12. Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.09.2022 tarihli ve 2022/70 Esas, 2022/160 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir. 2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin, 28.12.2022 tarihli ve 2022/2179 Esas, 2022/2535 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren 07.03.2023 tarihli ve 2023/25053 sayılı Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; sanığın üst sınırdan cezalandırılması gerektiğinin gözetilmediğine, sanığın geçmişi ve kişilik özellikleri dikkate alınmadan yasal ve yeterli olmayan soyut gerekçelere dayalı olarak sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulandığına ve vesaire ilişkindir. B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; beyanlar arasındaki çelişkiler giderilmeden, kusur durumuna ilişkin yetersiz raporlara itibar edilerek, adil yargılanma hakkını ihlâl edecek şekilde eksik araştırma ve inceleme neticesinde sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğuna, kusuru bulunmayan sanığın beraatine karar verilmemesinin isabetsiz olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. İlk Derece Mahkemesince, 24.10.2021 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağı ve tutanakta yer alan kaza yeri krokisi, 24.10.2021 tarihli olay yeri inceleme raporu, Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 22.12.2021 tarihli uzmanlık raporu, 24.10.2021 ve 25.10.2021 tarihli görüntü izleme ile 24.10.2021 tarihli CD izleme tutanakları, sanık sürücünün alkollü olup olmadığını tespite yönelik Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinin 24.10.2021 tarihli raporu, ölen sürücünün ölüm sebebinin tespitine ilişkin Adli Tıp Kurumu Ankara Morg İhtisas Dairesi Başkanlığının 08.02.2022 tarihli otopsi raporu, meydana gelen kazadan dolayı yaralanan mağdurların sağlık durumlarına ilişkin raporlar, Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığınca soruşturma evresinde düzenlenen 17.12.2021 tarihli ve kovuşturma evresinde düzenlenen 23.06.2022 tarihli raporlar olmak üzere dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; Sanık sürücü ...'in, sevk ve idaresindeki Audi A3 marka otomobil ile 23.10.2021 tarihinde saat 21.40 sıralarında, açık havada, gece vakti, aydınlatması mevcut ve azami hız limitinin 70 kilometre/saat olarak belirlendiği yerleşim yeri dışında, bölünmüş, 10,5 metre genişliğindeki üç şeritli, asfalt kaplama, yüzeyi kuru, yatay güzergâhı düz, düşey güzergâhı eğimsiz, görüşe engel bir durumun ve yol sorununun bulunmadığı Turgut Özal Bulvarı'nı takiben Plevne Caddesi istikametine beyanına göre 80 - 85 kilometre hızla seyir hâlindeyken, makas atmak tabir edilen şekilde aniden ve yakın mesafeden araçların önüne manevra yapıp, araçlar arasından geçerek geldiği Siteler alt geçidinde, ön ilerisinde sağ şeritte seyreden sürücü Koray idaresindeki motosikleti sağ tarafından geçmeye (makas atarak sollamaya) çalıştığı esnada direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi sonucu sola doğru savrulduğu, bu sırada önüne kırdığı motosiklet tarafından aracının sol arka kesiminden çarpıldığı, orta refüje çarptıktan sonra tekrar sağa doğru savrulmasıyla mağdur sürücü İbrahim idaresindeki otomobilin ön kısımlarına dönerek çarpıp, tekrar savrularak orta refüje çarptıktan sonra önde seyreden ve içerisinde yolcu olarak şikâyetçi...'nun bulunduğu tanık sürücü ... idaresindeki otomobilin sol arka kesimlerine çarpması sonucu savrulan bu aracın da en önde seyreden tanık sürücü ... idaresindeki otomobilin sol yan kesimlerine çarpmasıyla zincirleme trafik kazası meydana gelmesi akabinde sanık ... ve yanında yolcu olarak bulunan mağdur ...nin olay yerinden kaçarak uzaklaştıkları ve bir parkta yaralı olarak kolluk görevlilerince yakalandıkları, kazadan yaklaşık 2 saat 3 dakika sonra saat 23.43 sıralarında alınan numuneye göre sanığın 169 miligram / desilitre - 1,69 promil alkollü olduğunun belirlendiği, ayrıca, sanığın (B) sınıfı sürücü belgesinin mevcut olduğunun tespit edildiği, trafik kazasının hemen ardından hastaneye kaldırılan motosiklet sürücüsü Koray'ın yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak, genel beden travmasına bağlı iskelet sistemi kemik kırıkları ile karakterli iç organ yaralanmalarından gelişen iç kanama sonucu aynı gün öldüğü, sanığın yönetimindeki otomobilde yolcu olarak bulunan mağdur ...nin hayat fonksiyonlarını ağır (6.) derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak ve yaşamını tehlikeye sokacak şekilde yaralanarak sanıktan şikâyetçi olmadığı, mağdur sürücü İbrahim'in etkisi basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilir ölçüde hafif nitelikte yaralanarak sanıktan şikâyetçi olduğu, kaza esnasında sadece başını eşinin omzuna vuran ve gebelik durumundan dolayı çocuğuna baktırmak için acile gelen şikâyetçi...'nun ise vücudunda haricen yaşamını tehlikeye sokan veya basit bir tıbbî müdahale ile giderilebilecek nitelikte herhangi bir lezyon saptanmadığı, olayın başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçlarının bu şekilde gerçekleştiği kabul edilmiştir. 2. Katılan mağdur ... duruşmanın 19.04.2022 tarihli ilk oturumunda; "... Trafik sakin şekilde ilerliyordu. Ben orta şeritteydim. Sağ şeritte motosiklet vardı. Ben Audi aracın sağ dikiz aynasından farlarını gördüm. Benim gittiğim araçla motosikletin gittiği en sağ şeritteki yol bölümünden makas atarak benim sağımdan geçerek önüme geçmek istedi. Bu esnada motosiklete çarptı. Çarpmanın etkisiyle motosiklet duvara çarptı. Sonrasında Audi marka ... benim önüme geçti, en sol şeritte bariyere çarptı, daha sonra bariyerden savruldu benim aracımla kafa kafaya çarptı, daha sonra tekrar bariyere çarptı, önündeki Şahin marka araca çarptı, daha sonra tekrar bariyere çarparak durdu. Ben aracımı durdurdum ve indim..." ve mağdur yolcu ... E. aynı oturumda; "... Aracı sanık kullanıyordu. Ben şoförün yanındaki koltukta oturuyordum, emniyet kemerim takılı değildi... Köprüye girmeden 50 metre öncesinde trafik ağırlaştı, sanık frene basarak yavaşladı, sağa doğru kırdı, o esnada hem arkamızdan hem önümüzden ses geldi. Bizim gittiğimiz ... en sol şeritteydi, trafik yavaşlayınca sanık öndeki araca çarpmamak için sağa doğru manevra yaptı, o anda bizim sağımızdaki şeritte bulunan Şahin marka araca sol arka tampon bölgesinden çarptı... Önde yanda sağımızda ya da solumuzda motosiklet yoktu... Ben soruşturma aşamasındaki ifademde 'makas atıldı' diye bir ifade vermedim. Nasıl makas atıldığını da bilmiyorum... 24/10/2021 tarihli emniyette müdafii huzurunda alınan... ifade ve altındaki imza bana aittir ancak ifademde 'makas atıldı' diye bir ifade vermedim. Bu hususu kabul etmiyorum. ... normal ilerliyordu...." şeklinde kazanın oluş şekline ilişkin anlatımda bulunmuşlar, şikâyetçi mağdur ...'in talebine uygun olarak davaya katılmasına karar verilmiştir. 3. Katılanlar ..., ... O., ...; kazayla ilgili görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığını ve sanıktan şikâyetçi olduklarını beyan etmişler, ölen motosiklet sürücüsü Koray'ın annesi, babası ve kardeşi olan şikâyetçiler ..., ... O., ...'ın duruşmanın 19.04.2022 tarihli ilk oturumunda taleplerine uygun olarak davaya katılmalarına karar verilmiştir. 4. Sanık ...; 80 - 85 kilometre hızla ve alkollü şekilde sevk ve idare ettiği Audi A3 marka otomobil ile bir arabayı solladığını, öndeki araçların birden yavaşlaması üzerine lastiklerin kaydığını, ilk duran arabanın arka çamurluğuna vurarak, kendisini kurtarmaya çalıştığını, arabaya vurunca kullandığı aracın dönmeye başladığını, motosikletli şahsı hiç görmediğini, yanında yolcu olarak bulunan arkadaşı mağdur ...nin soruşturma evresindeki makas attığı yönündeki beyanını kabul etmediğini, kazanın akabinde tedbiren olay yerinden 50 - 100 metre civarı uzaklaştıklarını, böyle bir kaza olmasından dolayı üzgün ve alkollü ... kullandığı için pişman olduğunu, kesinlikle motosiklete çarpmadığını beyanla üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir. 5. Tanık sürücü ... ve adı geçenin aracında yolcu olarak bulunan eşi katılan ... ile tanık sürücü ...'in ifadeleri dosyaya eklenmiştir. 6. Kusur durumuna ilişkin olarak; a) 24.10.2021 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağında; Audi A3 marka otomobil sürücüsünün, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Karayollarında trafiğin akışı" başlıklı 46 ncı maddesindeki "Aksine bir işaret bulunmadıkça sürücüler... Trafiği aksatacak veya tehlikeye sokacak şekilde ardı ardına birden fazla şerit değiştirmemek... Zorundadırlar." ve aynı Kanun'un "Hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak" başlıklı 52 nci maddesindeki "Sürücüler... Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak... Zorundadırlar." kurallarını ihlâl etmesi nedeniyle asli ve tam kusurlu olduğu, ölen sürücü ile kazaya karışan diğer araçların sürücülerinin herhangi bir kusurlarının bulunmadığı, b) Soruşturma evresinde Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığınca düzenlenen 17.12.2021 tarihli raporda; Audi A3 marka otomobil sürücüsü sanık ...'in, yönetimindeki otomobil ile gece vakti bölünmüş üç şeritli caddede seyri sırasında olay mahalli Siteler alt geçidine geldiğinde, yola gereken dikkatini vermeyip, hızını; yol, zemin, mahal, görüş ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara göre ayarlamayarak, seyir hızıyla girdiği Siteler alt geçidinde, önünde seyir hâlindeki tehlikeli biçimde yaklaştığı sürücü Koray idaresindeki motosiklete arkadan çarpması akabinde direksiyon hâkimiyetini kaybedip savrularak diğer araçlara çarpması biçimindeki dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareketiyle asli ve tam kusurlu olduğu, ölen sürücü ile kazaya karışan diğer araçların sürücülerinin herhangi bir kusurlarının bulunmadığı, c) Kovuşturma evresinde Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığınca düzenlenen 23.06.2022 tarihli raporda; Audi A3 marka otomobil sürücüsü sanık ...'in, "... sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahaldeki aydınlatmalı yolu takiben seyir halindeyken, trafiği tehlikeye düşürecek şekilde aynı yönde seyreden araçların önüne doğru aniden ve yakın mesafeden manevralar yaparak yaklaştığı olay mahallinde, önünde seyreden müteveffa sürücünün kullandığı motosikleti, kurallara aykırı olarak sağından tehlikeli biçimde geçtiği esnada direksiyon hakimiyetini kaybederek savrulmasıyla seyreden diğer araçlarla da çarpılmasıyla devam eden olay bütününde dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketiyle..." asli ve tam kusurlu olduğu, ölen sürücü ile kazaya karışan diğer araçların sürücülerinin herhangi bir kusurlarının bulunmadığı, Belirtilmiştir. 7. İlk Derece Mahkemesince, kusur durumuna ilişkin raporlara itibar edilip, kazanın oluşumunda sanığın asli ve tam kusurlu olduğu, ayrıca, kaza anında güvenli sürüş yeteneğini olumsuz olarak etkileyecek ölçüde alkollü olan sanığın bilinçli taksirle hareket ettiği kabul edilerek, bir kişinin ölümü ve biri nitelikli şekilde birden fazla kişinin yaralanmasından dolayı sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrasında tanımı yapılan taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. 8. İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kurulan mahkûmiyet hükmünde, "Suçun işleniş şekli ve özelliği, sanığın olaydaki kusuru meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı" biçimindeki gerekçelerle temel ceza alt sınırdan uzaklaşılıp 6 yıl hapis cezası olarak belirlenmiş, suçun bilinçli taksirle işlenmesinden dolayı hükmolunan cezada 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdîren (1/3) oranında artırım ve "Sanığın yargılama sırasındaki pişmanlığını gösterir tutum ve davranışları ve verilen cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri" biçimindeki gerekçelerle 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdîren (1/6) oranında indirim yapılarak, sonuç ceza 6 yıl 8 ay hapis cezası olarak tayin edilmiş, sanığın (B) sınıfı sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiş, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş süreler 5237 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanığa hükmolunan hapis cezasından indirilmiş, müdafii tarafından mahkûmiyet hükmü kurulması hâlinde lehine olan kanun maddelerinin uygulanması talep edilen sanık hakkında hükmedilen sonuç ceza gözetildiğinde, diğer kişiselleştirme kurumları olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve hapis cezasının adlî para cezası seçenek yaptırımına ya da diğer seçenek tedbirlere çevrilmesi hükümlerinin yasal engelden dolayı uygulanamayacağı sonucuna varılmıştır. 9. Sanığın, adlî sicil kaydı ve resmî nüfus kayıt örneği dava dosyasında mevcut olup, kaza tarihinde 48 yaşını doldurduğu ve daha önce alkollü olarak ... kullanmasından dolayı hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği anlaşılmıştır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Eksik İncelemeye ve Kusur Durumuna İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden Dosyada mevcut 24.10.2021 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağı, 24.10.2021 tarihli olay yeri inceleme raporu, Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 22.12.2021 tarihli uzmanlık raporu, kazanın oluş şeklini benzer biçimde ifade eden mağdurların ve tanıkların anlatımları, olayın gerçekleşme şekli ile sanığın taksirli davranışını dosyada mevcut delil durumuna uygun ve teknik verilere dayalı olarak açıklayan Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 23.06.2022 tarihli raporu birbirleriyle uyumlu olup, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar yeterince açıklığa kavuştuğu durumda artık yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmadığı da gözetildiğinde, sübuta yönelik gerekli araştırma ve incelemelerin yapıldığı, dava dosyasının tekemmül ettirildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, bu bağlamda maddî sorunun isabetli bir şekilde tespit edilerek, kazanın meydana geliş nedeni kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanıp, kazaya etken davranışın sanık tarafından gerçekleştirildiğinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin eksik incelemeye ve kusur durumuna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde bu nedenlere dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. Hükmolunan Ceza Miktarına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden 1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12-833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirle işlenen suçlarda, 5237 sayılı Kanun'un "Taksir" başlıklı 22 nci maddesinin dördüncü ve aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkralarında yer alan düzenlemeler birlikte göz önüne alınarak, failin kusur durumu öncelikle değerlendirilip, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı ölçütleri dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi ve temel ceza belirlenirken kasıtlı suçlarda uygulanması mümkün olan 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki "suçun işlenmesinde kullanılan araçlar", (f) bendindeki "failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı" ve (g) bendindeki "failin güttüğü amaç ve saik" ölçütlerine dayanılmaması gerekir. 2. Ayrıca, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." biçimindeki düzenleme uyarınca işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında orantı bulunması, böylece suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak yaptırımın haklı ve ölçülü olması gerektiği de göz önünde bulundurulmalıdır. 3. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; tam kusurlu olarak bir kişinin ölümüne ve biri nitelikli şekilde birden fazla kişinin yaralanmasına neden olan sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası tayin ve takdir etmek durumunda olan İlk Derece Mahkemesince, alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak, hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun bir ceza hükmedilmesi yerine orantılılık ilkesine aykırı biçimde temel cezanın 6 yıl hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle sanığa az ceza tayin edildiği anlaşıldığından, katılanlar vekilinin temel ceza miktarına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmüş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmuştur. 4. Öte yandan, başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları Olay ve Olgular başlığı altında (A-1) paragrafında ayrıntılı olarak açıklanan somut olayda; kazadan yaklaşık 2 saat 3 dakika sonra alınan numunenin incelenmesi sonucunda kanında 169 miligram / desilitre - 1,69 promil alkol bulunduğu belirlenen ve kandaki alkol oranının her saat için ortalama 0,15 promil azaldığına dair Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulunun raporlarında yer alan yerleşmiş kabulüne göre olay anındaki alkol düzeyi yaklaşık 1,99 promil olan sanığın, makas atmak tabir edilen biçimde aniden ve yakın mesafeden araçların önüne manevra yapıp, araçlar arasından geçerek geldiği Siteler alt geçidinde, ön ilerisinde sağ şeritte seyreden sürücü Koray idaresindeki motosikleti sağ tarafından geçmeye (makas atarak sollamaya) çalıştığı esnada direksiyon hâkimiyetini kaybederek, bir kişinin ölümü ve biri nitelikli şekilde birden fazla kişinin yaralanması ile sonuçlanan zincirleme trafik kazasına neden olduğunun kabul edilmesi karşısında, bilinçli taksir oluşturan hâllerin, güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde alkollü olarak ... kullanmanın yanı sıra makas atmak tabir edilen biçimde seyir ederek dikkatsiz ve ani hareketler ile art arda gereksiz şerit değişiklikleri yaparak trafik akışını tehlikeye düşürmek olduğu dikkate alınmaksızın, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.01.2019 tarihli ve 2017/12-701 Esas, 2019/6 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; somut olayın özellikleri de gözetilerek, bilinçli taksir oluşturan hâllerin, niteliği, gerçekleştirilme şekli ve sayısına göre sanığa hükmolunan temel cezada 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (1/2) oranında artırım yapılması yerine alt sınırdan (1/3) oranında artırım yapılmasının isabetsiz ve orantılılık ilkesine de aykırı olduğu anlaşıldığından, katılanlar vekilinin hükmolunan ceza miktarına ilişkin temyiz sebebi bu yönden de yerinde görülmüş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmuştur. C. Takdirî İndirim Nedenlerinin Uygulanmasına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden 1. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.11.2019 tarihli ve 2018/14-521 Esas, 2019/635 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kıstaslar, 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında, "...failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar..." şeklinde, uygulamada hâkimi sınırlayıcı değil yol gösterici nitelikte ve örnekseme yoluyla gösterilmiş; ancak, karar tarihinden önce, anılan fıkrada değişiklik yapılarak, takdirî indirim nedenleri tahdidi hâle getirilmiş ve takdirî indirim nedenlerinin uygulama alanı daraltılmıştır. 2. 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin, 27.05.2022 tarihli ve 31848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1 inci maddesi ile değişik ikinci fıkrasında, takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kriterler, "... failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri..." şeklinde sınırlı olarak sayılmış, ayrıca, duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışların, takdirî indirim nedeni olarak dikkate alınamayacağı ve takdirî indirim nedenlerinin kararda gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği ifade edilmiştir. 3. Ancak, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında 7406 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi ile yapılan değişiklikten önce de, takdirî indirim nedenlerinin varlığına ya da yokluğuna ilişkin kararların gerekçeli olması gerektiği; zira, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli yazılmasının zorunlu olduğu, takdirî indirim nedenlerinin uygulanmasına veya uygulanmamasına dair gerekçelerin hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygunluğunun Yargıtay denetimine tabi olacağı istikrar kazanan yargısal kararlarda vurgulanmıştır. 4. Gerekçe; verilen hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun olarak izah edilmesidir. Kanunî ve yeterli olmayan, dava dosyası içeriğine uymayan bir gerekçeyle karar verilmesi, kararın, kanunî bir gerekçeye dayanmaması nedeniyle hem kanun koyucunun amacına uygun düşmeyecek hem de tarafları tatmin etmeyerek keyfîliğe yol açacaktır. 5. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; daha önce alkollü olarak ... kullanmasından dolayı hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilen sanığın, yargılama sürecinde pişmanlığını samimi olarak gösterdiği davranışların somut dayanakları denetime olanak verecek şekilde açıklanmadan, "Sanığın yargılama sırasındaki pişmanlığını gösterir tutum ve davranışları ve verilen cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri" biçimindeki kanunda yer alan ibarelerin tekrarına dayalı soyut gerekçelerle sanık hakkında takdirî indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından, katılanlar vekilinin takdirî indirim nedenlerinin uygulanmasına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmüş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmuştur. D. Diğer Temyiz Sebepleri Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılanlar vekilinin ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünün (B) bendinin (3) ile (4) numaralı ve (C) bendinin (5) numaralı paragraflarında açıklanan nedenlerle katılanlar vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin, 28.12.2022 tarihli ve 2022/2179 Esas, 2022/2535 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.07.2023 tarihinde karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap