8. Ceza Dairesi

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 25.06.2014 tarihli iddianamesi ile sanık ... hakkında hakkı olmayan yere tecavüz etme, tehdit ve hakaret suçlarından, sanık ... hakkında hakkı olmayan yere tecavüz suçundan kamu davası açılmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 23.12.2014 tarihli iddianamesi ile sanık ... hakkında tehdit suçundan kamu davası açılmış, açılan bu dava İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.12.2014 tarihli kararıyla İstanbul 21.Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/295 esas sayılı dosyası ile birleştirilmiştir. 2. İstanbul 21 . Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2016 tarihli kararı ile sanık ... hakkında hakkı olmayan yere tecavüz suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 154 üncü maddesinin birinci fıkrası,52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl hapis cezası ve 15.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, tehdit suçundan (...'ye kaşı eylemi nedeniyle) 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi,43 üncü maddesinin birinci fıkrası,53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, hakaret suçundan (...'ye karşı eylemi nedeniyle) 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası,43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, tehdit suçundan (...'ye karşı eylem, nedeniyle) 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası,53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. Sanık ... hakkından 5237 sayılı Kanun'un 154 üncü maddesinin birinci fıkrası,52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl hapis cezası ve 5.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ... ve müdafiinin temyiz istemi sanığın 25 yıldır suça konu taşınmazı kiracı sıfatıyla kullandığına ,taşınmazı işgalinin söz konusu olmadığına,sanığın 1991 yılında ...'nun yanında çalışmaya başladığına, Rasim'in ölümü üzerine işyerini bırakmadığına, ruhsatı üzerine alamadığı için ... Cafe işletmeciliği Ltd Şti yi ... ile kurduğuna, söz konusu şirketle katılanlar arasında yapılan kira sözleşmesinde kefil sıfatıyla imzası bulunduğuna, katılanların aradan geçen onlarca yıldan sonra her nedense taşınmazı işgal ettiği gerekçesiyle çeşitli suç duyurularında bulunduklarına ancak delil yokluğundan sanık hakkında kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararlar verildiğine, sanığın söz konusu dükkanı kiralamaya karar verdikten sonra katılanlarla irtibat kuramadığı için emlakçı kanalıyla kendilerine ulaştığına ,sözleşmenin malik olan ... tarafından imzalandığı haliyle önüne geldiğine bu durumu sorgulamadığına emlakçıya da güvenerek sözleşmeyi imzaladığına sanığın kirayı düzenli olarak 2012 yılına kadar ödediğine, ancak 2012 yılından sonra muhatap bulamadığı için ödeme yapamadığına, onlarca yıl kira ödemeden taşınmazı işgal etmenin hayatın olağan akışına uygun olmadığına, katılanların bunca yıl neden alacaklarını almak için girişimde bulunmadıklarının sorgulanması gerektiğine, kira sözleşmesinin sahte olduğu varsayılsa bile taraflar arasında kira sözleşmesinin her halükarda var olduğuna bu hususun İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/447 esas sayılı dosyasında verilen kararlada sabit olduğuna, katılanların açmış oldukları fuzuli işgal davasının taraflar arasında kira ilişkisinin bulunduğu kabul edilerek reddine karar verildiğine, hakkı olmayan yere tecavüz suçundan beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. Sanığın katılanlara ait telefonlara attığı mesajları işyerini kaybedeceği düşüncesiyle tepki olarak attığına, amacının tehdit ve hakaret olmadığına, mesaj içeriklerinde tehdit bulunmadığına, bir kısım mesajların beddua kapsamında olduğuna ,hakaret içerikli mesajları ise katılanların haksız ithamları ve suçlamalarıyla ekmek kapısının elinden alınmaya çalışılmasına tepki olarak yazdığına bu sebeple 5237 sayılı Kanun'un 129 uncu maddesinin uygulanması gerektiğine, sanık hakkında lehe hükümlerin uygulanmamasının yasaya aykırı olduğuna, beraat kararı verilmesi gerektiğine vesaireye ilişkindir. Sanık ...'in temyiz istemi suçu işlemediğine, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğuna, emekli olduktan sonra ek gelire ihtiyacı oluğu için söz konusu şirkette çalışmaya başladığına şirkette sadece resmi olarak ortak olduğuna,suçsuz olup beraatine karar verilmesi gerektiğine lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine vesaireye ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Katılanların ortak sahip oldukları iş yerlerini 1991 yılında ...'na kiraya verdikleri, ...'nun işyerini bir müddet işlettiği 1994 yılında vefat ettiği, onun ölümünden sonra 2001 yılına kadar ...'nun mirasçılarının suça konu taşınmazı kullandıkları ve söz konusu işyerini sanık ...'ın kurucusu ve ortağı olduğu ... Cafe ve Restoren İşletmeciliği Ltd.Şti'ne 2001 yılında devrettikleri, sanığın ortağı olduğu şirket vasıtasıyla 2001 yılından beri bir hakka dayanmadan katılanlara ait taşınmazı kullandığı gibi katılanlara ait başka bağımsız bölümleri de kiraya vererek gelir elde ettiği sanık ...'inde suça konu taşınmazı kullanan şirketin diğer ortağı olduğu sanıkların iştirak halinde katılanların taşınmazlarını işgal ettikleri ve sanık ...'ın hem katılanları korkutarak suça konu taşınmazı işgale devam etmek, hemde katılanların haklarını aramasına kızarak katılanların cep telefonlarına tehdit ve hakaret içerikli mesajlar gönderdiği iddiasına ilişkindir. Birleşen dosyada ise katılanlarla sanık arasında gayrimenkul'ün kiralanması hususunda ihtilaf bulunduğu, sanığın katılanların avukatlığını yapan tanık ...'ın bürosuna giderek söz konusu gayrimenkulün kendisine 100.000 Tl bedel ile satılmasını talep ettiği,katılanların taşınmazı satmayacaklarını öğrenmesi üzerine katılanların avukatına "iyilikle de olsa kötülükle de olsa ben burayı alacağım ve ölünceye kadar da olsa bu işin peşinde olacağım" diyerek tehdit suçunu işlediği iddiasına ilişkindir. IV. GEREKÇE 1.Sanıklar ... ve ... hakkında hakkı olmayan yere tecavüz suçundan verilen hükümlerin incelemesinde; Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5841 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 154/1. maddesi uyarınca sanıklar hakkındaki suçun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 73. maddesi gereğince şikayete bağlı hale getirilmesi karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaşma girişiminde bulunulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. 2. Sanık ... hakkında tehdit ve hakaret suçlarından verilen hükümlerin incelemesinde; A. Tehdit suçuna ilişkin hükümlere yönelik; 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen düzenlemeye göre, hükmün ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilebileceği cihetle somut olayda; sanık ... hakkında 23.11.2014 tarihli iddianame ile tehdit suçundan, 25.06.2014 tarihli iddianame ile hakkı olmayan yere tecavüz, tehdit ve hakaret suçlarından dava açıldığı, açılan davaların birleştirildiği, mahkemece verilen hükümde zincirleme şekilde tehdit suçundan hükümler kurulduğu ancak bu hükümlerin sanığın hangi iddianameye konu eylemlerine ilişkin olduğu anlaşılamadığından tehdit suçundan kurulan hükümler hukuka aykırı bulunmuştur. Birleştirilen davada 23.12.2014 tarihli iddianameyle tehdit suçundan açılan davanın zamanaşımına uğradığı da gözetilerek, diğer davaya konu edilen fiiller hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılarak hüküm kurulması gerekliyken, bu hususa uyulmaması hukuka aykırı bulunmuştur. B. Tehdit ve hakaret suçuna ilişkin hükümlere yönelik; Dairemizin 2020/2463 Esas sayılı dosyasında 01.10.2020 tarihli kararla, somut norm denetimi yoluyla iptal istemli başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 ... ve 2020/81 Esas, 2021/4 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin "01.01.2020 tarihi itibariyle... hükme bağlanmış ve kesinleşmiş dosyalarda .... Basit yargılama usulü uygulanmaz" bölümündeki hükme bağlanmış" ibaresinin Anayasanın 38 inci maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 38 inci maddesinde suçun kanuniliği ve cezanın kanuniliği güvence altına alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 7 nci maddesinin birinci fıkrasında da aynı güvencelere yer verilerek "lehe kanunun uygulanması ilkesi" benimsenmiştir. Maddi ceza hukukuna ilişkin hükümler içeren basit yargılama usulünün "hükme bağlanmış dosyalarda" uygulanmasını engelleyen 5271 sayılı Kanun'un geçici 5 inci maddesinin (d) bendindeki "hükme bağlanmış" ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle temyiz davasına konu dosyalarda lehe hükümler içeren 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması imkanının doğması ve bu konuda mahkemesince yeniden değerlendirme yapılması gerekmektedir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2016 tarihli kararına yönelik sanık ... ve müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.07.2023 tarihinde karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap