Esas No
E. 2011/14744
Karar No
K. 2012/2054
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

1. Hukuk Dairesi         2011/14744 E.  ,  2012/2054 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ

Taraflar arasında görülen davada;

Davacı, tarafların ve dava dışı kardeşlerinin paydaş oldukları 117 ada 1 parsel sayılı taşınmazda 10 yıl önce paydaşların fiili taksim yaparak her hissedarın kullandığı kısmın belirlendiğini, kendisine taksim sonucu düşen bölümde taksimden önce mevcut miras bırakandan kalan ve davalının tasarruf ettiği ahır bulunduğunu, davalının paylaşımdan sonra bu ahırı kaldırması gerekirken hala kullanmaya devam ettiğini, ahırın bitişiğindeki iki adet evin ve bu ahırın kendisine zarar verdiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve ahırın yıkımına karar verilmesini istemşitir. Davalı, rızai paylaşım sırasında miras bırakandan kalan iki adet ahırdan birinin davacıya, diğerinin de kendisine kaldığını ve yıllardan beri bu şekilde kullanıldığını, yazılı bir taksim sözleşmesi bulunmadığını ve 10 yıllık sürenin geçtiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, kanıtlanan davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. -KARAR- Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 117 ada 1 parsel sayılı taşınmazı paylı mülkiyete tabi olduğu ve tarafların dava dışı kişilerle birlikte kaydan paydaş bulundukları anlaşılmaktadır. Davacı, çekişme konusu taşınmazın paydaşlar arasında fiilen paylaşıldığını ve kendisine isabet eden kısımda bulunan ahırın, anılan harici taksime göre davalı tarafından sökülmesi gerekirken, davalının kullanımına devam ettiğini ve bundan dolayı zarar gördüğünü ileri sürerek, eldeki davayı açmıştır.

Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamıyan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman istiyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya şuyun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.

Öte yandan, yurdumuzda sosyal ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere aşırı akım, nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu, izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler yapıldığı bir gerçektir. Bilindiği üzere M.K.nun 706, B.K.nun 2l3, T.K.nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Nevarki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş yada fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak ( fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya şuyun satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, " ahde ..." kuralının yanında M.K.nun 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pekçok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.

O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terkedildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, M.K.'nun müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.

Öte yandan, aynı paydaşların birden fazla taşınmazda malik olarak, her bir taşınmazın ayrı bir paydaşa tahsisi suretiyle yapılan harici taksime veya kullanma biçimine hukuksal değer tanınamaz. Böylesi bir kabul tarzı, taşınmazın mülkiyetinin adeta bir paydaşa terkedilmesi sonucunu doğurur ki, bu da T.M.K.'nun mülkiyete ilişkin ilkeleriyle bağdaşmaz. Somut olayda, çekişmeli taşınmaz bakımından oluşturulan bir parselasyondan veya fiili bir kullanım biçiminin oluştuğundan söz edilemez. Zira, fen bilirkişiler tarafından düzenlenen krokide paydaşların kullandıkları kısımların farklı taşınmazlarda kaldıkları görülmektedir. Öyle ise, uyuşmazlığın paylı mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmesi zorunludur. Olaya bu açıdan bakıldığında, dava konusu taşınmazda tarafların kullandıkları yerlerin bulunduğu dosya kapsamıyla sabittir. O halde, bu yönden davalının haksız elatmasından söz edilemez.

Ne varki, davacı, davalının kullandığı ahır nedeniyle zarar gördüğünü de ileri sürmüştür. Bilindiği üzere; T.M.K.'nun 693/1.maddesinde; " paydaşların herbiri diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir... Kullanma, diğer paydaşların haklarına bir engel teşkil etmemeli, yararlanma hakkını zedelememelidir. Somut olayda bu açıdan bir değerlendirme, hükme yeterli bir araştırma ve inceleme yapılmış değildir.

Hal böyle olunca; davacının, davalının kullandığı ahır nedeniyle zarar görüp görmediği, zarar söz konusuysa niteliği ve giderim yöntem ya da yöntemlerinin ne olduğu hususlarının, yerinde uygulama yapılarak uzman bilirkişi kurulundan rapor alınmak suretiyle kuşkuya yer bırakmayacak şekilde saptanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davalının, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk K6100 md.3 K1086 md.428
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.