12. Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, davalı vekilinin, davacı vekilinin temyiz dilekçesiyle birlikte gerekçeli kararın kendisine 27.03.2019 tarihinde tebliğinin ardından 02.04.2019 tarihinde verdiği temyiz dilekçesinin katılma yoluyla temyiz olduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı vekili 30.05.2017 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının bir ilkokulda müdür yardımcısı olarak görev yapmakta iken, 22.07.2017 tarihinde görevden uzaklaştırıldığını, daha sonra 19.08.2017 tarihinde tutuklandığını, 09.01.2017 tarihinde tahliye olduğunu, tahliyenin ardından Nevşehir C.Başsavcılığının 10.03.2017 tarih ve 2017/660 sayılı kararı ile hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini, kararın kendilerine 21.04.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, idari soruşturma kapsamında davacının görevden uzaklaştırma tedbirinin devam ettiğini ve davacının maaşının 1/3'ünden mahrum kaldığını, bu nedenlerle davacının tutuklu kaldığı 154 gün için toplam 15.000 TL maddi, 500.000 TL manevi olmak üzere, gözaltı tarihi olan 18.08.2016 tarihinden bu yana işleyecek faizi ile birlikte tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuştur. 2. Davalı vekili 11.10.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde yetkili mahkemede açılıp açılmadığı ile tutukluğunun haksız olup olmadığının araştırılması gerektiğini, zararın ispat edilmediğini, talep edilen miktarın fazla olduğunu öne sürerek davanın reddini talep etmiştir. 3. Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.12.2017 tarihli ve 2017/141 Esas, 2017/262 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 11.03.2019 tarihli ve 2018/827 Esas, 2019/800 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.09.2021 tarih 2019/39265 sayılı tebliğnamesi ile davalı vekilinin temyiz talebinin kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle reddine, davacı vekilinin temyiz talebi bakımından ise; temyiz itirazlarının esastan reddiyle hükmün onanmasına karar verilmesi talep edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Davacı vekilinin temyiz istemi, davacının cezaevinde yaptığı harcamalar, yakınlarının kendisini ziyaret sebebiyle yaptıkları masraflar, açığa alınması sebebiyle maaşından yapılan kesintiler ve soruşturma sebebiyle davacının ödediği vekalet ücretinin de maddi tazminat kapsamında ödenmesi gerektiğine, hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğuna ilişkindir. 2.Davalı vekilinin temyiz istemi, davacıya maddi tazminat kapsamında ödenen soruşturma sürecindeki maktu vekalet ücretine yönelik talep olmadığından bu bedelin maddi tazminat kapsamında ödenemeyeceğine, hükmedilen manevi tazminat miktarını fazla olduğuna ve davalı lehine de vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Mahkeme gerekçesinde "... davacının gözaltında ve tutuklu kaldığı suçtan hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle uğradığı maddi zararın tespiti bakımından dosya mali müşavir bilirkişiye tevdii edilmiş, mali müşavir bilirkişi tarafından sunulan 15/11/2017 tarihli bilirkişi raporu ile; davacının 144 gün tutuklu kaldığı tespit edilerek, davacının tutuklanmadan önce öğretmen olarak çalıştığı aylık sabit kazancının 3.042,95-TL olduğu belirlenerek tutuklu kalınan sürelerin net ücret üzerinden hesaplandığı, bir günlük ücretin 101,43-TL olduğu, davacının tutuklu kaldığı süre içinde görevden uzaklaştırma tedbiri uygulandığı, idari soruşturmasının devam ettiği, bu nedenle maaşında 1/3 oranında kesinti yapıldığı, maaşının üçte ikisinin davacıya ödendiği anlaşılmış olup davacı hakkında maddi ve manevi tazminat talebi koşulları oluştuğundan 4.539,32-TL maddi tazminat (Her ne kadar bilirkişi raporuna göre 144 gün tutukluluk süresi belirlenerek, toplam 4.437,89-TL maddi tazminat hesaplanmış ise de, davacının talebi doğrultusunda gözaltına alındığı tarihin bilirkişi raporuna eklenmediği anlaşılmakla, 1 günlük ücret karşılığı olan 101,43-TL, 4.437,89-TL'ye eklenerek, toplam 145 gün hürriyetinden yoksun kalan davacının maddi zararı 4.539,32-TL olarak kabul edilmiştir.) ile davacının tutuklanmasına neden olan suçun FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçu olması nedeniyle davacının toplum nezdinde ciddi anlamda itibarının sarsılması, rencide olması, davacının tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı ile genel hukuk ilkeleri nazara alınarak, duymuş olduğu acı ve ızdırabı gidermeye yarayacak, huzur ve tatmin hissi oluşturmaya yönelik ölçüde ve sebepsiz zenginleşmeye neden olmayacak şekilde hak ve nesafet kurallarına uygun ve kabul edilebilir bir miktar olarak davacının sosyal ve ekonomik durumu ile tutuklu kaldığı süre ve "zenginleşmeye sebep olmama" hususu da göz önüne alınarak takdiren 15.000-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 19.539,32-TL tazminatın davacı ...'ın hürriyetinin kısıtlandığı tarih olan 18/08/2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı Hazine'den alınarak davacıya verilmesine, maddi ve manevi tazminatın istem bakımından fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir." denilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince öğretmen olarak davacının halen sürmekte olan idari soruşturma nedeni ile açıkta bulunduğu, tutuklanmadan önce idari tasarruf sonucu açığa alındığı anlaşılan davacının açıkta iken alamadığı ve kesinti yapılan 1/3 oranındaki maaşını ancak bağlı olduğu kurumdan yada idari dava yolu ile talep edebileceği gözetilerek, sadece soruşturma aşamasında kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde belirlenen 600,00 TL vekalet ücretinin maddi zarar kapsamında ödenmesine karar verilmesi gerekirken, davacının açıktan iken alamadığı 1/3 oranındaki maaş miktarının hesaplanıp ödenmesine dair hüküm kurulması ve hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğundan bahisle maddi tazminatın 600,00 TL, manevi tazminatın ise; 20.000,00 TL ve vekalet ücretinin 2.344,71 TL şeklinde düzeltilerek istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Tazminat davasının dayanağını oluşturan Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/1745 sayılı soruşturma dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 18.08.2016-09.01.2017 tarihleri arasında 144 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan soruşturma sonucunda davacı hakkında 2017/660 sayılı kararla 10.03.2017 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, gözaltına alınma ve tutuklanma tarihi itibariyle davanın yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğu, süresinde açıldığı ve yasal koşulların gerçekleştiği anlaşılmıştır. A. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; 1.Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre cezaevinde yapılan harcamalar ile yakınlarının kendisini ziyaret sebebiyle yaptıkları masrafların koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasına konu edilebilecek gerçek zarar kapsamında bulunmadığından davacı ve vekilinin bu miktarların da maddi tazminata dahil edilmesi gerektiğine yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir. 2.Davacının idari bir tasarruf olan açığa alınması nedeniyle maaşından yapılan kesintilerin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasına konu edilemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin bu konuya ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir. 3.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas, 1957/16Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilmeyeceği gözetilmelidir. Anılan ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin buna ilişkin temyiz sebebi de yerinde görülmemiştir. 4.Davacı hakkında hükmedilen manevi tazminat miktarının, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin edildiği anlaşıldığından verilen kararda hukuka aykırılık görülmemiştir. B. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; 1.Davacı vekilinin dava dilekçesiyle davacının tutuklandığı süreçte bir avukatın hukuki yardımından faydalanması nedeniyle ödediği avukatlık ücretinin de maddi tazminat kapsamında ödenmesine yönelik talebi bulunduğundan soruşturma aşamasında kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde belirlenen 600,00 TL vekalet ücretinin maddi tazminat kapsamında ödenmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. 2.Davacı hakkında hükmedilen manevi tazminat miktarının davacının gözaltında ve tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin edildiği anlaşıldığından davalı vekilinin manevi tazminat miktarına yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir. 3.Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır. C.Tebliğname Yönünden; Davalı vekilinin, davacı vekilinin temyiz dilekçesiyle birlikte gerekçeli kararın kendisine tebliğinin ardından verdiği temyiz dilekçesinin katılma yoluyla temyiz olduğu, davacının tazminat talep miktarının 515.000,00 TL olduğu, reddedilen toplam miktarın 494.400,00 TL olduğu ve bölge adliye mahkmesinin karar tarihi olan 2019 yılı kesinlik sınırının 58.800,00 TL olduğu, davalının temyiz isteminin kesinlik sınırı altında bulunmadığı, dolayısıyla hükmün davalı açısından temyizi kabil olduğu anlaşıldığındanu anlaşıldığından tebliğnamedeki ret öneren görüşe iştirak edilmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 11.03.2019 tarihli ve 2018/827 Esas, 2019/800 Karar sayılı kararında davacı ve davalı vekilleri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.07.2023 tarihinde karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın