43. Hukuk Dairesi
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, hukuki yarar yokluğu nedeni ile davanın reddinin gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin müvekkili tarafından usulüne uygun ve haklı bir şekilde feshedildiğini, taraflar arasında 04/03/2014 tarihinde bir sözleşme akdedildiğini ve davacı tarafından hizmet verilmeye başlandığını, ancak bir süre sonra servis firması hakkında çok sayıda şikayet gelmeye başladığını, bu hususlarda davacı şirketin birçok kez uyarıldığını, ancak uyarıların neticesiz kalması sebebi ile taraflar arasında akdedilen sözleşme ve teknik şartname gereğince müvekkili tarafından davacıya ceza faturaları düzenlendiğini, devam eden süreçte sorunların düzelmemesi sonucunda ise taraflar arasındaki sözleşmenin haklı olarak müvekkili tarafından feshedildiğini, müvekkili tarafından yapılan fesih bildiriminin de usulüne uygun olduğunu, TBK kapsamında davacının genel işlme koşullarının koruyucu hükümlerinden yararlanmasının hukuken mümkün olmadığını, davacının talep ettiği manevi tazminatın da hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafından talep edilen kar mahrumiyeti ve fiili zarar taleplerinin ise gerek taraflar arasındaki sözleşmeye ve gerekse de yasaya aykırı olduğunu, davacının, uğradığını iddia ettiği zararlarını ispat etmesinin gerektiğini belirterek öncelikle davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, davanın esasına ilişkin savunma ve itirazlarının kabulü ile huzurdaki davanın ve tüm davacı taleplerinin reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Mahkememizce görülüp karara bağlanan davanın, taraflar arasında akdedilen personel taşıma hizmet alım sözleşmesine yönelik tedarik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle tazminat istemine ilişkin olduğu, tarafların tacir olmasının genel işlem koşullarına ilişkin TBK 20 vd. Maddelerinin uygulanmasına engel teşkil etmediği, ancak taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri incelendiğinde, yukarıda açıkça izah edilen genel işlem koşullarına ilişkin şartların somut olay bakımından uygulanmayacağının anlaşıldığı ve yine davaya konu somut olayda, taraflar arasında akdedilen, "personel taşıma hizmet alım sözleşmesine yönelik tedarik sözleşmesi" hükümlerinin, yukarıda kısaca izah edilen sözleşme özgürlüğü ilkesine uygun olarak tanzim edildiği, buyurucu ve yasak koyan kurallar ile ahlâk ve âdaba aykırı olmadığı, ayrıca tarafların tacir olduğu ve bu haliyle de sözleşmenin her iki taraf açısından bağlayıcı olduğu ve bu bağlamda yapılan değerlendirmede de, gerek taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri ve gerek se mahkememizce alınan ve hukuki yönleri ayrık olmak üzere hükme esas alınan 31/05/2019 tarihli bilirkişi heyeti raporundaki tespitler birlikte incelendiğinde, sözleşmenin feshinin sözleşmede düzenlenen koşullara uygun olarak fesih edildiği ve haksız olmadığı ve bu haliyle de davacının davasını ispat edemediği sonuç ve vicdani kanaatine ulaşıldığından, davacı tarafından ispatlanamayan maddi ve manevi tazminat davasının reddine" dair karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın