T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap
Karar Etiketleri
14.02.2023 REDDİNE ISTINAFHUKUK HUKUK Ticaret Hukuku 6100 sayılı HMK'nin 137. maddesinde yer alan emredici nitelikteki düzenlemeye uygun olarak ön inceleme duruşması yapılarak, ön inceleme duruşmasında tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların ayrı ayrı tespit edilmesi, uyuşmazlık konularının tespitinden sonra tarafların sulhe veya arabuluculuğa teşvik edilmesi, sulh ve arabuluculuktan sonuç alınamaması halinde ise anlaşamadıkları hususların tek tek tutanağa geçirilmesi suretiyle, tutanağın taraflara imzalatılması, tahkikatın ön inceleme tutanağı esas alınarak yürütülmesi, taraflarca üzerinde anlaşılamayan ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar için usulüne uygun şekilde delil gösterildiği takdirde tahkikat aşamasına geçilerek gösterilen delillerin toplanılması, belirlenen ihtilaf konusu çerçevesinde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek varılacak sonuç dairesinde davanın esasına ilişkin hüküm kurulması gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 353/1.a.6 ve 355. maddeleri gereğince kaldırılmasına, dairemizin kararına uygun şekilde yargılama yapıldıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine'' dair karar verilmiş ve mahkemece iş bu kaldırma kararından sonra 2022/244 E. sayısı dava dosyası ile devam edilmiştir. Turizm otelcilik Uzmanı, Mali müşavir ve TBK nitelikli hesaplamalar uzmanı tarafından düzenlenen raporda özetle; davaya konu 2015 ve 2016 dönemlerine ait ticari defter ve kayıtlar incelendiğinde davacının ticari defterlerinde davalı firmadan dava tarihinde 54.059,50 Euro alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerinde davacı firmaya 54.059,50 Euro borçlu olduğunun kayıtlı olduğu ve tarafların ticari defter kapanış bakiyelerinin karşılıklı olarak birbirini doğruladığı, sektörel bilirkişi yönünden yapılan incelemede ise 14 Temmuz ve 15 Temmuz terör olayları sebebiyle hem ülkemizde hem Fransa'da turizm sektörünün olumsuz etkilendiği, rezervasyon iptaline yoğunlaştığı ve satışının %32 oranının düştüğü bilgisi dahilinde sözleşme şartları gereği mücbir sebep olarak değerlendirmeye alınacağı, davacı acente tarafından 22.08.2016 tarihi itibariyle davalı otel adına yapılmış herhangi bir satış rezervasyonunun bulunmadığı, davalı otelin aktif satışlarının Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim aylarında gerçekleştiği, 22 Ağustos itibariyle 22 Ekim tarihine kadar her gün 30 odanın boş bırakılmadığı satışının devam ettiği, davacı acentenin sözleşme şartları gereği Nisan, Mayıs, Haziran, Eylül, Ekim aylarında satışının gerçekleşmediği yalnızca temmuz ve ağustos aylarında satışların gerçekleştiği , nitelikli hesaplamalar bilirkişisi yönünden yapılan incelemede ise, davacının ileri sürdüğü Olayların taraflar arasındaki ilişki bakımından mücbir sebep olarak nitelendirilemeyeceği ve buna bağlı olarak sözleşmenin 7. maddesi uyarınca davacıya iade edilmesi gereken bir tutarın bulunmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair karar verilmiş olup davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna yoluna başvurulmuştur. Davaya konu somut olayda, taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümleri nazara alınarak 28.03.2016 tarihli protokolün 7. maddesinde yazılı mücbir sebeplerin somut uyuşmazlıkta gerçekleşip gerçekleşmediğini incelenmesi gerekmektedir. 6098 sayılı Kanun’un “Aşırı ifa güçlüğü” başlıklı 138. maddesinde; ''Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır. Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.'' şeklindedir. İki tarafa borç yükleyen ve özellikle sürekli edimli sözleşmelerde sözleşmenin kurulması sonrasında taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durum sebebiyle bir taraf aleyhine sözleşme ifasının güçleştiği durumda anılan hüküm uyarınca sözleşme koşullarının uyarlanması gündeme gelir. Bunun için;1) Sözleşme yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi beklenmeyen olağanüstü bir durum borçludan kaynaklanmayan bir nedenle sonradan ortaya çıkmış olmalıdır. 2) Olağanüstü durum, sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olan olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine ağırlaştırmak suretiyle değiştirmiş olmalıdır. 3) Borçlu, borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmalıdır. İmkânsızlık hukukî veya fiili sebeplerden de kaynaklanabilir. Başka bir anlatımla sonraki imkânsızlık, maddi olaylar sebebiyle ortaya çıkabileceği gibi hukukî sebeplerden de doğabilir. Bu açıdan imkânsızlık, maddi imkânsızlık ve hukukî imkânsızlık olarak ikiye ayrılır (Kılıçoğlu, s. 649). Sözleşmenin ifasının maddi bir engel dolayısıyla hiç kimse tarafından yerine getirilememesi durumunda maddi imkânsızlığın varlığından söz edilebilir. Bu durum sözleşmenin hayatın olağan akışı içerisinde, piyasa koşullarında, dürüstlük kuralları çerçevesinde veya eşyanın tabiatı gereği borçlu dâhil hiçbir kimse tarafından ifasının mümkün olmamasıdır. Hukukî imkânsızlık ise; sözleşme gereği ortaya çıkacak olan borcun ifasının hukuk kurallarıyla yasaklanmış yahut bu tür bir kuralın uygulanması nedeniyle ifa edilebilirliğinin mümkün olmaması olarak tanımlanabilecek olup buradaki imkânsızlık hukukî bir nedenden kaynaklanır (Akman/Burcuoğlu/Altop, s. 906). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/(19)11-58 E 2022/40 K sayılı ilamında ''... Sözleşmenin kuruluşundan sonra tarafların sözleşme ile düzenledikleri menfaatlerini etkileyen durumlarda değişiklik (“önemli değişiklik”) olabilir. Sözleşme içeriği (sözleşme muhtevası) ve önemli değişiklikler arasındaki uyumsuzluk sözleşme riski olarak adlandırılır (Antalya, Osman Gökhan: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C. III, İstanbul 2018, s. 359). Maddi imkânsızlık niteliğinde olan ve Türk Hukuk Lûgatı’ndaki tanıma göre öngörülemeyen ve bunun sonucu olarak önlenemeyen, giderilmesi olanağı bulunmayan ve bir dış etkiden ileri gelen mücbir sebep (zorlayıcı neden) bir yönüyle sözleşme riski sorunudur. Zira, mücbir sebep sürekli nitelikteyse borcun ifası imkânsızlaşır ve borçlunun sorumlu olmadığı sonraki imkânsızlık (TBK m. 136) meydana gelir (Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop s. 1003). Bu hâlde taraflar arasında risk dağılımı yapılması gerekir. Bir başka deyişle, mücbir sebebin meydana getirdiği ifa imkânsızlığına kimin katlanacağı belirlenmelidir (Serozan, Rona: İfa, İfa Engelleri, Haksız Zenginleşme (Kocayusufpaşaoğlu, N./Hatemi, H./Serozan, R./Arpacı, A.: Borçlar Hukuku Genel Bolum C.3), İstanbul 2016, §15 N.4). 19. Mücbir sebebin en önemli unsuru kaçınılmazlık unsuruna değinmek gerekirse; mücbir sebep, mutlak ve kaçınılmaz olarak borcun ihlâline sebep olmalıdır. Kaçınılmazlık, objektif ve mutlak bir kavramdır. Sözleşmeye bağlılık ilkesine göre, sözleşmenin tarafları dürüstlük kuralı (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 3095 sayılı Kanun 6102 sayılı TTK'nin 18/2. maddesi uyarınca her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümü aslında objektif bir özen ölçüsü getirmekte ve tacirin ticari işletmesiyle ilgili faaliyetlerinde, kendi yetenek ve imkanlarına göre ondan beklenebilecek özeni değil, aynı ticaret dalında faaliyet gösteren tedbirli, öngörülü bir tacirden beklenen özeni göstermesinin gerekli olduğu kabul edilmektedir. Bilirkişi raporunda da belirtilmiş olduğu üzere 07.01.2015 tarihinde ... ve 13.11.2015 tarihinde ... Konser Salonu terör saldırısı gerçekleştirilmiştir. Taraflar arasında düzenlenen sözleşme tarihleri incelendiğinde ise; 1. sözleşmenin 01.07.2015 - 12.09.2015 dönemini kapsadığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle 07.01.2015 tarihinde ... terör saldırısını 1. sözleşmenin imzalanmasından altı ay önce düzenlendiği açıktır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/(19)11-58 E 2022/40 K sayılı ilamında da belirtildiği üzere bir olayın varlığı sözleşmenin kurulduğu sırada öngörülebiliyorsa ve buna rağmen sözleşmede gerçekleşmesi muhtemel o olaya ilişkin bir hüküm yoksa bunun riskini borçlunun üstlenmiş olduğu nazara alındığında, 1. sözleşme açısından mücbir sebebin gerçekleştiğinin kabul edilmesi yerinde değildir. 2. Sözleşme kapsamında inceleme yapıldığında; davacı tarafça Beyoğlu .... Noterliği vasıtasıyla ... yevmiye ve 23.12.2015 tarihli ihtarname ile belirtilen koşullarla davacının 2016 yılında da çalışma talebine bir yanıt verilmesinin istenildiği ve bu haliyle davacının 2. sözleşmeyi akdetmeye hazır olduğunu belirttiği, 2. sözleşmenin 28.03.2016 tarihli tek yetkili ön ödeme protokolünün imza edildiği anlaşılmaktadır. Bu haliyle 2. sözleşmenin imza tarihinden daha önceki bir süreçte gerçekleşen terör eylenimin mücbir sebep olarak ileri sürülmesinin yukarıda yer alan bilgiler ışığında yerinde olmadığı açıktır. Nitekim bilirkişi tarafından dosya içerisinde ibraz edilen faturalardan 15.07.2016 tarihinden sonra yapılan rezervasyonların olduğu, bu tarihten önce ve sonra yapılan rezervasyonların iptal edilmediği, otele gelinerek konaklamaların gerçekleştiği ve son rezervasyonlar tarihinin 30.08.2016-09.09.2016 olduğu tespit edilmiş ve bu haliyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. HMK'nin 353/(1)-b-2 maddesinde, "Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, Kanunu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu HMK md.353/1 K6100 md.137 K6100 md.353 HMK md.355 K4721 md.18/2 HMK md.137 TBK md.99 HMK md.3535 HMK md.353 TTK md.18/2 K6100 md.2 K6098 md.138 K6100 md.355