İçtihat Pro — Emsal Kararlarla Güçlü Savunma — ictihatpro.com
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın
Karar Etiketleri
18.01.2023
KABULÜNE
ISTINAFHUKUK
HUKUK
Ceza Hukuku - Kamu Görevlisi
6100 sayılı HMK'nin 331. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde hakim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerinin takdir ve hükmeder. '... Konusuz kalma nedeniyle esas hakkında karar verilmeyen hükümlerde yargılama gideri dava tarihindeki haklılık durumuna göre gözetilir. Somut uyuşmazlıkta dava tarihi itibariyle davacının imzasını havi kambiyo senedinin dayanağını teşkil eden asıl borç ilişkisinde davalı alacağının halen devam ettiği ve dava tarihinden sonra, davacı yanında fer'i müdahil... tarafından yapılan ödeme nedeniyle davanın konusuz kaldığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu durumdan davalının dava tarihi itibarıyla haklı olduğu gözetilerek yargılama harç ve giderlerinden davacının sorumlu tutulması gerekirken hatalı değerlendirme ile davalı aleyhine hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.' (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/4806 E. 2020/5210 K. sayılı ilam) 6100 sayılı HMK'nin 331/1. maddesinden göre; davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde hakim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği nazara alınarak inceleme ve değerlendirme yapılmıştır. Somut olayda, mahkemece tarafların HMK'nin 331 maddesi uyarınca haklılık durum ve oranının belirlenerek yargılama giderlerine hükmetmesi gerektiği açıktır. Görev yönünden yapılan inceleme; Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
6102 sayılı TTK'nin 16/1. maddesinde de bütün ticari şirketler tacir olarak sayılmış, İkinci Kitabın "Ticari Şirketler"i düzenleyen Birinci kısımda yer alan 124/1. maddesinde de 136. maddesi hükmü aynen tekrar edilerek ticari şirketlerin kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibaret olduğu belirtilmiştir. Yeni Türk Ticaret Kanunu
6335 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve ticaret mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Ticaret mahkemelerinin görevi TTK'nin 5. maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1. bendinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir. Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise TTK'nin 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup, ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken, nispi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriter olarak kabul edilmiştir. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nin 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
1163 sayılı Kanuna aykırı olmayan birleşme, bölünme ve tür değiştirmeye ilişkin hükümlerinin kooperatiflere uygulanacağı ve kooperatiflerin de defter tutmak zorunda olduğu açıktır. Ayrıca 99. maddesinde tarafı olduğu hukuk davalarının ticari dava sayılacağı düzenlendiği gibi 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu
492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu" belirtilmiştir. Harçlar Kanunu
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu
3404 sayılı ilamında ilamsız takibe konu alacağa itiraz edildikten sonra açılan itirazın iptali davasının yargılaması sırasında borcunun ödenmiş olduğu ve bu yerde takibe itirazın haksızlığı kabul edildiği gözetilerek likit niteliğindeki alacak yönünden İİK'nin 67/2 maddesi gereğince icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Yukarıda yer alan bilgiler ışığında değerlendirme yapıldığında, bilirkişi heyeti tarafından yapılan tespitler uyarınca davacının uyuşmazlığa konu takipte haklı olduğu anlaşılmakla, mahkemece davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamıştır. Her ne kadar davalı tarafça ceza yargılamasında, yöneticilerin görevi kötüye kullandıkları iddiasıyla ilgili ceza yargılaması yapıldığı ve bekletici mesele yapılması gerektiği belirtilmiş ise de, bu talebin dosya kapsamına uygun düşmediği açıktır. Aidat alacağı ile birlikte gecikme faizi üzerinde icra inkar tazminatına hükmedilmesine yönelik yapılan itirazların incelenmesinde ise, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2016/4134 E 2019/618 K sayılı ilamında ''... -Dava, parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen davalı ortak aleyhine, davacı kooperatifçe girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava konusu aidat alacağı ve faiz oranları genel kurul kararlarına dayanmakta olup, miktarı bilinebilir, hesap edilebilir, belirlenebilir yani likit alacak niteliğinde olduğu kuşkusuzdur. Mahkemece, dava konusu alacağın bu niteliğine göre, davacı yararına İİK 67/2. maddesi uyarınca icra-inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, alacağın likit olmayıp yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle icra inkar tazminat isteminin reddi usul ve yasaya aykırı olmuş bozmayı gerektirmiştir.'' belirtilmiştir. Yine Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2016/4148 E. 2019/617 K. sayılı ilamı da benzer mahiyettedir. Davacı kooperatifin ortağı olan davalının gecikme cezasının tahsili için başlatılan icra takibinin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve inkar tazminatının tahsilini talebiyle görülen dava ile ilgili olarak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2009/2782 E. 2009/3756 K. sayılı ilamında da ''... Öte yandan, faiz oranları da aidat alacağının aslı gibi genel kurallarda belirlendiğine, aidatları ödeme günü, dolayısıyla temerrüt tarihi de genel kurul kararlarında kararlaştırıldığına göre temerrüt faizi miktarını davalı üyenin bildiği, hesap edebileceği ve belirleyebileceği kuşkusuz olup, likit alacak niteliği taşıyan faiz miktarı bakımından icra inkar tazminatı istenmesi mümkündür. İİK.’nin 67. maddesinde alacağın aslı ve fer’ileri bakımından, icra inkar tazminat istemi bakımından bir ayrım yapılmamış bulunmasına göre, ilke olarak davacının icra inkar tazminat isteminin kabulü yerine, yazılı gerekçe ile reddi doğru olmamıştır." belirtmiştir. Varılan sonuç itibariyle, takibe konu faiz miktarının genel kurul kararlarında kararlaştırıldığı ve likid olduğu nazara alındığında, bu miktar yönünden de icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yerinde olduğu anlaşılmaktadır. HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu
6100 sayılı HMK'nin 353/1-b1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu
5146 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce kooperatif hakkında "teşekkül" ibaresi kullanılmışken anılan Yasa ile "ortaklık" kavramı getirilmiş ve değişiklik gerekçesinde de, kooperatiflerin nitelikleri hukuki bakımdan tartışma konusu olduğundan "teşekkül" kavramı yerine "ortaklık" kavramı kullanılarak kooperatiflerin gerçek kimliklerini kazanmalarının sağlanması olduğu belirtilmiştir. Yürürlükten kalkan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu
HMK md.366/1
TTK md.124
K1163 md.3
K1163 md.99
HMK md.22
K1163 md.1
K6102 md.67/2
TTK md.16/1
K2004 md.179
K6100 md.331
K6100 md.1
TTK md.19/2
HMK md.355
K6335 md.5
HMK md.331/1
K6100 md.353
TTK md.4
TTK md.5
HMK md.369/1
TTK md.4/1
K6102 md.16/1
HMK md.353/1
K6100 md.5
HMK md.331
K6100 md.331/1
İİK md.67/2
K5146 md.18/1
HMK md.344
K492 md.2