4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Davalı vekili 26/03/2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkili -------olduğunu, ortakların aynı zamanda kardeş olan -----davalı ------ tek pay sahibi olan ------- olduğunu, davalı ------- genel kurulu tarafından 22.07.2020 tarihlinde müdürlük görevinden azledilinceye kadar davacı ------ aynı zamanda tek pay sahibi de olan -----, davalı ------- münferit imzasıyla temsil ettiğini, müdürlük görevinden haklı sebeple azline kadar özellikle "müşterilerden,------ alacaklarının tahsili" işi ile aynı zamanda davacı ------ de tek pay sahibi olan------ ilgilendiğini, bu hususun davacı tarafından dava dilekçesinde açıkça kabul ve ikrar edildiğini, ne var ki davacı------ tek pay sahibi olan -------, münferit imza yetkisini kötüye kullanarak -------adına müşterilerden topladığı paraları, 5 adet müşteri çekini doğrudan zimmetine geçirdiğini ve------ sahip olduğu tüm taşınmazları da şirket genel kurulundan hiçbir izin almadan muvazaalı bir şekilde satış gösterip kendisinin tek pay sahibi olduğu davacı ------- devrettiğini, davacı ------ tek pay sahibi olan ------davalı -------- ait taşınmazları olan münferit imza yetkisini kötüye kullanıp, davacı--------devrettiğinden 2019 yılı bilançosu incelenirken tesadüfen haberdar olunduğunu, akabinde tapuda yapılan sorgulamalarda gerçek durumun tüm açıklığıyla ortaya çıktığını, bu usulsüz devirlere karşı -------davası açıldığını, açılan davanın yargılaması sırasında alınan bilirkişi raporuna göre davacı -------- toplam değeri 16.811.362,00 TL olan taşınmazları tek bir kuruş para dahi ödemeden davacı ------ devrettiğinin ortaya çıktığını, davacı ------ tek pay sahibi ---- usulsüz işlemleri bununla da sınırlı kalmadığını, davalı ------ ait tahsilat makbuzu ile teslim aldığı çekleri kendi adına takas hesabına koyduğu bilgisine tesadüfen ulaşıldığını, sonuçta davalı------ lehtarı olduğu toplam 5 (beş) adet 1.700.000 TL değerindeki çeki yine kendi adına ciro etmek suretiyle zimmetine geçirdiğini, bu usulsüz işleme karşı da ----- ile dava açıldığını, davacı ----- tek pay sahibi ----- bu dava açıldıktan sonra bu beş çekten ikisini iade ettiğini, toplamda 1.000.000,00 TL değerinde olan 3 çek için açılan davanın devam ettiğini, ------, bu ve benzeri hukuksuz eylemlerinden birisinin de --------- müşterilerinden elden tahsil ettiği alacakları" da zimmetine geçirmiş olması olduğunu, bu zimmetine geçirdiği paraları tıpkı bu davada yaptığı gibi daha sonra davalı ----- "borç" kaydı ile havale ettiğini, tüm bu ve benzer hukuksuzlukları yüzünden davacı ----- tek pay sahibi davalı şirket ------ haklı nedenlerle müdürlük görevinden azledildiğini, bu haklı azil kararının iptaline ilişkin davacı ------tek pay sahibi ---- dava açmışsa da bu talebi reddedildiğini, huzurdaki davada da davacı ------ ve/veya tek pay sahibi ---- davalı------ sözde borç olarak gönderdiğini ileri sürdüğü para havalelerinin ayrıntılarının incelendiğinde aslında tamamının davalı---- adına müşterilerden haricen tahsil ettiği ödemelerden ibaret olduğu ve bu tahsilatları muhasebeleştirmek yerine ya kendi hesaplarından ya da davacı ----- üzerinden davalıya borçmuş gibi gönderdiği ortaya çıkacağını, gerçekte davalı ----- ile ------arasında böyle bir borç ilişkisini gerektirecek hiç bir ticari faaliyet olmadığını, bu işlemlerin tamamen fiktif olduğunu, özellikle davalı ----- bu havalelerin yapıldığı dönemdeki ----- banka hesapları incelendiğinde bu paraların gerçekte kimden ve nasıl geldiği ortaya çıkacağını, öte yandan ------- icra dosyasında alacağın dayanağı olarak gösterilen ödemelerden bir kısmının "dava dışı----- yapıldığını, yaptıkları araştırmada bu paraların bir kısmının daha sonra davacı ---- dava dışı -------- tarafından iade edildiğin öğrenildiğini, hiç bir biçimde kabul anlamına gelmemek üzere zaten bu ve diğer gönderilen tutarların tamamı davalı ---- ticari alacaklarından elde edildiğini, gerçekten de bu paraların tamamı davacı ----- tek pay sahibi olan ----- aslında ------- müşterilerinden elden tahsil ettiği paralar olduğunu, yargılama sırasında bu durumun kesin olarak ortaya çıkacağını, yine kabul anlamına gelmemek üzere davalı ----- adına dava dışı şirkete bir para ödenmiş ise dava dışı şirketten istemesi gerekirken bunu ------ istemesi hukuken mümkün olmadığını, açıklanan bu nedenlerle dava dışı ------- ödendiği iddia edilen toplamda 119.500,00 TL kısım için husumet itirazları olduğunu, bir an için bu para geri istenebilecek olsa bile davacının da kabulünde olduğu gibi bu parayı aslında ------gönderdiği dava dilekçesinde de ikrar edildiğini, bu nedenle söz konusu tutarları alacak olarak isteyebilecek olanın davacı olmadığını, alacağın tümü açısından da davacının aktif husumeti olmadığından reddini talep ettiklerini, davacı ---- tek pay sahibi ----- olsun veya davacı ------ olsun bu paralar kendisine değil aslında davalı ---------ait olduğundan zaten ona ait olan bir parayı da geri isteyemeyeceğini, sonuç olarak davalı ----- hiç bir isim altında davacı ---------borcu bulunmadığını, tam tersine açıklanan nedenlerle alacaklı olduğunu, bu yüzden haksız açılan itirazın iptali davasının reddini istediklerinden bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik, öncelikle aktif ve pasif husumet ehliyeti itirazları hakkında karar verilmesine; davacının davasının reddine; takibinin kaynağı tutarların aslen davalı ----müşterilerinden tahsilata dayandığı ve 60.000-TL'sinin de dava dışı ----------. tarafından iade edildiğini bilen davacının haksız ve kötü niyetli olduğunun kabulüyle davacı aleyhine tüm takip toplamı üzerinden %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine; yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Taraf delilleri toplanmıştır.------ Dosyası incelendiğinde, alacaklısının------- borçlusunun -------- olduğu, 2019 yılından bakiye 100.000,00 TL alacak ile birlikte 2020 yılı içinde 469.500,00 TL alacakların toplam 569.500,00 TL asıl alacak için ilamsız takiplerde ödeme emri düzenlendiği, takibin borçluya 25.11.2020 tarihinde tebliğ edildiği ve borçlunun aynı tarihli itiraz dilekçesine istinaden takibin durduğu görülmüştür.Uyuşmazlık noktaları kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişiler------ tarafından sunulan 05/09/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı Yönünden, Davacı şirketin 2017-2021 arası yılları ilişkin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davalı şirketin 2020 yılına ilişkin ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, 2021 yılına ilişkin ticari defterlerinin GIB onaylı beratlarının süresinde alındığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, Davacı Alacağı Yönünden, a) Sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereğince,dava dışı -------- gönderilen 119.500,00 - TL.lik havale işlemi yönünden davalıya husumet yöneltilemeyeceği değerlendirmesinin mahkemeniz taktirinde bulunduğu, b) Davacı, havalenin borç olarak gönderdiğini iddia etmiş, davalı ise bu bedelin borç olarak değil, davalı şirketin müşterilerinden tahsil edilen, aslında davalı şirkete ait olan ödemelerin gönderilmesi şeklinde olduğuna dair beyanda bulunmuştur. Davalının bu yönlü beyanın vasıflı ikrar niteliğinde olduğu, rapor içeriğinde açıklandığı üzere vasıflı ikrarın bölünemeyen ikrar niteliğinde olması nedeniyle ispat külfetinin havaleyi gönderen taraf üzerinde bulunduğu, davalı firmaya gönderilen üç adet havale işleminde, bu bedellerin borç olarak gönderildiğine dair bir açıklama bulunmadığından, davacı alacağının ispata muhtaç olduğu kanaati bildirilmiştir.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın