Hükümlünün yokluğunda verilen mahkumiyet kararının hüküm fıkrasında, yasa yolu başvurusunun süresi, başvuru şekli ve başlangıç süresi gösterildiği halde,yasa yolu mercii ve türü gösterilmediği, böylece yasa yolu başvuru hakkını kullanma konusunda tereddüte yol açıldığı, aynı zamanda sanığın yokluğunda verilen mahkumiyet kararın normal usule göre tebliğe çıkarılmasından sonra, tebligat memurunca, sanıkların adreslerini değiştirmeleri ve yeni adreslerinin belirlenememesi nedeniyle gerekçeli hükmün tebliğ edilemeyerek iade edilmesi durumunda, bu kez işlem tarihinde yürürlükte bulunan Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebligatın yapılması gerektiği gözetilmeden; doğrudan Tebligat Kanunun 35. maddesine göre sanığa yapılan tebligat usulsüz olup, Tebligat Kanunun 32. maddesi gereğince hükümlünün 01.02.2011 günlü öğrenme üzerine yaptığı temyiz isteminin süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5252 Sayılı Kanunun 9/1. maddesi, 01.06.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak 5237 Sayılı TCK.nun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceğini öngörmüşse de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 gün ve 162/173 Sayılı kararında açıklandığı gibi lehe olan yasanın belirlenmesi herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa, veya cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin hükümlerin uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılması zorunludur. Evrak üzerinde inceleme yapılabilmesi ise ancak belirtilen bu haller dışında söz konusu olabilecektir.