20. Hukuk Dairesi

Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "..." ibareli başvuru ile karar yerinde belirtilen davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında, başvuru kapsamında yer alan 24. ve 35. sınıf mal ve hizmetler yönünden, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunduğu, zira taraf markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetler benzer olduğu gibi dava konusu başvurunun asli unsurlarından birini oluşturan "..." ibaresi ile davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin de görsel ve işitsel olarak benzer bulunduğu, davacının “...” ibaresini esas unsur olarak içeren seri markalarının olduğu da gözetildiğinde, başvuru markasının davacının seri markaları arasına sızabileceği, bu durumda ortalama tüketicinin iki farklı marka karşısında olduğunu idrak edebilse bile marka kapsamında sunulan hizmetlerin aynı veyahut aralarında idari veya ekonomik bağlantı bulunan işletmelere ait olduğu intibasına kapılabileceği, bu nedenle tarafların marka işaretleri arasında ilişkilendirme ihtimalini de kapsayacak şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, diğer yandan davacı markalarının tekstil ve giyim sektöründe tanınmış olduğu, bu durumun taraf markaları arasındaki iltibası arttırdığı, her ne kadar davalı Kurum tarafından "..." ibaresinin pamuklu bir kumaşı ifade eden bir ibare olduğu, bu nedenle ayırt ediciliğinin düşük bulunduğu savunulmuşsa da, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12/10/2022 tarihli ve 2021/2679 E - 2022/6941 K sayılı ilamında "..." ibaresinin ayırt edici olduğu kabul edilerek, davacının ... ibareli markaları ile "..." ibareli marka benzer kabul edildiğinden, davalı Kurumun bu savunması yerinde bulunmadığı, ayrıca iltibas değerlendirmesinde marka kapsamlarının esas alınması gerektiğinden, tarafların faaliyet gösterdiği alanların farklı bulunmasının varılan sonucu değiştirmeyeceği anlaşılmakla, davalı şirket ve davalı Kurum vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap