11. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Metkumsan Kumlama ve Boya San.Tic. Ltd. Şti. işçilerinden ...'un 28.10.2015 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası sonucunda maluliyeti nedeniyle İstanbul Anadolu 20. İş Mahkemesinin 2018/399 E. sayılı dosyası ile rücuan alacak davası açıldığını ancak dava safahatında şirketin tasfiyesinin sona ererek sicil kaydının bulunmadığının anlaşılması üzerine İstanbul Anadolu 20. İş Mahkemesinin 2018/399 E. sayılı dosyasından 26.11.2020 tarihli ara karar ile kurumlarına yetki verildiğini ileri sürerek şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurumun yasalara uygun işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket tasfiye memurunda olduğunu, tasfiye memuru tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olmasının memurun sorumluluğunu gerektirdiğini, tasfiye memurunun iddia edilen eksik işlemlerini müvekkili kurumun tespit etmesinin mümkün olmadığını, ihyası istenen şirketin dosyasında yapılan incelemede; şirketin faaliyetlerinin devamında fayda görülmediğinden 23.05.2000 tarihinde alınan karar gereği tasfiyeye girdiğini ve tasfiye memuru olarak...'nun seçildiğini, 17.07.2000 tarihinde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yapılan ilanlarla alacaklılara çağrı yapıldığı, tasfiye ile ilgili başkaca işlemin bulunmadığını, dava dilekçesinde iddia edildiği üzere iflasa ilişkin veya şirketin müflis olduğuna dair herhangi bir bildirim ve kaydın bulunmadığını, dava konusu şirketin tasfiye sürecini tamamlamadığını ve faal olduğunu, yapılan işlemlerde ve davanın açılmasında müvekkilinin kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, bu nedenle de yargılama gideri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap