11. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıdan aldığı kumaşlara teminat olarak 40.000,00 Amerikan doları meblağlı bononun vade ve düzenleme tarihi açık olarak davalıya verildiğini, alınan kumaşlara karşılık tahsilat makbuzları ile ödemeler yapıldığını, bu ödemeler nedeniyle borç sona erdiği için teminat bonosunun geri istendiğini ancak davalının bu bonoyu iade etmediği gibi vade ve düzenleme tarihlerini doldurarak haksız icra takibine konu yaptığını, müvekkilinin mecburen davalı ile anlaşma yoluna gittiğini ve şifahen 33.000,00 TL üzerinde anlaşmaya varıldığını, davalıya müşteri çeklerinin verildiğini, bu çeklerin tahsil edildiğini ayrıca, davalı vekiline 1.500,00 TL bedelli on adet senet verildiğini, bu senetlerin de ödendiğini, buna rağmen icra takibine devam edilerek hacizli malların satışından 13.000,00 TL daha tahsil edildiğini haczedilen bazı malların zamanında satışı istenmediği için hacizlerin düştüğünü ancak malların yedieminde bulunamadığını ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile icra dosyası ile senedin iptaline, fazla yapılan ödemelerin reeskont faizi ile birlikte istirdatına %40 tazminatın davalıdan tahsiline, şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; takibe konu borcun kısmen ödenmiş olup bakiye alacağın ödenmediğini, davacının iddialarını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI 1.Mahkemenin 30.09.2013 tarih, 2011/576 E. ve 2013/201 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 28.10.2014 tarihli ve 2013/19070-2014/15640 sayılı ilamı ile dava değerinin toplam 63.344,72 TL olduğu, bu değer üzerinden peşin harç yatırılması gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 2.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından, davaya konu senedin, düzenleme ve vade tarihlerinin sonradan doldurulduğu ve kambiyo senedinin esaslı unsurlarını taşımadığı bu nedenle de senedin geçersiz olduğu, iddia edilmiş ise de senedin boş olan kısımlarının sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerektiği, davacının bu hususta yazılı delil sunamadığı, dava konusu senedin, davalı şirketten alınan kumaşlara teminat olarak verildiği iddia edilmiş ise de davaya konu kambiyo senedinin üzerinde açık bir ibarenin bulunmadığı, senedin teminat senedi olduğunu gösterir ve taraflarca imzalanmış yazılı bir belgenin sunulmadığı, davacının dava tarihi itibariyle, davaya konu senetten dolayı, davalıya bilirkişi tarafından tespit edilen tutar kadar borcunun devam ettiği, istirdata konu yapabileceği fazla ödemesinin mevcut olmadığı, maddi tazminata ilişkin talebinin ispata muhtaç olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile İstanbul 27. İcra Müdürlüğünün 2007/10117 E. sayılı dosyasına konu 12.11.2006 tanzim tarihli senetten dolayı, dava tarihi itibariyle 21.573,65 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebinin reddine,davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, davalının, kötü niyet tazminatı talebinin reddine ,davacının 1.000,00TL maddi tazminata ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; aralarında çelişki bulunan bulunan bilirkişi raporlarına rağmen çelişki giderilemeden karar verildiğini, dava konusu senedin teminat senedi olduğunu, senedin üzerinde tanzim ve vade tarihlerinin sonradan doldurulduğundan senedin geçerli olduğu gerekçesi ile hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, senedin teminat senedi olmadığının kabulü halinde dahi fazladan ödenen tutarların istirdatının gerektiğini, kötü niyet tazminatı hükmedilmemiş olamasının haksız olduğunu ileri sürerek ve re'sen göz önüne alınacak sebeplerle mahkeme kararının bozulmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının müvekkiline 21.880,63 TL borçlu olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiği halde davacının 21.573,65 TL borçlu olmadığının tespitine şeklinde hüküm kurulmasının doğru olmadığını ileri sürerek yerel mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, bonoya dayalı icra takibinden dolayı borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 100 üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1.Dava, 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesine dayalı menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. Davacı, taraflar arasındaki kumaş alım-satım nedeniyle davalıya 40.000,00 USD tutarlı teminat bonosu verdiğini, tüm borçlarını ödemesine rağmen, davalının teminat bonosunu dayanak yapmak suretiyle aleyhinde 57.560,00 TL asıl alacak ile faiz ve komisyon olmak üzere toplam 62.344,72 TL üzerinden genel haciz yolu ile icra takibi yaptığını, takibin kesinleştiğini, oysa takibe konu tüm borçların fazlasıyla ödendiğini iddia ederek icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve fazla ödemenin davalıdan istirdatına karar verilmesini istemiştir. Takibe dayalı menfi tespit davalarında, öncelikle takip tarihi itibariyle asıl alacak ve tüm ferileriyle birlikte borcun hesaplanması, takipten sonra ancak davadan önce yapılan tüm ödemelerin 6098 sayılı Kanun'un 100 üncü maddesi hükümlerinin dikkate alınması suretiyle mahsubu ile dava tarihi itibariyle borcun belirlenmesi, dava açıldıktan sonra yapılan ödemelerin de tespit edilerek bu ödemelerin icra dosyasının infazı sırasında dava tarihi itibariyle mahsup edilmek üzere hüküm kurulması Dairenin yerleşik uygulaması gereğidir. Somut uyuşmazlıkta dosyada birbiri ile çelişkili raporlar alınmış, raporlar arasındaki çelişki denetime elverişli olacak şekilde giderilmeden yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir. Şu halde yukarıda açıklanan ilkelere göre bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilerek denetime uygun rapor alınmak ve sonucuna göre karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir. 2.Bozma nedenlerine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. V.KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Mahkeme kararının BOZULMASINA, 2.Bozma sebebine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 19.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın