Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı firmanın kısmi redde mesnet markalarının kullanım ispatına tabi olmadığından bu markalarının ciddi biçimde kullanılıp kullanılmadığının uyuşmazlığın özüne etki etmeyecek bir husus olduğunu, taraf markalarının birbirleriyle karıştırılma ihtimali doğuracak derecede benzer olduğunu, taraf markalarında ortak olan “...” ibaresinin markalarda geçen ve ayırt ediciliği en yüksek olan unsur olduğunu, bu ibarenin ortaklığından hareketle karşılaştırılan markaların aynı şirkete ait olduğu izleniminin uyanma ihtimalinin yüksek olduğunu, dava konusu edilen markanın kısmen reddedildiği hizmetler özelinde taraf markalarının aynı veya ilişkili hizmetlerde kullanılacağını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu taleplerin öncelikle zamanaşımından reddinin gerektiğini, dava konusu edilen ... kararında davalının ... sayılı markalarının kullanıldığının ispat edilemediği yönünde inşa olunan kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira davalının konut sektöründe markalarının ciddi biçimde kullandığının yeterli delille ispat edilebilmiş olduğunu, nitekim ... ’nin somut uyuşmazlığa emsal olabilecek ... sayılı mahkeme kararında da, davalının “...” markasının bir konut projesi kapsamında 2009 yılından günümüze kadar kullanıldığının ispatlanabildiğinin hüküm altına alınmış olduğunu, aynı şekilde yine emsal nitelikte bir dava olan ... sayılı kararında da davalı firmanın ... sayılı markasını “...”nde ciddi biçimde kullandığının hüküm altına alınmış olduğunu, davalının dava konusu edilen ... kararında kullanımının ispatlanamadığı ileri sürülen ... sayılı markaların kullanımını tevsik eden ve ilgili marka işlem dosyasına sunulmuş olan belge ve delillerin, ... Esas sayılı dosyasına sunulan deliller ile aynı olduğunu ve söz konusu davada davalının söz konusu markalarının ciddi biçimde kullanıldığının tevsik edilebildiğine dair hüküm verilmiş olduğunu, dava konusu edilen ... kararının bu yönüyle haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zaten de taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzediğini, zira davalının "..." ibaresiyle başlayan seri markalarının mevcut olduğunu, davacının markasının da ...” kelime kompozisyonundan oluştuğunu, dava konusu markada şube algısı yaratan “...” ibaresinin coğrafi yer adı olması itibariyle markasal hüviyette ayırt ediciliğinin bulunmadığını, “...” kelimesinin de jenerik bir ibare olduğunu, dolayısıyla dava konusu edilen markada esas unsurun “...” ibaresi olduğunun kabulünün gerektiğini, ayrıca taraf markalarında ortak olan “...” ibaresinin markaların baş tarafında yer aldığından tüketiciler tarafından öncelikli olarak algılanacağını, ayrıca taraf markalarının aynı/aynı tür emtialarda kullanılacağını, dava konusu edilen markanın tescili halinde davacının davalının markalarının tanınmışlığından ve etkisinden haksız bir biçimde faydalanacağını, davalının tescilli "...", "..." markalarının asli ve çekirdek unsuruna, hiçbir ayırt ediciliğe haiz olmayan “...” veya şube algısı yaratan ve yer adı niteliğinde olan "..." ibaresi eklenerek haksız kullanım hakkına sahip olacağını, davalının sınırsız sayıda marka yaratma imkanı olduğu halde, davalıya ait markalar ile, tanımlayıcı ibareler çıkarılınca ayırt edilemeyecek derecede benzer “...” markasını oluşturmasının da davacının kötü niyetinin açık bir göstergesi olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. YARGILAMA VE DELİLLER :
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın