuna, tanıkların aynı zamanda sanık sıfatı taşıdığından beyanlarına itibar edilmemesine, sanıktan tanık olmaz kuralının ihlal edildiğine, HTS kayıtlarının hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğuna, veri inceleme raporunun hukuka aykırı delil olduğuna, örgüt ile organik bağ kurmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiğine, beraatine ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanık ..., Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde Turgutlu İlçe Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapmakta iken FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu gerekçesiyle açığa alınmıştır.
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Manisa Emniyet Müdürlüğü yapılanmasının deşifresine yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında yaptırılan 24.03.2017 tarihli HTS inceleme ve tespit tutanağında, sanığın örgütün Turgutlu İlçe Emniyet imamı ve ders hocası M.F.Ş. ile Soma İlçe Emniyet imamı ve ders hocası Z.Ç. olarak faaliyette bulunan FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün şüphelileri ile irtibatlı olduğu tespit edilmiştir.
Soruşturma aşamasında dinlenen tanıklardan C.Ç. Turgutlu Sulh Ceza Hakimliğinin 10.05.2015 tarih ve 2017-144 sorgusunda avukatı huzurunda vermiş olduğu ifadesinde; "...Sanığın, cemaat tarafından düzenlenen örgütsel toplantı ve sohbetlere katıldığı, sohbetlerde Fettulah Gülen'e ait kitaplar okunurdu, bazende videolar seyredilirdi" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık F.S. vermiş olduğu ifadesinde; "...ben 6-7 yıldır ...'ı tanırım.İlk tanıdığım günden itibaren o dönem cemaat adıyla anılan Fettulahçı yapının içinde olduklarını biliyorum.Hatta ...'ın eşi S.Ç.'de bir keresinde bu fettuhlahçı cemaate çeyrek altın yardımında bulunduklarını söylemişti..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık M.Ç. Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığında 27.12.2017 tarihinde avukatı huzurunda şüpheli olarak vermiş olduğu ifadesinde "...29 nolu fotoğraftaki şahsın ismi ... olup, cemaat toplantılarına bizimle katılanlardandı...." şeklinde beyanda bulunmuştur. Kovuşturma aşamasında Turgutlu Ağır Ceza Mahkemesinde 12.02.018 tarihinde talimat ile dinlenen tanık C.Ç. beyanında; “ ...Katıldığım sohbet toplantılarında ... isimli şahısta bulunmaktaydı. Ben Turgutlu 2013 yılından itibaren darbe teşebbüsüne kadar örgütle bağlantılı sohbetlere katıldım. ... da bu tarihe kadar benimle birlikte sohbet toplantılarında bulunmaktaydı. Katıldığımız sohbet toplantıları dini içerikli toplantılardı bu toplantılarda kesinlikle siyaset konuşulmuyordu. Dedi." şeklinde beyanda bulunmuştur. Kovuşturma aşamasında Turgutlu Ağır Ceza Mahkemesinde 12.02.018 tarihinde dinlenen Tanık F.S. beyanında; "Bana sormuş olduğunuz ...'ı kızımın ilkokul arkadaşının babası olması nedeniyle tanırım. ...'ın eşi S.'de benim arkadaşım olur, S.'den duyduğum kadarıyla ... örgüt sohbetlerine katılıyormuş. Ancak ne zamana kadar katıldığını bilemiyorum. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra polis memuru olarak görev yapan ... görevinden uzaklaştırıldı kendisi ile ailecek görüştüğümüz için bana ve aileme çok yardımı dokunduğu için kendisine geçmiş olsun ziyaretine gittim, bu ziyarette ...'ın Cumhurbaşkanına hakaret ettiğini, hem İsmail'in hemde S.'de, ... 'e karşı da sinirle kötü sözler kullandıklarını ayrıca görevden uzaklaştırma kararından sonra elindeki delil olabilecek şeyleri Kemalpaşadaki baldızının evine götürdüklerini söylediler. Bildiklerim bunlardan ibarettir...Her ne kadar daha önceki ifadem de evlerine gittiğim akşam ... ve eşinin ... i övmeye devam ettiği şekilnde zapta geçmiş ise de bu husus yanlış geçmiştir, ben o sinirler ...'e de kötü sözler söylediklerinden bahsetmiştim. Dedi" şeklinde beyanda bulunmuştur. SEGBİS yoluyla dinlenen Tanık M.Ç.; " ben 2015 yılına kadar Manisa Turgutlu ilçesinde polis memuru olarak görev yapıyordum, kendisini aynı yerde çalışmış olmamız nedeni ile tanırım, cemaat tarafından düzenlenen sohbet toplantılarına benim gibi katıldığını biliyorum aynı sohbetlerde bulundu, ancak bu sohbetlerin yapıldığı tarihi hatırlayamıyorum, bu toplantılarda kuran ve risale okunurdu, Fetullah Gülen in CD izletilmedi ancak ara sıra Fetullah Gülen in kitapları da okutulurdu..." şeklinde beyanda bulunmuştur. Manisa Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünün KOM Şubesinin 08.01.2018 tarihli Araştırma ve Tespit Tutanağında sanık ...'ın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu gerekçesiyle açığa alınan personel olduğu belirtilmiştir.
FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından polis memurlarına yönelik olarak yaptıkları gizli fişleme üzerine yapılan araştırma sonucu İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığının 26.01.2018 tarihli Veri İnceleme Raporundan, sanık ...’ın örgüt fişlemesinde "SAYA" olarak kodlandığı, "SAYA"nın “FETÖ mensubu olup “gassalın elindeki meyit” olarak ifade edilen zaafları olmayan, herşeyiyle kendisini örgüte teslim etmiş polis memurlarını ifade ettiği” anlamına geldiği tespit edilmiştir.
Yukarıda belirtilen deliller ve bilgiler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanık ...'ın suç tarihi itibariyle Polis memuru olarak görev yapmakta iken FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve irtisaklı olduğu gerekçesiyle açığa alınması, tanık beyanlarında sanığın cemaat tarafında düzenlenen ve gizli şekilde yapılan sohbet ve toplantılara katılması, Manisa İl Emniyet Müdürlüğü yapılanması içerisinde bulundukları iddiası ile haklarında soruşturma yürütülen şahıslar ile görüştüğüne dair HTS kayıtlarının bulunması ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından polis memurlarına yönelik olarak yapılan gizli fişlemede "SAYA" olarak kodlanması hususları nazara alındığında sanığın savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu düşüncesiyle sanığın savunmasına itibar edilmemiş ve sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık ..., polis olarak görev yapan kamu görevlisidir. Kamu görevlisinin devletin temel ilkeleri bakımından taşıması gereken sorumluluk ve anayasa ve kanunlara bağlılık ödevi vardır. Hukukumuzda kamu görevlilerinin sadakat yükümlülüğü Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 129 uncu maddesi ve 657 sayılı DMK'nın 6/1 inci maddesinde "Anayasaya ve kanunlara sadakat yükümlülüğü" olarak tanımlanmıştır. Sadakat anayasa ve kanunlara sadakat, bağlılık ise devlete bağlılıktır. Anayasaya sadakat her Türk vatandaşı için bir borç, kamu görevlisi için ise bir yükümlülüktür. Kamu görevlisi ile devlet arasında var olan bu sadakat ve güven ilişkisi Cumhuriyet kurumları açısından büyük önem taşır. Ayrıca devlet içerisinde yapılanarak güç kazanmayı ve nihayetinde devleti ele geçirmeyi hedefleyen örgüt üyelerinin bir kısmı kamu görevinde olmasına karşılık bir kısmının kamu görevi almaması karşısında kamu görevinde bulunan örgüt üyesinin operasyonel anlamda herhangi bir etkinlik yapabilecek görevde bulunmayan başkaca örgüt üyesiyle aynı seviye ve şartlarda değerlendirilmesi adalete ve hakkaniyete aykırı olacaktır. Bu nedenle suçun işleniş biçimi, sanığın devlet kademesinde çalışan bir polis memuru olmasına rağmen bu görevini de kötüye kullanmak ve devlete sadakat yükümlülüğünü ihlal etmek suretiyle yüklenen suçu işlemesi, örgütle organik bağa sahip olup eylemlerinin süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik unsurlarını da bünyesinde taşıdığı anlaşılarak silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırma yoluna gidilirken eylemlerinin çeşitliliği, sürekliliği, suçun işleniş biçimi, suçun konusunun önem ve değeri, suçun işlendiği zaman ve yer ile sanığın kastının ağırlığı ve yoğunluğu dikkate alınarak takdiren alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırılması yoluna gidilip sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından "Duruşmaya CMK'nın 191/1 inci maddesi gereğince iddianamenin kabulü kararının okunması ile başlanarak, sonrasında aynı maddenin diğer fıkralarında belirtilen sıralamaya uyularak duruşmaya devam edilmesi gerekirken, gelen yazı cevaplarının okunması sonrası sanığın kimlik tespitine geçilmesi şeklinde devam eden işlemlere ilişkin uygulamanın CMK'nın 191/1 inci maddesine aykırı olduğu anlaşılmış ise de, maddedeki sıralamaya uyulmamasına ilişkin usul hatasının nispi bir hukuka aykırılık olması karşısında, kuralın koruduğu amaca bir zarar gelmediği ve bu durumun sonuca etkili olmadığı anlaşılmış olup, bu hususun eleştiri konusu yapılması ile yetinilmiştir ve silahlı terör örgütü üyeliği suçunun temadi eden bir suç olması nedeniyle suç tarihinin yakalandığı tarih olan 20.03.2017 tarihi olduğu gözetilmeksizin gerekçeli karar başlığında hatalı olarak 2016 tarihi yazılmış ise de, bu durumun mahallinde düzeltilebileceği değerlendirilmiştir" dışında hükümde bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Oluş, iddia, mahkeme kabulü, sanık müdafiinin temyizinin kapsamı ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında;
a)Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal düzene karşı işlenen suçlar soruşturma bürosu tarafından 2017/68532 soruşturma numarasına kayden yürütülen soruşturma kapsamında, gizli tanık Garson'un, gerek Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/250 Esas sayılı dosyasında verdiği 16.02.2018 tarihli, gerekse Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan 18.04.2017 ve 27.04.2017 tarihli (KOM Daire Başkanlığında alınan) ifade tutanaklarında belirtildiği gibi, anılan örgütün mahrem yapılanması içerisinde yer alan Emniyet Genel Müdürlüğüne sızmış mensupları ile bunlardan sorumlu mahrem imamlarının örgütle irtibatı, bağlılık derecesi ve örgütsel konumu gibi stratejik önemi haiz bilgilerin kaydedildiği dijital materyallerin, Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliğinden alınan 18.04.2017 tarih ve 2017/2920 Değişik iş sayılı karara istinaden incelenmesi neticesinde düzenlenen veri inceleme raporunun, müsnet suç yönünden; gizli tanık beyanına ve gizli tanık tarafından teslim edilen dijital materyallere dayanılarak düzenlenmiş, sanığın örgütle irtibatını ortaya koyan bir belge olarak kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
b)Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, sohbet adı altındaki örgütün toplantılarına katılan, KOM Daire Başkanlığı tarafından gönderilen veri inceleme raporunda "FETÖ mensubu olup, gassalın elindeki meyyit olarak ifade edilen, zaafları olmayan, herşeyiyle kendisini örgüte teslim etmiş polis memurları " olarak belirtilen sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
c)Yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, ancak; Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen "Örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak karar yerinde sadece TCK’nın 58/9 uncu maddesinin gösterilmesi gerekirken, anılan maddenin atıf maddesi olarak kabulü ile uygulama yeri bulunmayan TCK’nın 58/6 ncı maddesi gereğince tekerrür uygulanmasına karar verilmesi" dışında bir hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 27.12.2018 tarihli ve 2018/2128 Esas, 2018/2677 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının c bendi gereği hüküm beşinci maddesindeki "delaletiyle ile TCK'nın 58/6 ncı maddesi" ibaresinin çıkartılması suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Manisa 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.03.2023 tarihinde karar verildi.